İngilizce türkçe şimdiki zaman cümleleri örnekleri,

2012-12-01 12:42:00

 

İngilizce türkçe şimdiki zaman cümleleri örnekleri,  present continous tense şimdiki zaman ingilizce ve türkçe örnek ödev cümleleri 
We are waiting  the bus. Biz, otobüsü bekliyoruz.  
They are  listening the music. Onlar, müziği dinliyor.  
He is waiting at home now. O, şimdi evde bekliyor.  
I am going to theater early tonight. Ben, bu gece tiyatroya erken gidiyorum.  
These tourists are leaving from İstanbul next week. Bu turistler, gelecek hafta İstanbul'dan ayrılıyor.  
They are thinking about the examination now. Onlar, şimdi sınavın hakkında düşünüyor.  
I am answering the telephone. Ben, telefonu cevaplıyorum.  
My mother is talking at  the telephone. Benim annem, telefonda konuşuyor.  
We are watching an interesting program. Biz, ilginç bir programı izliyoruz.  
The baby is sleeping. Bebek uyuyor. 
You are getting fat. Sen, şişman oluyorsun.  
It is raining, I had to take a taxi. O yağıyor, ben, bir taksiyi almak zorundaydım.  
I am looking for my glasses. Ben, benim gözlüklerimi arıyorum.  
She is looking for her child. Onun çocuğunu arıyor.  
I am looking for my dog. Ben benim köpeğimi arıyorum.  
I am making a chair. Ben bir sandalyeyi yapıyorum.  
The old man and his son are going across the street. Yaşlı adam ve onun oğlu gidiyor.  
The boat is going across the river. Bot nehirin karşısına gidiyor.  
We are walking across the park. Biz parkın karşısını yürüyoruz.  
The woman is walking across the street. Kadın caddenin karşısına yürüyor.  
There are women sitting round the tree. Orada kadınlar ağacın etrafında oturuyor.  
The tourists are walking round the town. Turistler şehirin etrafında yürüyor.  
The children are sitting round the old woman. Çocuklar yaşlı kadının etrafında oturuyor.  
They are writing the letter now. Onlar, şimdi mektubu yazıyor.  
The women are drinking coffee. Kadınlar, kahveyi içiyor.  
The children are looking at the teacher. Çocuklar, öğretmene bakıyor.  
We are learning a lot of words. Biz, birçok sözcüğü öğreniyoruz.  
I am learning English. Ben, İngilizce'yi öğreniyorum. 
 I am telling English. Ben, İngilizce söylüyorum.  
He is going to Ankara by train. O, trenle Ankara'ya gidiyor.  
They are making a wall. Onlar, bir duvarı yapıyor.  
The children are coming in . Çocuklar geliyor.  
All the women are going for a walk. Bütün kadınlar, bir yürüyüş için gidiyor.  
The tourists are looking at the mosque. Turistler, camiye bakıyor.  
The tourists are listening to the music. Turistler, müziği dinliyor.  
The two men are walking along the coast.  İki adam, kıyı boyunca yürüyor. 
The old woman is looking for her dress. Yaşlı kadın, onun giysisini arıyor.  
He is looking for his bag. O, onun çantasını arıyor.  
The men are looking at the church. Adamlar, kiliseye bakıyor.  
The driver is waiting for the children. Sürücü, çocukları bekliyor.  
The teacher is waiting for her children. Öğretmen, onun çocuklarını bekliyor.  
The girls are laughing at the comic actor. Kızlar, komedyene gülüyor.  
My friends are laughing  the comic events. Benim arkadaşlarım, komik olaylara gülüyor.  
I am writing on the blackboard. Ben, karatahtada yazıyorum.  
They are eating the apples. Onlar, elmaları yiyor.  
They aren't drinking the coffee. Onlar, kahveyi içmiyor.  
I am going with my father. Ben, benim babamla gidiyorum.  
He is learning English with her friends. O, onun arkadaşlarıyla İngilizce'yi öğreniyor.  
They are walking in the garden with their teacher. Onlar, onların öğretmeniyle bahçede yürüyor.  
They are running to the garden with Ahmet. Onlar Ahmet'le bahçeye koşuyor.  
Everyone is carrying a bag. Herkes, bir çantayı taşıyor.  
The man is setting in the room. Adam odada oturuyor.  
The young man is talking with his friend. Genç, onun arkadaşıyla konuşuyor.  
I am coming from Ankara. Ben, Ankara'dan geliyorum.  
The girl is walking from the door to the window. Kız, pencereye kapıdan yürüyor.  
I am cutting the bread with a knife. Ben, bir bıçakla ekmeği kesiyorum.  
I am going to the cinema. Ben, sinemaya gidiyorum.  
The man is looking at the girl. Adam, kıza bakıyor.  
The man is looking at her. Adam, ona bakıyor.  
Everyone is coming. Herkes geliyor.  
It is getting cold.  O, soğuk oluyor.  
They are going  to the train. Onlar, trene gidiyor.  
He is looking at Zeynep with  empty eyes. O, boş gözlerle Zeynep'e bakıyor.  
He is now looking at the sandwiches in Zeynep's hands. O şimdi, Zeynep'in ellerinde sandeviçlere bakıyor.  
I am  thinking  thanking  for help. Ben yardım için teşekkür etmeyi düşünüyorum.  
He is smiling and is begining to walk. O gülümsüyor ve yürümeye başlıyor.  
He is smoking a cigarette. O bir sigara içiyor. 
Ahmet is standing near the table. Ahmet masanın yanında duruyor. 
Ahmet is sitting near the window. Ahmet pencerenin yanında oturuyor. 
Her cat  is sleeping under the chair.  Onun kedisi sandalyenin altında uyuyor.  
The rabbit is sleeping on the carpet.  Tavşan halının üstünde uyuyor. 
This  train is coming from Ankara. Bu tren, Ankara'dan geliyor.  
Hasan Bey is sitting on a chair. Hasan bey bir sandalyede oturuyor. 
He is reading a newspaper.  O bir gazete okuyor. 
She is reading a magazine.  O bir dergi okuyor. 
Ahmet is writing a letter to Zeynep. Ahmet, Zeynep'e bir mektup yazıyor.  
Fatma is putting soup in the soup plates.  Fatma çorba tabaklarına çorba koyuyor. 
He is eating my soup.  O , benim çorbamı yiyor. 
Zeynep is filling the glasses with water. Zeynep, bardakları suyla dolduruyor.  
Ahmet is looking at his wife's face. Ahmet, onun karısının yüzüne bakıyor.  
He is saying our event.  O , bizim olayı diyor. 
Hasan is looking  and laughing.  Hasan bakıyor, ve gülüyor.  
All the humans are waiting in the stop.  Bütün insanlar durakda bekliyor. 
He is drawing a map on the blackboard.  O , karatahtada bir harita çiziyor. 
The teacher is drawing a map of Turkey.  Öğretmen , Türkiye'nin bir haritasını çiziyor. 
A boy is opening  his  bag  and taking  a book  from  it. Bir oğlan, onun çantasını açıyor, ve, ondan bir kitabı alıyor.  
A  lazy  girl  is reading  a  magazine. Tembel bir kız bir dergi okuyor. 
A  lazy  girl  is reading  a  magazine  and  drawing  pictures  on it. Tembel  bir  kız  dergi  okuyor  ve  onun  üzerine  resimler  çiziyor.  
We are making "börek" at the table. Biz, masada börek yapıyoruz.  
They are all drinking tea at the restaurant. Hepsi lokantada çay içiyorlar. 
Zeynep is drinking lemonade. Zeynep, limonata içiyor.  
A lot of people are coming in and going out. Birçok insanlar giriyor ve çıkıyorlar. 
He is looking at the sports page.  O, spor sayfasına bakıyor. 
They are all laughing. Hepsi gülüyorlar. 
Ahmet and Zeynep are coming by train.  Ahmet ve Zeynep trenle geliyor. 
Ahmet is buying a newspaper from a newspaper boy. Ahmet gazeteci çocuktan bir gazete alıyor.  
You is bring your friend to our school again.  Sen bizim okulumuza senin arkadaşını tekrar getirirsin.  
You is going to the market. Sen, pazara gidiyorsun. 
My father is teaching  English at a school.  Babam bir okulda ingilizceyi öğretiyor. 
I am trying to teach Zeynep English. Ben Zeynep'e İngilizce öğretmeyi deniyorum.  
He is beginning to say a few English words. O birkaç İngilizce kelime söylemeye başlıyor. 
I am doing my homework. Ben, benim ödevimi yapıyorum.  
Everybody are standing under a big tree.  Herkes bir büyük ağacın altında duruyor. 
I am going shopping alone.  Ben yalnız alışverişe gidiyorum. 
I like music and painting very much. Ben, müzik ve resimden çok hoşlanırım.  
He is leaving our country at the end of this month. O, bu ayın sonunda bizim ülkemizden ayrılıyor.  
Ahmet are going with her. Ahmet, onunla gidiyor.  
The young men of the village are dancing. Köyün gençleri dans ediyor 
The old men of the village  under the trees are drinking sherbet. Köyün yaşlı adamları, ağaçların altında  serbet içiyor.  
A white horse is waiting in front of the bride's house.  Beyaz bir at, gelinin evinin önünde bekliyor.  
It is bringing you good luck. O, sana iyi şans getiriyor.  
Everybody are trying to get a coin. Herkes bir madeni parayı almayı deniyor.  
They all are talking and laughing. Onların hepsi konuşuyor, ve gülüyor.  
 Ahmet and Zeynep are going to England  after. Ahmet ve Zeynep, daha sonra İngiltere'ye gidiyor. 
Zeynep and they are now staying at Hasan Bey's sister's house. Zeynep ve onlar şimdi Hasan Bey'in kızkardeşinin evinde kalıyorlar. 
They are drinking tea on the balcony, Onlar, balkonda çay içiyor 
The guide is telling them very interesting  stories. Rehber, onları çok ilginç hikayeler söylüyor.  
I am watching the dresses in the shop.  Ben , mağazada elbiseleri seyrediyorum. 
I am going to give these to my friends. Ben, benim arkadaşlarıma bunlara vereceğim.  
There are a big crowd waiting at the customs. Orada büyük bir kalabalık, gümrükte bekliyor.  
You is bringing me the beautiful bag. Sen, güzel çantayı bana getiriyorsun.  
The small girls are selling books about Ankara.  Küçük kızlar , Ankara hakkında kitaplar satıyor. 
They are walking at a  garden. Onlar, bir bahçede yürüyor.  
You is working  the today good. Sen, bugün iyi çalışıyorsun.  
You is speaking  good  the  English always. Siz İngilizceyi daima iyi konuşuyorsunuz. 
You are nearly touching the car. Sen neredeyse, arabaya dokunuyorsun.  
The children are hearing the music. The children are hearing the music. 
The waiter is bringing you more bread. Garson, sana daha çok ekmek getiriyor.  
The waiter is bringing more toast. Garson, daha çok kızarmış ekmek getiriyor.  
The children are laughing the monkeys. Çocuklar, maymunlara gülüyor.  
The children are smiling the girls.  Çocuklar kızlara gülümsüyor. 
A keeper is putting  meat into the cages of the lions and tigers. Bir bakıcı , aslanların ve kaplanların kafeslerin içine et koyuyor. 
The parrots are making a lot of noise.  Papağanlar , çok gürültü yapıyor. 
It is broadcasting all declarations.  O, bütün bildirileri yayınlıyor. 
A guide is speaking about the pictures.  Bir rehber resimler hakkında konuşuyor. 
He is  crossing river by ship.  O nehiri gemiyle geçiyor. 
Everybody are  visiting the Anıtkabir. Herkes, Anıtkabir'i ziyaret ediyor.  
I am going to Turkey from England. Ben, İngiltere'den Türkiye'ye gidiyorum.  
I am not working today. Ben, bugün çalışmıyorum.  
They are coming  the hill. Onlar, tepeye geliyor.  
The ducks are swiming on the small lake.  Ördekler küçük gölde yüzüyor. 
The bus is going to the city.  Otobüs şehire gidiyor. 
He is cooking the vegetables. O, sebzeleri pişiriyor.  
Everyone are studying in the office.  Herkes ofisde çalışıyor. 
People are going there.  Halk oraya gidiyor. 
Ahmet is not singing.  Ahmet şarkı söylemiyor. 
I am talking by your father.  Ben babanızla konuşuyorum. 
You is listening me.  Siz beni dinliyorsunuz. 
Zeynep is making a cake.  Zeynep bir pasta yapıyor. 
It is raining now.  Şimdi yağmur yağıyor. 
We are waiting for the bus. Biz, otobüsü bekliyoruz.  
I am studying French this year. Bu yıl ben Fransızca çalışıyorum.  
They are thinking about the examination now. Onlar, şimdi sınav hakkında düşünüyor.  
I am catching the fly. Ben, sineği yakalıyorum.  
I am cleaning my computer. Ben, benim bilgisayarımı temizliyorum.  
I am  talking for you.  Ben, senin için konuşuyorum.  
I am correcting my mistake. Ben, benim hatamı düzeltiyorum.  
I am counting the children. Ben, çocukları sayıyorum.  
I am crying for  the ill brother. Ben, hasta erkek kardeş için ağlıyorum.  
I am cuting the watermelon. Ben, karpuzu kesiyorum.  
I am dancing by my baby. Ben, benim bebeğimle dans ediyorum.  
I am dieing from cold. Ben, soğuktan ölüyorum.  
I am telling every time. Ben, her zaman söylüyorum.  
The man is driving the big bus. Adam, büyük otobüsü sürüyor.  
You are droping  eggs. Sen, yumurtaları düşürüyorsun.  
We are eating the vegetables. Biz, sebzeleri yiyoruz.  
I am enjoying your dresses. Ben, senin giysilerini beğeniyorum.  
We are entering the garage now. Biz, şimdi garaja giriyoruz.  
The waters are falling  from high. Sular, yüksekten düşüyor.  
I am feeling happy already. Ben, şimdiden mutlu hissediyorum.  
I am not  fighting with your father. Ben, senin babanla kavga etmiyorum.  
I am filling the tea the cups. Ben, çayı fincanlara dolduruyorum.  
You are finding me at  the Ankara. Sen, Ankara'da beni buluyorsun.  
The tap is flowing  always. Musluk, her zaman akıyor.  
I am forgeting your name. Ben, senin ismini unutuyorum.  
We are gaining always. Biz, her zaman kazanıyoruz.  
We are getting the fruits. Biz, meyveleri alıyoruz.  
I am giving my book to my teacher. Ben, benim öğretmenime benim kitabımı veriyorum.  
I am going the cinema with my girl friend.  Ben, benim kız arkadaşımla sinemaya gidiyorum.  
Zeynep is hearing this noise. Zeynep, bu gürültüyü duyuyor.  
We  are helping our friend. Biz, bizim arkadaşımıza yardım ediyoruz.  
You are hurrying my friends.    Sen, benim arkadaşlarımı telaşlandırıyorsun.  
My mother is inviting you the dinner. Benim annem, seni yemeğe davet ediyor.  
The fishermans is killing the whales. Balıkçılar, balinaları öldürüyor.  
The actress is kissing the young man.  Aktris, genci öpüyor.  
My father is  knowing everything.  Benim babam, her şeyi biliyor.  
We are  laughing  everything.  Biz, her şeye gülüyoruz.  
I am  learning your telephone number. Ben, senin telefon numaranı öğreniyorum.  
We are leaving  from  Ankara now. Biz, şimdi Ankara'dan ayrılıyoruz.  
Your father is leting go to cafe. Senin baban kafeye gitmeye izin veriyor.  
I am liking  the your homeworks. Ben, senin ödevlerini beğeniyorum.  
Ahmet is not listening this lesson. Ahmet, bu dersi dinlemiyor.  
They are living in the cold countries. Onlar, soğuk ülkelerde yaşıyor.  
He is looking  the mountaines. O, dağlara bakıyor. 
I am losing my everything. Ben, benim her şeyimi kaybediyorum.  
I am loving  my girl friend. Ben, benim kız arkadaşımı seviyorum.  
We are making the dinner. Biz, yemeği yapıyoruz.  
I am meeting you in the cafe now. Ben, şimdi kafede seni karşılıyorum.  
I am not missing nothing. Ben, hiçbir şeyi kaçırmıyorum.  
I am  opening  the train's windows now. Ben, şimdi trenin pencerelerini açıyorum.  
We are passing the Keban barrage.  Biz Keban barajını geçiyoruz. 
My monkeys are playing in the circus.  Benim maymunlarım sirkde oynuyor. 
I am promising for to learn.  Ben söz veriyorum öğrenmek için. 
My daughters are putting  this table the flowers.  Benim kızlarım çiçekleri bu masaya koyuyor. 
We are reading every book in English.  Biz , ingilizcede her kitapı okuyoruz. 
I am receiveing the presents today.  Ben bugün hediyeler alıyorum. 
I am remembering your  friends' name.  Ben senin arkadaşlarının ismini hatırlıyorum. 
Ahmet is repairing that house.  Ahmet , şu evi tamir ediyor. 
We are resting in the park.  Biz parkda dinleniyoruz. 
We are runing in the open area now. Biz şimdi açık alanda koşuyoruz. 
I am saying the telephone numbers.  Ben, telefon numaralarını söylüyorum. 
We are seeing a ship on the horizon.  Biz ufukda bir gemi görüyoruz. 
They are selling  the very nice toys.  Onlar çok hoş oyuncaklar satıyorlar. 
We are sending a small box.  Biz bir küçük kutu yolluyoruz. 
I am not shaking the eggs.  Ben yumurtaları sallamıyorum. 
They are shouting with high sound.  Onlar yüksek ses ile bağırıyorlar. 
I am showing my photos my girl friend.  Ben kız arkadaşıma fotoğraflarımı gösteriyorum.. 
We are shuting the doors always.  Biz daima kapıları kapayoruz. 
They are sleeping in the tent.  Onlar çadırda uyuyorlar. 
We are smileing always.  Biz daima gülümseyoruz. 
They are not smoking a cigarette never.  Onlar asla bir sigara içmiyorlar.  
They are not spending the money very much.  Onlar parayı çok harcamıyorlar. 
You are standing near my teacher.  Siz benim öğretmenimin yanında duruyorsunuz. 
She is staying in the hotel.  O otelde kalıyor. 
It is stoping in the station always.  O daima istasyonda duruyor. 
We are surrounding the postman.  Biz postacıyı kuşatıyoruz. 
We are swimming on the pond.  Biz havuzda yüzüyoruz. 
We are  takeing a lot of thing. Biz, birçok şey alıyoruz.  
He is talking in the library. O, kütüphanede konuşuyor.  
We are teaching the chemistry. Biz, kimya öğretiyoruz.  
You is telling the names of friends.  Sen, arkadaşların isimlerini söylüyorsun.  
I am thanking my friends always. Ben, her zaman benim arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.  
I am thinking about  the museum tour. Ben, müze turu hakkında düşünüyorum.  
They are  throwing their bags. Onlar, onların çantalarını atıyor.  
I am touching the snake. Ben, yılana dokunuyorum.  
Ahmet is translateing from Turkish into English. Ahmet, İngilizce'ye Türkçe'den çeviriyor.  
We are traveling on the  sea.  Biz denizde seyahat ediyoruz. 
I am trying you. Ben, seni deniyorum.  
We are  turning to car. Biz, arabaya döndürüyoruz.  
I am understanding you. Ben, seni anlıyorum.  
I am  useing the computer every time. Ben, her zaman bilgisayarı kullanıyorum.  
We are visiting the Topkapı. Biz, Topkapı'yı ziyaret ediyoruz.  
I am not  waiting  my girl friend. Ben, benim kız arkadaşımı beklemiyorum.  
We are  walking from the coast. Biz, kıyıdan yürüyoruz.  
I am wanting to buy everything.  Ben her şeyi satın almayı istiyorum.  
We are  washing the grapes. Biz, üzümleri yıkıyoruz.  
They  are watching  the fossils in the museum.  Onlar, müzede fosilleri izliyor.  
They are working  this week. Onlar, bu hafta çalışıyor.  
I am  writeing a note always.  Ben, her zaman bir not yazıyorum.  
I am  washing  my hands always. Ben, her zaman benim ellerimi yıkıyorum.  
 

8333
0
0
Yorum Yaz