Video

VİRGÜL, VİRGÜL İŞARETİNİN ÖZELLİKLERİ, GÖREVLERİ, KULLANIMI

30/12/2009 · Kategori: Turk_e Edebiyat Konusu

VİRGÜL, VİRGÜL İŞARETİNİN ÖZELLİKLERİ, GÖREVLERİ, KULLANIMI (1) anlatım

 

( , ): Virgül işaretinin kullanıldığı yerler şunlardır:

 

-Cümlede sıralanan eş görevli sözcükleri ve sözcük gruplarını ayırmada:

 

Örnek:

 

Önce ayağa kalktı, yavaş yavaş elini kaldırdı, konuşmaya başladı. (eylemleri)

 

Evini, arabasını, eşyalarını, her şeyini rehin verdi. (nesneleri)

 

Çocuğun büyümesi, topluma yararlı bir birey olması, geleceği yaratması epeyce zor bir iş. (eşit söz gruplarını)

 

 

-Anlama güç katmak için tekrarlanan sözcüklerin arasında:

 

Örnek:

 

Ona bir daha, bir daha sarılıp öptüm.

 

 

-Hitap sözcüklerinden sonra:

 

Örnek:

 

Sevgili yavrum,

 

Canım arkadaşım

 

 

-Seslenmelerden sonra:

 

Örnek:

 

Çocuklar, yerinize oturun.

 

 

-Sıralı cümleleri ayırmada:

 

Örnek:

 

Babası iyi bir avukattı, ailenin gelecek korkusu yoktu.

 

 

-Cümlede vurgulanmak istenen öğeden sonra:

 

Örnek:

 

Soğuk, oldukça soğuk bir gecede yola çıktılar.

 

Evimiz, her sıkıntıda sığındığımız sıcak bir yuvadır.

 

 

-Ara sözlü cümlelerde, ara sözün başında ve sonunda:

 

Örnek:

 

Geçen hafta, Çarşamba günü, yine toplantıya gelmemiştim.

 

Annem, yaşamımdaki en yakın arkadaşım, bana yüz çevirmişti.

 

 

-Adla soyadın yer değiştirip, soyadın başa yazıldığı durumlarda:

 

Örnek:

 

Güntekin, Reşat Nuri.

 

 

-Cümle başında onay bildiren "evet" ya da ret bildiren "hayır" sözcüklerinden sonra:

 

Örnek:

 

Evet, ben biliyorum.

 

Hayır, seninle gelemem.

 

 

-Adlaşmış sıfatlar cümlede bir addan önce gelirse adlaşmış sıfatı ayırmada:

 

Örnek:

 

Yaşlı, kadına birşeyler söylemek istedi.

 

Tembel, arkadaşlarını küçümsüyordu.

 

 

-İşaret zamirlerinin bir addan önce geldiği cümlelerde, işaret zamirlerinin ardından:

 

Örnek:

 

Bu, kitabın önsözüne eklenecek.

 

Şu, duvara asılacak.

 

 

-Yazıda, tırnak içine alınmamış, aktarma cümlelerde, kapama tırnağı yerine:

 

Örnek:

 

Ben bu işi yapamazsam çok üzülürüm, diyordu.

 

Yarın akşam bizde toplanalım, dedi.

 

 

-Cümle başında kullanılan bağlaçlardan sonra:

 

Örnek:

 

Kaldı ki, bu şehir onu mutsuz etti.

 

Ne var ki, adam böyle işlere alışık değildi.

 

 

-Ondalık sayılarda kesirleri belirtmede:

 

Örnek:

 

15,300  - 10,50

VİRGÜL, VİRGÜL İŞARETİNİN ÖZELLİKLERİ, GÖREVLERİ, KULLANIMI (2) anlatım.(DevaMı DeğiLDir)

-Cümlede özneden sonra; �genellikle de uzun cümlelerde kullanılır.�

 

Örn:

 

Eylül, buranın en güzel, en neşeli, en canlı ayıdır.

 

 

-Bir düşünceyi kabul ya da reddetmek için kullanılan �EVET, HAYIR, YOK�� gibi sözcüklerden sonra:

 

Örn:

 

Yok, ben bu işe karışmam.

 

Evet, senin dediğin doğruymuş.

 

 

-Tamlama kurmuş görünüp anlam kargaşası yaratan sözcükler arasına:

 

Örn:

 

Küçük ağacın arkasına saklandı.

 

Küçük, ağacın arkasına saklandı.

 

 

-Bağımlı sıralı cümleleri ayırmak için:

 

Örn:

 

İki günde bir, sırtına bir giysi geçiriyor, Galata�daki yazıhaneye damlıyor, orada oturuyor, çevresindekilere sorular soruyor, hesapları tartışıyor, bir çeşit denetleyici görevi yapıyordu.

Cümle anlamı kavramlar konu anlatımı

20/12/2009 · Kategori: Turk_e Edebiyat Konusu

Özeleştiri

Örnek: Yayımlamakta aceleci davrandığım için bu romanımın hatalar içerdigini söyleyebilirim.

Örnekte yazar kendisi hakkında olumsuz özeleştiride bulunmuştur...


Cümle anlamı kavramlar

Cümle, yargı bildiren sözcük ya da söz öbeğidir. Bir sözün yargı bildirmesi, şahıs ve kip bildirecek biçimde çekimlenmesine bağlıdır. Bu özelliği gösteren tek bir sözcük cümle olabileceği gibi birbirini tamamlayan birçok sözcük de cümle özelliği gösterebilir. Yani “geliyorum”, “hastayım” sözleri de cümledir; “Dün seni okulun bahçesinde arkadaşlarınla gezerken görmüştüm.” de cümledir. Daha uzun cümleler de kurulabilir.

Bizim burada üzerinde duracağımız konu cümlenin yapısal özellikleri değil anlamlarıdır. Sınavlarda çıkan cümle anlamıyla ilgili soruları iki grupta değerlendirebiliriz. Birincisi cümlelerin anlamca eşleştirilmesi şeklindedir. Bir bilgi gerektirmeyen bu tür soruların çözümünde cümlelerin ifade ettiği anlamların iyi kavranması gerekir. Kimi zaman ise bu şekilde eşleştirme sorulmaz da cümlede anlatılmak istenenin ne olduğu, sözü edilen düşünceyle, hangi cümlenin aynı doğrultuda olduğu ya da sözü edilen düşünceyle hangi cümlenin çeliştiği sorulabilir

Bazı cümle anlamı soruları da cümle tamamlama biçiminde olabilir.

İkinci grup cümle anlamı soruları ise kavramlar ve duygularla ilgilidir. “Tanım, üslup, değerlendirme, öznellik, nesnellik, karşıtlık, eşitlik, karşılaştırma, önyargı, neden-sonuç, koşula bağlılık, beğenme…” sorulan kavram ve duygulardan bazılarıdır. Bunlardan önemli gördüklerimizi açıklayarak konuyu pekiştirelim.

TANIMLAMA

Bir şeyin ne olduğunu anlatan cümleler tanım cümleleridir. Bu tür cümleler “Bu nedir?” sorusuna cevap verir. Örneğin, “Sözcük, dilin anlamlı en küçük parçasıdır.” cümlesinde tanım yapılmıştır. Çünkü, “Sözcük nedir?” sorusuna cevap verir.

ÜSLUP

Sanatçının dili kullanma biçimi, anlatım şekli üslupla ilgilidir. Cümlelerin uzunluğu, kısalığı, sözcük seçimi, sanatlı ya da yalın oluş, sanatçının üslubunu ortaya koyar. Örneğin, “Sanatçı eserinde gerçekleri dile getirir.” cümlesi üslupla ilgili değildir. Çünkü anlatımdan söz edilmemiş. Ancak “Sanatçı, eserinde gerçekleri kısa, yalın cümlelerle dile getirmiş.” sözü üslupla ilgilidir.

 

KARŞILAŞTIRMA

 

Bir düşünceyi ya da kavramı daha anlaşılır hale getirmek için onu başka bir düşünce ya da kavramla herhangi bir yönden değerlendirmeye denir. Karşılaştırma, ortak ya da farklı yönlerden yapılabilir. Örneğin “Ahmet’in boyu Ali kadar uzundur.” cümlesinde Ahmet ve Ali boyları yönünden karşılaştırılmışlardır. “Ali, Ahmet’ten çalışkandır.” cümlesi de bir karşılaştırmadır. Karşılaştırma çalışkanlık yönünden yapılmış. “Ahmet gezmeyi çok sever, Ali ise ders çalışmayı tercih eder.” cümlesinde de karşılaştırma vardır. Ali ve Ahmet sevdikleri durumlar yönünden karşılaştırılmışlardır.


Karşılaştırmayla benzetmeyi karıştırmamalıyız. Karşılaştırmada üstünlük, aşağılık ya da aynı seviyede olmak gibi bir derecelendirme vardır. Benzetmede bu görülmez. “O aslan gibi bir delikanlıdır.” cümlesinde benzetme vardır. Ancak “O aslan kadar güçlüdür.” cümlesinde karşılaştırma vardır; çünkü birincisinde benzerlik, ikincisinde derecelendirme söz konusudur.

 

ÖZNELLİK VE NESNELLİK

 

Kimi yargıların kişiden kişiye değişen göreli bir yanı vardır. Bu yargıların doğru ya da yanlış olduğu kanıtlanamaz. Söyleyenin yorumunu içeren bu tür yargılara öznel yargılar denir. Örneğin “En beğenilen edebiyat türü romandır.” cümlesinde beğeni ifadesi, söyleyenin yorumuna bağlıdır ve bu yorum kişiden kişiye değişir.

 

Doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişmeyen, kanıtlanabilir bir bilgi özelliği taşıyan ve söyleyenin yorumunu içermeyen yargılar ise nesneldir. Örneğin, “En çok satan romanlar aşk romanlarıdır.” cümlesi nesneldir. Çünkü satış rakamları incelenerek kanıtlanabilecek bir bilgi cümlesidir.

 

DEĞERLENDİRME

 

Bir sanat eserinin, sanatçının ya da herhangi bir durumun iyi ya da kötü yönlerini ortaya koymaya veya özelliklerini belirlemeye değerlendirme denir. Değerlendirmeler öznel ya da nesnel nitelik gösterebilir. Örneğin “Sanatçı şiirinde yabancı sözcüklere hiç yer vermemiş.” cümlesi nesnel bir değerlendirmedir. Ancak “Şiirde her insanı derinden etkileyen hayal alemlerine yer verilmiş.” cümlesi öznel bir değerlendirmedir.

Değerlendirme belli bir eser, kişi ya da durum üzerine yapılır ve genel kanı niteliği taşımaz. 

KOŞULA BAĞLILIK

Bir eylemin ya da durumun gerçekleşebilmesi için önceden olması gereken başka bir durumun varlığı, koşula bağlılıktır. Örneğin “Sizinle gelirim, ama önce bu işi bitirmeme yardım ederseniz.” cümlesinde “gelme” eyleminin olması “yardım etme” eyleminin gerçekleşmesine bağlıdır. Koşul olarak ileri sürülen durum gerçekleşmezse sonuç olacak durum da gerçekleşmez. Cümledeki koşulu bulabilmek için yükleme “hangi şartla, hangi taktirde” gibi sorular sorulabilir.

NEDEN – SONUÇ

Bir eylemin hangi gerekçeyle ya da hangi nedenden dolayı yapıldığını bildiren cümlelerde neden-sonuç ilgisi vardır. Bunu bulmak için yükleme “niçin” sorusu sorulabilir. Bu tür sorularda neden-sonuç sorulabileceği gibi hangi gerekçeyle yapıldığı da sorulabilir.

öznellik ve nesnellik konu anlatımı, Eleştiri Nedir,Eleştiri Örn

20/12/2009 · Kategori: Turk_e Edebiyat Konusu

öznellik ve nesnellik konu anlatımı

Kimi yargıların kişiden kişiye değişen göreli bir yanı vardır. Bu yargıların doğru ya da yanlış olduğu kanıtlanamaz. Söyleyenin yorumunu içeren bu tür yargılara öznel yargılar denir. Örneğin “En beğenilen edebiyat türü romandır.” cümlesinde beğeni ifadesi, söyleyenin yorumuna bağlıdır ve bu yorum kişiden kişiye değişir.

 

Doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişmeyen, kanıtlanabilir bir bilgi özelliği taşıyan ve söyleyenin yorumunu içermeyen yargılar ise nesneldir. Örneğin, “En çok satan romanlar aşk romanlarıdır.” cümlesi nesneldir. Çünkü satış rakamları incelenerek kanıtlanabilecek bir bilgi cümlesidir.


Değerlendirme

Bir sanat eserinin, sanatçının ya da herhangi bir durumun iyi ya da kötü yönlerini ortaya koymaya veya özelliklerini belirlemeye değerlendirme denir. Değerlendirmeler öznel ya da nesnel nitelik gösterebilir. Örneğin “Sanatçı şiirinde yabancı sözcüklere hiç yer vermemiş.” cümlesi nesnel bir değerlendirmedir. Ancak “Şiirde her insanı derinden etkileyen hayal alemlerine yer verilmiş.” cümlesi öznel bir değerlendirmedir.

Değerlendirme belli bir eser, kişi ya da durum üzerine yapılır ve genel kanı niteliği taşımaz.

Eleştiri Nedir,Eleştiri Örnekleri,Eleştiri Özellikleri

Herhangi bir kişiyi, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlışlarını dile getirerek göstermek amacıyla yazılan kısa metinlerdir. Hedeflenen öğeyi doğru ve yanlış yönleriyle tanıtmayı amaçlayabileceği gibi, bu öğenin doğru tanıtılmasını sağlamayı ve bir değerlendirmeyi de hedef alabilir. Edebiyat sorunlarını ve yapıtlarını konu alan inceleme, yorum ya da değerlendirme olarak da tanımlanabilir.

Eleştiri okulları üçe ayrılır: Yansıtma, yaratma, dil. Yansıtma, eserin doğaya benzediğini savunur. Yaratma, eserin iç dünyasıdır, yani sanatçı. Dil ise, Rus biçimcilerinin yöntemidir ve eseri dil sistemi olarak görür.

Türkiye’de Eleştiri

Tanzimat dönemi Romantikleri Şinasi, Namık Kemal, Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamid; Realistleri Samipaşazade Sezai, Beşir Fuad, Nabizade Nazım, Mizancı Murad’tır.

Serveti Fünun döneminde, Cenap Şahabettin intikad (sahte parayı gerçeğinden ayırmak)anlayışıyla tenkit eder. Halit Ziya, Mehmet Rauf, Nabizade Nazım, Hüseyin Cahit dönemin eleştiricileridir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında eleştiri Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’le başlar. İsmail Habip Sevük ve Ahmet Hamdi Tanpınar eleştiriyi edebiyat tarihi içinde ele alırlar. Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin iki öznelci eleştirmendir.

Sistematik eleştirmenler Asım Bezirci, Fethi Naci, Hüseyin Cöntürk bağımsız yöntemi geliştirdi. Sabahattin Eyüboğlu ile Vedat Günyol hümanist eleştirmenlerdir. Çağdaş eleştirmenler Mehmet Kaplan, Tahsin Yücel, Akşit Göktürk, Şara Sayın, Ünsal Oskay, Murat Belge, Orhan Burian, Tahir Alangu, Memet Fuat, Mehmet Doğan, Bedrettin Cömert, Enis Batur, Nihat Sami Banarlı, Cemil Meriç, Kenan Akyüz, Melih Cevdet, Konur Ertop, Orhan Şaik Gökyay, Alpay Kabacalı, Cevdet Kudret, Agah Sırrı, Berna Moran, Rauf Mutluay, Yaşar Nabi, Ahmet Oktay, Atilla Özkırımlı, Nermi Uygur ve Fuat Köprülü.

 

LİSE 2. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI YAZ DÖNEMİ SORUMLULUK SINAV

19/12/2009 · Kategori: Turk_e Edebiyat Konusu

Kutadgu Bilig’den
Tavrın doğru ve hareketin temiz olsun.
Yoldaşın akıl ve danışmanın bilgi olsun
Sen her zaman doğrulukla hükmet
Beylik kanun ile ayakta kalır

1 – Yukarıdaki beyitlerde devletin hangi nitelikleri üzerinde durulduğunu belirterek, ikinci beyitte verilmek istenen mesajı yazınız ?
2 – Divân-ı Lügati’t Türk’ün yazarını ve yazılış amacını belirtiniz?
3 –İslamiyet öncesi döneme ait Türk doğal destanlarından üçünün adını yazınız.

GAZEL’den
Dağıt menekşe saçları gül yanak üstüne abir u amber : güzel koku
Saçgil abir u amberi gülzâre ey sabâ gülzâr . gül bahçesi
AHMEDİ saba: sabah rüzgarı
4 -Yukarıdaki beyiti günümüz Türkçe’siyle düz yazıya çevirerek açıklayınız?
5 – Divan şiirinde bestelenmeye uygun ölçü kalıpları ile yazılan ve çoğunlukla 4 dizelik bendlerden oluşan nazım biçiminin adını ve bu nazım biçiminin Halk edebiyatındaki karşılığı olan nazım biçiminin adını yazınız.
6 – Aşağıdaki eserlerin müelliflerini yazınız:
Su Kasidesi: Divan_ı Hikmet:
Harname: Dede Korkut Hikayeleri:
Mantıku’t – Tayr:

7 – Divan Edebiyatının nazım birimi, vezin ile ilgili özelliklerini yazıp Divan Edebiyatına ait üç nazım türünün adını yazınız.
8 – Aşağıdaki cümlede bulunan isim ve sıfatları gösteriniz.
Artık herkes biliyordu ki , yoksul çocuğun ona duyduğu sevgi tutkuya dönüşmüştü.

9 – Aşağıdaki dörtlükte bulunan tamlamaları göstererek çeşitlerini belirtiniz ?
Yalın ayaklarla koştun mu tarla tarla
Duydun mu çıplak toprağın çıplak insanın yasını
Ağlayan kadınlarla, ihtiyarlarla…
Yaşadın mı yağmur duasını?

10 Aşağıdaki cümlede bulunan isim- fiil ve sıfat – fiilleri ayrı ayrı gösteriniz ?
Üst üste gelen bu felâketlerden kaçmak için çalıştığı işten ayrılmasını anlayışla karşılamıştık.

Not baremi: Her soru 10 puandır. Kompozisyon 100 puan üzerinden değerlendirilecektir.

Kompozisyon konusu: “ Hayat geç kalanları hiç affetmez.”

Komisyon Başkanı Komisyon üye Komisyon üye Komisyon üye
2006-2007 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI LİSE 2. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
YAZ DÖNEMİ SORUMLULUK SINAVI CEVAP ANAHTARI

1 – ( 10 puan )1. Beyitte : doğruluk dürüstlük ( adalet ) 2 puan ve akıcılık, bilimsellik nitelikleri 2 puan
2. beyitte adalet Yasalara uygunluk 2 puan

Bir devletin varlığını sürdürmesi kanunların varlığına bağlıdır. Kanunsuz devlet yaşamaz. 4 puan
2 –( 10 puan ) Kaşkarlı Mahmut Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla yazılmıştır.

3 – (10 puan ) Oğuz Kağan Destanı, Ergenokon destanı, Yaratılış Destanı

4 – ( 10 puan ) Menekşe gibi saçlarını gül yanağının üstüne dağıt / Güzel kokuları gül bahçesine saç ( yay) ey saba
Beyitte sevgilinin saçlarının menekşe gibi güzel kokulu olduğu bu saçların bir gül bahçesi gibi güzel olan yüzüne dağılmasıyla gül bahçesinin güzel kokularla dolacağı vurgulanmaktadır.

5 – ( 10 puan ) Şarkı, Türkü.
6 – ( 10 puan)
Su Kasidesi: Fuzuli Divan_ı Hikmet: Ahmet Yesevi
Harname: Şeyhi Dede Korkut Hikayeleri:Anonim
Mantıku’t – Tayr: Gülşehri

7 – (10 puan ) Nazım birimi: Beyittir, vezin: aruz veznidir. Nazım türleri: Kaside, gazel, şarkı, terkib-i bend, mesnevi vs

8 – ( 10 puan ) yoksul : sıfat- 2 puan çocuk: isim – 2 puan duyduğu : sıfat – 2 puan
sevgi: isim 2 puan Tutku :isim 2 puan

9 – ( 10 puan ) Yalın ayak : sıfat tamlaması 2puan çıplak toprak, çıplak insan: sıfat tamlaması 2 puan
çıplak insanın yası : belirtili isim tamlaması 2 puan
ağlayan kadınlar, ihtiyarlar . sıfat tamlaması 2 puan
Yağmur duası : belirtisiz isim tamlaması 2 puan

10 – ( 10 puan) gelen . sıfat- fiil 2puan kaçmak . isim- fiil 2 puan çalıştığı: sıfat-fiil 2 puan
ayrılmasını . isim – fiil 2 puan anlayışla : isim fiil 2 puan
Kompozisyon değerlendirmesi:
Konuyu anlama: 15 Kağıt düzeni: 10
İfade etme: 15 İmla, noktalama: 10
Örnekleme: 10 Cümle kurgusu, Anlatım bozukluğu vs: 10
Özgün ifade: 10 Giriş, gelişme, sonuç: 15
Başlık: 5
http://www.teknolojiweb.net/

11. sınıf dil anlatım kitabı cevapları

14/12/2009 · Kategori: Turk_e Edebiyat Konusu

5. sayfanın bir sözü geçmiş ama doğru mu yanlış mı bilmiyorum:

1) bilgi vermek için yazılmıstır
2)yer tarih belirttiği için doğruluğu yada kanıtlanabilirr
3)açıklayıcı anlatım kullanılmıstır
4) dil göndergesel işlevde kullanılmıstır

———————————————————–

sayfa 11
3. etkinlik
metinlerin sınıflandırılması sözlü anlatım: söylev
açık oturum
sempozyum
forum münazara
yazılı anlatım
öğretici metin: mektup
günlük
anı
biyografi
gezi yazısı
sohbet
deneme
makale
eleştiri
sanatsal metin
göstermeye bağlı metin: tiyatro
anlatmaya bağlı metin: hikaye
masal
fabl

 

Alp Arslan dönemini çevirdim ama pek iyi olmadı, yine de yazayım dedim…

 

EBUL FETH

Tuğrul Bey’in son zamanları gelmiş ama tahtını bırakacak bir çocuğu yoktu. Uzun düşünceler sonunda Çağrı Bey’in oğlu Süleyman’ın geçmesinin iyi olacağı sonucuna vardı. İyi yetişmiş biriydi, hükümdarlığı becerebilirdi.
Ölüm günü yaklaşmıştı, vasiyetini hazırladı. Düşündüğü gibi Süleyman’ın yerine geçmesini istedi vasiyetinde. Bir süre sonra da hayata gözlerini yumdu.
Süleyman sultan olacaktı ama buna engel olan biri vardı. Kardeşi Alp Arslan karşı geldi ve kendisini sultan ilan etti. Ama o tahtı isteyen yalnızca Alp Arslan değildi.
Kutalmış, taht için hak iddaa ediyordu. O geçmeliydi tahta! En sonunda ayarlanıp Alp Arslan’a karşı ayaklandı. Ancak bu ayaklanma hayatını kaybetmesine mâl oldu.
Taht mücadeleri çok uzun süre devam etti. Ölümler, kavgalar… Aslında hiç biri bu kavgaların zararlı olduğunu düşünemiyor gibiydi.
Her sultanın olduğu gibi Alp Arslan’ın da vezire ihtiyacı vardı. Düşündü düşündü ve en iyisi Nizamülmülk’ü getirmekti. Nizamülmülk devleti çok faydalı bir vezirdi.
Alp Arslan bir çok sefer yapmıştı. Bizans’ın önemli kalelerinden birini alması sonucu ebul feth ünvanını almıştı. Bu ünvanı Abbasi halifesine borçluydu.
Bir sürü isyanla uğraşan Alp Arslan, ağabeyinin isyanıyla da uğraşmak zorunda kalmıştı. Bu isyan üzerine Kavurd’un yönettiği Kirman üzerine sefer düzenledi. Ama Kavurd’un aklı başına gelmişti ve Alp Arslan’dan özür diledi. Alp Arslan da sonuçta büyük bir sultandı ve kişilik sahibiydi..
Yine sefer düzenledi. Ve yine ebul feth Alp Arslan orayı da itaat altına aldı. Buradan atalarının yaşadığı Cent’e giderek dedesi Selçuk’un mezarını ziyaret etti. O güçlü, ebul feth Alp Arslan burada yine normal bir insan haline dönüşmüştü ve dedesine özlemle üzüldü. Ama o güçlüydü ve çevresindekilere belli etmemeliydi. Üzüntüsünü içine gömdü ve seferlerine devam etti.
Bu da İki Buçuk’a yazdığım devam, bu da pek iyi değil ama…
“Bu şoförlerle de bir kere atışmasam olmaz!” diye iç çekti ve şoföre seslendi. Ama bu şoför sanki çok haklıymış gibi yine tersliyordu. Sinirleri tepesine çıktı ve ısrarla para üstünü istedi. Kavga gürültü alabildiği para üstünü cebine koyup yerine iyice yerleşti.
Yerinde, kendine kızgın bir şekilde düşünürken dolmuş ineceği durağa gelmişti. Dolmuştan indi ve işe giderken binmesi gereken diğer dolmuşa bindi.
Bu sefer kendine engel olabilmiş, parayı vermemişti. İnerken verecekti.. Şoför sinirle bağırdı ve yine tartışma çıktı. Bu sefer ki sebep parayı vermeyişiydi. Şimdi de bedavacı damgası yemişti.
Sinirle şoföre bir beşlik fırlatı dolmuştan indi. Sözünü tutabilceğine emin olamasa da, bir daha dolmuşa binmemek için kendine söz verdi…

——————————————————

sayfa 12 de 6. etkinliği öğretici metin olarak

(ülkemizin her şekrinde her yerinde rastladığımız ,yıkık dökük tarihi eserlerimizden araştırılıp geçmişten daha fazla bilgi edinilmeye çalışılıyor.bu defaki araştırmA ÜÇAĞAÇ TÜRBESİ İÇİNDE MEZAR OLMADIĞI HALDE TÜRBE KABUL EDİLEN bu harabe geçmişten günümüze kadar birçok hikayalere konu olmuş ve adklık olarak bilinmektediinsanlar üç ağacın ordasında bulunan bu harabeyi üç ağaç olarak adlandırmıştır.araştırmada tam 7 kişi çalışıp bu harabenin bir an önce geçmişinde ne olduğunu bulmak için ülkemizdeki önemli kazıcılar,tarihi kalıntı uzmanları birçok araştırma yapmıştır.sonucunda ise bu kalıntının 100 yıl önce bir kümes olduğu sonucuna varılmıştır.aslında insanların türbe diyerek dua ettikleri yerden tavuklara ait parçalar bulunmuştur.

————————————————————–

SYF:16-17-18
3)C
4)A
5)C
6)B
7)D
8)D
9)E
10)B
11)D
12)B
13)C
14)E
15)A
DİL VE ANLATIM HOCASI TARAFINDAN CEVAPLANMIŞTIR.

———————————————————

Sayfa 21
1. Geçmişte mektubun önemi büyüktü. Çünkü mektup tek iletişim aracıydı. İnsanlar sadece mektupla birbirlerine haber verebiliyor sadece mektupla birbirlerinden haber alabiliyorlardı. Bu nedenle geçmişte mektubun önemi büyüktü. Ancak günümüzde mektubun önemi ve yeri kalmamıştır. Mektubun yerini kısa msj e-posta gibi teknolojik iletişim araçları almıştır.
2. bir iş başvurusu yapmak ya da resmi makamlardan bir talepte bulunmak için dilekçe yazarız
3. kısa msj e-posta yoluyla gönderilen iletiler mektubun işlevini yerine geirmektedir.
4. Mektup kişiliğimizin bir aynasıdır..
Basit bir yazı türü gibi görülmesine rağmen mektubun da kendine özgü bir düzeni,bir disiplini,bir planı vardır.
3. etkinlik
Mektup, yazının bulunduğu tarihe kadar ortaya çıkmış eski edebiyattürlerinden biridir. Eldeki en eski örnekler; Mısır firavunlarının diplomatik mektupları (MÖ 15. - 14. yüz yılları) ile Hitit krallarının Hattuşa (Boğazköy) arşivinde bulunan mektuplarıdır. Batı edebiyatında mektup türünün ilk örneklerini, Yunan edebiyatında görürüz. Mektup, bir edebiyat türü olarak, özellikle Latin edebiyatında gelişip yaygınlaşmıştır.. Rönesans’tan bu yana Avrupa’da çeşitli ülkelerde bu türün yaygınlaştığı görülür.. Mektup türünün Türk edebiyatında epey uzun bir geçmişi vardır. Münşeatlarda (Nesir halindeki yazıları bir araya toplanmasından meydana gelen eserlere denir.) resmi ve özel mektuplara geniş yer verilirdi. Şinasi’ nin öncülüğünde başlayan düz anlatım akımı, mektuplarda da etkisini göstermiş; Tanzimat’tan bu yana yazılan özel mektuplarda yapmacıksız, doğal bir anlatım kullanılmıştır.

———————————————————–

Sayfa 23
1. Özel mektupların giriş bölümünde mektubun yazılış amacı,
Gelişme bölümünde hakkında bilgi ve ya istekleri
Sonuç bölümünde ise saygı sevgi içeren sözler bulunmaktadır.
2. Oğuz Atay’ın kızına yazdığı mektupta yazı ve imla kuralları günümüzde geçerliliğini korumaktadır.
4. etkinlik
‘Seninle birlikte yaptığımız seyahatler ne hoştu ne güzeldi’
Cümlesinde seninle ve birlikte kelimeleri aynı anlamdadır birlikte kelimesi gereksizdir o yüzden anlatım bozukluğu vardır
————————————————————–

sayfa 24
1.özel mektuplarda gönderici ile alıcının birbirlerine karşı özel durumlarının yanında ele alınan konunun da metnin dil ve cümle yapısına yani üslübuna etkisi vardır.
2.incelediğim mektuplarda oğuz atay ve hamdi tanpınar ın mektupları aldıkları mektuplara cevap vermek için yazılmıştır. ahmet kutsi tecer ise kendi durumunu bildirmek için yazmıştır. mektupların yazılış amaçları da giriş bölümlerinde belirtilmiştir.
3.oğuz atay ve ahmet hamdi nin mektuparı özel mektuplar olduğu için gönderici alıcı ilişkisi yönünden bir içtenlik söz konusudur. oğuz atay kızına, ahmet hamdi de arkadaşına aralarında konuşabilecekleri herhangi bir konud mektup yazmışlardır. mektuptaki bu gönderici alıcı ilişkisi ve konular mektuparın dil ve cümle yapısını belirlemiş, bir içtenlik oluşturmuştur. ayrıca ahmet hamdi nin mektubu biraz daha edebidir.

5. etkinlik
“sninle birlikte yaptığımız seyahatler ne hoştu ne güzeldi” cümlesinde seninle ve birlikte kelimeleri aynı anlamı ifade ettikleri için biri gereksizdir.

<_script /> codeID = 20241; memberID = 531; siteID = 1884; channelID = 2180; ptypeID = 1; dimWidth = 250; dimHeight = 250; <_script /> <_script /><_script />

——————————————————————————–

sayfa 25 6. etkilik
_sana mekyup yazdım ancak bi cevap alamadım.
_kardeşim kaplan, bir yığın can sıkıntısı, üzüntü ve yorucu iş arasında mektubuna cevap veremedim.
_makelem hakkında da bişey sölemedin
_haklısın , o güzel makalene de vaktinde teşekkür etmem lazımdı.
_beğendiğine sevindim.
_artık birinci sınıf bir muharrir olduğuna hiç şüphe etmiyorum.
_senin gbi ir edebiyatçıdan bu sözleri duymak çok güzel, gururlandırıyorsun beni.
_sana bağlı olduğum için bundn mesudum.
_ben de öyle çok çok mesudum. orhan seyfi de makaleme cevap verdi daha doğrusu eleştiride bulundu diyelim karşılık vermemek için kendimi zor tuttum
_orhan seyfi biraderimiz, daha doğrusu yusuf ziya beyin biraderi, raks manzumesi için yaptığı latif tenkitten sonra, bu sefer de senin yazdığına cevap vermiş. ben okumadım, yine kafiyelere çatıyormuş. tabi görüşlerimiz ayrı. münakaşaya değmez . hakikat şu ki kafiyeye bağlıyım.

devamı için tıklayınız

« Önceki ::