İngilizce günlük konuşma cümleleri örnekleri ve türkçe karşılıkl

2012-12-01 12:13:00

 

İngilizce günlük konuşma cümleleri örnekleri ve türkçe karşılıkları
 
When can we meet again, Ahmet? Ahmet, tekrar ne zaman buluşabiliriz? 
Can we have lunch together? Öğleyin beraber yiyebilir miyiz? 
Would you like a cup of tea or coffee? Bir fincan çay mı yoksa kahve mi istersiniz? 
Would you like some more cake? Biraz daha pasta ister misin? 
I'm very hungry. Çok açım. 
I'm on a diet. Perhizdeyim. 
It is very easy. Çok kolaydır. 
I would like to try it. Onu denemek istiyorum. 
I was very sorry when I heard it. Duyunca çok üzüldüm. 
Poor Fatma! Zavallı Fatma! 
My husband will come home early this evening. Kocam bu akşam eve erken gelecek. 
Perhaps we could go shopping together. Belki beraber alışverişe gidebiliriz. 
You must give up smoking, it's harmful for you health. Sigara içmeyi bırakmalısın, sağlığın için zararlı. 
Would you like some more tea, some more cake? Biraz daha çay, biraz daha pasta ister misiniz? 
Dinner is ready. Yemek hazır. 
Could you pass the bread, please, Fatma? Lütfen, ekmeği uzatır mısın Fatma? 
Pass me the salt, please, Ahmet. Ahmet, bana tuzu ver, lütfen. 
Please, can you pass me the salad, Ahmet? Ahmet, bana salatayı uzatabilir misin lüften? 
Fatma, would you like some more chicken or vegatables. Fatma biraz daha tavuk veya sebze ister misin? 
Can you pass me the sugar, please, Canan? Canan, lütfen bana şekeri uzatabilir misin? 
Pass me the salt, the bread, please. Bana tuzu, ekmeği uzatır mısın lütfen? 
I'm glad you liked it. Beğendiğinize memnun oldum. 
Can I help you, madam? Size yardım edebilir miyim, bayan? 
I want to buy a dress for myself? Kendim için bir elbise almak istiyorum. 
How much does it cost? Fiyatı ne kadar? 
Would you like anything else, Sir? Başka bir şey istiyor musunuz, efendim? 
Are they comfortable, Sir? Onlar rahat mıdır, efendim?  
I won't buy anything else either. Ben de başka bir şey almayacağım. 
I want 2 kilos of apples and a kilo of bananas. 2 kilo elma ve bir kilo muz istiyorum. 
How much is a kilo of pears? Bir kilo armut ne kadar? 
440 liras per kilo, madam. Kilosu 440 lira, hanımefendi. 
Strawberries are not in season yet. Henüz çileğin mevsimi değil. 
I want to buy an interesting book for my friend. Arkadaşım için ilginç bir kitap almak istiyorum. 
What would you recommend? Ne tavsiye edersiniz? 
Would you like a detective story or a novel? Dedetif hikayesi mi  yoksa bir roman mı istersiniz? 
Who are your favourite authors? En sevdiğiniz yazarlar kimlerdir? 
How much does this book cost? Bu kitabın fiyatı ne kadar? 
I enjoyed this book very much, would you like to read it? Ben bu kitabı çok beğendim, okumak ister misin? 
I'll do my best to find you a copy of this book. Sana bu kitabın bir nüshasını bulmak için elimden geleni yapacağım. 
What a pity, we missed that film. Ne yazık, biz o filmi kaçırdık. 
I want to have it repaired. Onu tamir ettirmek istiyorum. 
Can you repair it? Tamir edebilir misiniz? 
How much will it cost? Ne fiyata olur? 
I'm planning to go to London on the 10th of March. 10 Mart'ta Londra'ya gitmeyi tasarlıyorum. 
Please, extinguish your cigarettes. Lütfen, sigaralarınızı söndürün. 
Any time you like. Ne zaman isterseniz 
Call on us any time you like. İstediğiniz zaman bize gelin. 
Did you think about the details of your trip? Seyahatinizin ayrıntıları hakkında düşündünüz mü? 
My parents left for İzmir yesterday evening. Annem ve babam dün akşam İzmir'e gittiler. 
We hope to see you again. Sizi tekrar görmeyi umut ediyoruz. 
Anything else? Başka bir şey? 
How much do I owe you? Borcum ne kadar? 
It's about 300 metres from here. Buradan yaklaşık 300 metre. 
How long will it take? Ne kadar sürer? 
What time does the first train leave? İlk tren saat kaçta hareket ediyor? 
Why is the train so late? Tren neden bu kadar gecikti? 
I'll help you with pleasure. Size memnuniyetle yardım edeceğim. 
Does this bus go to the station? Bu otobüs istasyona gider mi?  
Will you help me to carry my bags, please? Çantalarımı taşımama yardım eder misiniz, lütfen? 
We took a taxi to go to the airport. Havaalanına gitmek için taksiye bindik. 
Come as fast as you can. Mümkün olduğu kadar çabuk gelin. 
You have been most helpful. Çok yardımcı oldunuz. 
What are the prices? Fiyatları nedir? 
Is there any mail for me? Bana hiç mektup var mı? 
There are two letters and a telegram for you. Sizin için iki mektup ve bir telgraf var. 
I'll wait for you in the lounge. Seni salonda bekleyeceğim. 
Did anyone ask for me? Beni birisi aradı mı? 
Someone wants to see you. Biri sizi görmek istiyor. 
What would you like to drink? Ne içmek istersiniz? 
There are so many things to see. Görülecek o kadar çok şey var. 
Where have you been? Neredeydiniz? 
As usual. Her zamanki gibi. 
Yes, I need one badly. Evet, çok ihtiyacım var. 
Your hair looks beautiful, Mrs. Fatma. Saçınız çok güzel görünüyor, Fatma Hanım. 
I think it's a good film. Galiba iyi bir film. 
Oh! It was a very exciting film. Ah! Çok heyecanlı bir filimdi. 
I liked it so much. Onu çok beğendim. 
I don't agree with you. Ben seninle aynı fikirde değilim. 
Mummy, my homework is finished. Anne, ev ödevim bitti. 
May I turn on the television? Televizyonu açabilir miyim?  
I want to watch the football match, Mummy. Ben futbol maçını seyretmek istiyorum, anne. 
What's on TV tonight? Bu gece televizyonda ne var? 
Is there anything worth watching? İzlemeye değer bir şey var mı? 
What shall we do this weekend, Ahmet? Ahmet, bu hafta sonu ne yapacağız? 
That's it. Tamam. 
I'm not hungry, yet. Henüz aç değilim. 
Let's have a game of tennis tomorrow morning. Yarın sabah bir tenis maçı yapalım. 
You play better than I do. Sen benden daha iyi oynarsın. 
Let's have a cup of tea now and rest a little. Şimdi bir fincan çay içip biraz dinlenelim. 
You won the game. Oyunu sen kazandın. 
Children get hurt very often. Çocuklar sık sık yararlanırlar. 
It's all right. Zararı yok. 
What's your trouble? Derdiniz nedir? 
I have a terrible pain in tooth. Bu dişimde feci bir ağrı var. 
You'll come to me every other day this week. Bu hafta bana gün aşırı geleceksiniz. 
Does it ache? Ağrıyor mu? 
At what time? Saat kaçta? 
Were you able to find a place to park your car? Otomobilini park edecek bir yer bulabildin mi? 
What's your complaint about your teeth? Dişlerinizden şikayetiniz nedir? 
When will Dr. Ahmet come? Doktor Ahmet ne zaman gelecek? 
He always comes at 4 o'clock. Her zaman saat dörtte gelir. 
I'm not feeling very well, Doctor. Kendimi iyi hissetmiyorum, doktor. 
I've a bad headache and sore throat. Başım ve boğazım ağrıyor. 
I've a bad headache. Başım ağrıyor. 
Do you have a temperature? Ateşiniz var mı? 
I'm not sure. Emin değilim. 
You must take care of your health. Sıhhatinize dikkat etmelisiniz. 
I have a high temperature. Çok ateşim var. 
I'll be in my hotel room all the afternoon. Bütün öğleden sonra otel odamda olacağım. 
She hasn't come back from office, yet. Henüz bürodan dönmedi. 
Can you call a little later? Biraz sonra arayabilir misin? 
What are you planning to do tonight? Bu gece ne yapmayı tasarlıyorsun? 
I'll be at home. Evde olacağım. 
Shall we go out to dinner? Yemeğe gidelim mi? 
Can I see your identification card? Kimlik kartınızı görebilir miyim? 
You're going too fast. Çok süratli gidiyorsun. 
May I have your licence? Ehliyetinizi görebilir miyim? 
Get into the car. Arabaya bin. 
There's something wrong with my car. Arabamda bir arıza var. 
I had an accident yesterday. Dün bir kaza geçirdim. 
Can you repair it? Tamir edebilir misiniz? 
Is my car ready? Arabam hazır mı? 
You look worried. Üzgün görünüyorsun. 
You look unhappy. Mutsuz görünüyorsun. 
Why won't you go to a doctor? Niçin, bir doktora gitmiyorsun? 
I've left my key inside the room. Anahtarımı odanın içinde bıraktım. 
I want to ask you a question. Size bir soru sormak istiyorum. 
I hope to see you next year. Umarım gelecek yıl görüşürüz. 
Best regards for the whole family. Bütün aileye en iyi dilerimi sunarım. 
You're late again. Yine geç kaldın. 
I missed the bus. Otobüsü kaçırdım. 
Isn't it a wonderful day? Güzel bir gün değil mi? 
I have an exam today. Bugün bir imtihanım var. 
I've bought a new watch. Yeni bir kol saati aldım. 
Could you describe him? Onu tarif edebilir misin? 
She, dresses well and always wears glasses. O, iyi giyinir ve daima gözlük takar. 
He's tall and handsome. O uzun boylu ve yakışıklıdır. 
He was a short man with black hair. Siyah saçlı kısa boyluydu. 
I want to make an appointment to see Mr. Boztepe. Bay Boztepe ile görüşmek üzere bir randevu istiyorum. 
I want to cancel my appointment. Randevumu iptal etmek istiyorum. 
I'd like to make an appointment for tomorrow. Yarın için bir randevu almak istiyorum. 
Can you come on Wednesday? Çarşamba günü gelebilir misiniz? 
Is that all right for you? Sizin için uygun mu? 
How do you feel like comming to the theater with me tonight? Bu gece benimle tiyatroya gelmeye ne dersin? 
Do you feel like coming to the pictures with me tomorrow night? Yarın akşam, benimle sinemaya gelmek ister misin? 
Let's go swimming on Saturday. Cumartesi günü yüzmeye gidelim. 
I can't swim Yüzemem. 
It is a good idea. İyi fikir. 
My sister is getting married next month. Gelecek ay kızkardeşim evleniyor. 
I'm glad to meet you. Sizinle tanışmaktan memnun oldum. 
May I sit here? Buraya oturabilir miyim? 
Excuse me is anybody sitting here? Afedersiniz, burada oturan var mı? 
Having a good time? İyi vakit geçiriyor musun? 
That's to expensive! Çok pahalı! 
Can you lower the price? İndirim yapabilir misiniz? 
How much is this watch? Bu saat kaç para? 
Could I use your telephone? Telefonunu kullanabilir miyim? 
Could I borrow your pen? Dolmakalemini ödünç alabilir miyim? 
Excuse me, does this bus go to Gold Park? Afedersiniz, bu otobüs Altın Park'a gider mi? 
When will you come back? Ne zaman geri döneceksiniz? 
I've got a present for you. Sana bir hediyem var. 
I have no money. Benim hiçbir param yok.  
Thanks for the lunch. Öğle yemeği için teşekkürler. 
Thanks for the tea. Çay için teşekkürler. 
I hope you enjoyed the meal. Umarım yemek hoşunuza gitmiştir. 
I hope you will pass the exams. Umarım sınıfını geçersin. 
I've had a lovely time. İyi vakit geçirdim. 
Does anybody want to go to the movies tonight? Bu gece sinemaya gitmek isteyen var mı? 
Do you feel like going to Bursa in the summer holiday? Yaz tatilinde Bursa'ya gitmek ister misiniz? 
That's a splendid idea. Çok güzel bir fikir. 
How about going to the seaside this weekend? Bu hafta sonu, deniz kenarına gitmeye ne dersiniz? 
What do you think of the new teacher? Yeni öğretmen hakkında ne düşünüyorsun? 
I agree with you. Seninle aynı fikirdeyim. 
I'm afraid I disagree with you. Korkarım, seninle aynı fikirde değilim. 
Is it possible to get tickets for Saturday night? Cumartesi akşamı için bilet almam mümkün mü? 
There aren't any tickets left. Hiç bilet kalmadı. 
Have you ever been to a theather? Hiç tiyatroya gittiniz mi? 
Rome was not built in a day. Roma bir günde inşa edilmedi. 
What's today? Bugün günlerden nedir? 
I am a stranger. Ben buranın yabancısıyım. 
 

2154
0
0
Yorum Yaz