UYARILMA İHTİYACI VE GÜDÜLENME
17/12/2009 · Kategori: Psikoloji Konu Anlatimi
UYARILMA İHTİYACI VE GÜDÜLENME
UYARILMA İHTİYACI VE GÜDÜLENME
Organizma,uyku gibi durumların dışında sürekli etkinlik içindedir.Onu bu etkinliklere değişik ihtiyaç ve istekler iter.
İhtiyaç:Rahatlık ve uyum sağlayan,normal davranışları kolaylaştıran bazı şeylerden yoksun olma durumudur.Eksikli ğin duyulmasıdır.
Dürtü:Fizyolojik ve ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve organizmayı türlü tepkilerde bulunmaya götüren iç gerilime (güce) denir. Güdü:Organizmanın ihtiyacı gidermek için belli bir yönde etkinlik göstermesi eğilimine denir.
GÜDÜLENME
Organizmanın ihtiyaç ya da dürtülerin etkisiyle harekete hazır hale gelerek amaca yönelik davranışta bulunmasına; amaca ulaştıktan sonra rahatlamasına güdülenme (motivasyon) denir.
Güdülenmenin 3 aşaması vardır: 1-(organizmayı amaca yönelten) bir güdünün varlığı
2-(Amaca ulaşmak için yapılan) bir davranış
3-Amaca ulaşma
lise 2 Sınıf Psikoloji Dersi 1.Dönem 1.Yazılı Sınav Soruları, 10
22/11/2009 · Kategori: Psikoloji Konu Anlatimi
1) Aşağıdaki noktalı yerlere uygun kelimeleri yazınız.
• Psikoloji .............................. .............................. ..................... denir.
• Psikoloji ilmi ile uğraşan ilim adamlarına Psikolog denir.
• Psikoloji kullandığı yöntem bakımından ……………… içinde yer alır.
• Davranış, Uyarıcı
• Çağdaş psikolojinin alanları deneysel (te ik) Ve ………………… olarak sınıflandırılır.
2) Psikolojinin konusu ve amaçları hakkında bilgi veriniz.
Konusu insan davranışları temel amaçları ise insan davranışlarını
tanımlama anlama açıklama önceden kestirebilme ve kontrol edebilmedir.
3 Aşağıdaki cümlelerin karşısına yargılar doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
• İlk psikoloji laboratuarı Avusturya’da kurulmuştur … ….. Y
• Yapısalcılar, zihni algı, düşünce duygu, irade gibi öğelere ayırırlar ……… D
• Watson, Pavlow davranışçı yaklaşım öncüleridir. ……. D
• Hümanist yaklaşımın temelinde insan yer alır ve öncüsü Maslov’dur. …D…
• Bir Çocuk Önce emekler, sonra yürür veya önce heceleri birleştirir konuşmayı başarır bu görüş biyolojik yaklaşımdır. ……… ….. Y
• Wilhelm Wundt Psikoanalizin kurucusu sayılır ……
• Gestalt psikologları yöntem olarak doğal gözlemi kullanırlar ….
• İnsan davranışlarını hormonların çalışmasını, kanın kıymasal yapısını
sinirsel süreçleri ve bu süreçlerin çalışmalarını beyinle bilişsel
yaklaşım açıklamaya çalışır ……
4) Türkiye’de psikolojinin gelişimine katkıda bulunan 4 ilim adamı yazınız
5) Paragrafa göre Bağımlı değişken ve Bağımsız değişken nedir?
Bir yazılı sınav için sınavdan bir hafta önce çalışmaya başlayan
öğrencilerle, sınavdan bir gün önce çalışmaya başlayanların başarı
düzeyleri araştırılmıştır. Çalışmaya bir hafta önce çalışmaya
başlayanların daha başarılı oldukları saptanmıştır. Buna göre
• A) bağımlı değişken
• B) bağımsız değişken
6) 0, +0.6, -0.8 korelasyon katsayılarıdır. Bu sayılar ne ifade etmektedir ve en kuvvetli bağıntı hangisidir?
7) Aşağıdaki Paragrafa göre deney gurubu ve kontrol grubu hangisidir?
Uykusuzluğun akıl yürütme ve problem çözme üzerindeki etkisi
inceleniyor. 1. grup 36 saat uykusuz bırakılıyor, 2. grup normal
uykularını uyuyor. Buna göre
Deney grubu :
Kontrol grubu
Diger sınav:
a) Yaşam deneyimleri ve eğitim sonucu oluşan davranış değişikliğine.……denir.
b) Öğrenilmeden yapılan,niçin yapıldığı organizma tarafından bilinmeyen, bir türün bütün bireylerinde aynı şekilde görülen kalıtsal davranışlara……….denir.
c) Organizmanın uyarıcılara karşı gösterdiği otomatik, bilinçsiz tepkilere …denir.YAZILI
d) Organizmanın büyüme ve gelişme sonucunda belli bir davranışı yapabilecek hale gelmiş olmasına…..denir.
e) Organizmanın yapay uyarıcıya benzeyen bir uyarıcı türüne aynı tepkiyi göstermesine….denir.SORULARI
f) Organizmanın bir davranışı daha sık ve güçlü yapmasını sağlamak için yapılan uygulamada organizmaya verilen ödül ya da uyarıcılara …………. denir.PSİKOLOJİ YAZILI SORULARI
g ) Organizmaya koşullu uyarıcıdan sonra koşulsuz uyarıcı verilmediğinde bir süre sonra koşullu tepki ortaya çıkmaz bu duruma …….denir.
h ) Bir davranışın ortaya çıkma ,daha çok yapılma ,olasılığını arttırmak amacıyla uyarıcılar kullanarak yapılan uygulamaya…………….denir.
ı) Sönmüş bir davranışın organizma tarafından tekrar yapılmaya başlanmasına……… denir.
i) Lise birinci sınıfta okuyan bir öğrencin öğrenci numarası sorulduğunda orta okuldaki
numarasını söylemesi durumu ……….ile ifade edilir
2- Öğrenmede transfer nedir ? çeşitleriyle birlikte kısaca açıklayınız.
3- Öğretilebilir zekâ özürlüler ile eğitilebilir zekâ özürlülere ne ad verilir?
4- Hovard GARDNER’in ileri sürdüğü ,bireylerin birden çok zekâya sahip
olduğunu ve öğrenme sürecinin öğrencilerin baskın zekâlarına göre programlanması
gerektiğini savunan, zekâ kuramının adı nedir?
PSİKOLOJİ YAZILI SORULARI
5- Kişiliğin tanımını kısaca yaparak; kişiliği oluşturan unsurları belirtiniz.
6- J. Piaget’nin bilişsel gelişim aşamalarını yazınız ve “tersine döndürebilme” yasasını örnekle açıklayınız.
7- REM uykunun özelliklerini, rüyaları da dikkate alarak, belirtiniz.
Not baremi: 1. soru her madde 3 , toplam 30 puan;2,3,4,5. sorular 10 puan 6. ve 7. sorular
15 er puandır.
10. sınıf psikoloji yazılı soruları ve cevapları Lise 2 psikoloj
5/7/2009 · Kategori: Psikoloji Konu Anlatimi
1. psikolojinin amaçlarını maddeler halinde yazınız? cevap(sayfa 14)
2. ilk psikoloji laboratuvarını kuran kimdir? (Wilhelm Wundt)
3. yapısalcılık ve işlevcilik yaklasımları kısaca tanımla. cevap(sayfa 16)
4. bilimsel bilginin özelliklerini yazın. cevap(sayfa 24)
5. bir duyumun gerçekleşmesi için gereken şartlar nelerdir. cevap(sayfa 36)
6. aşırı uyarılma ve yetersiz uyarılmanın organizmaya etkisi nedir?
cevap
yetersiz uyarılma organizmanın normal yaşama gücünü kaybetmesine,algı bozukluklarına, davranış bozukluklarına, uyumsuzluğa yol açar.
aşırı uyarılmada organizma yorgun düşer, uyum bozulur, huzursuzluk ve gerilime yol açar.Bazende hiç bir tepki vermiyebilir.
Lise 3 Sosyoloji Dersleri Konu Anlatımı ve Ders Notları (11. sın
1/7/2009 · Kategori: Psikoloji Konu Anlatimi
Lise 3- Sosyoloji Dersleri
TOPLUMSAL GRUP VE ÖZELLİKLERİ
İnsanlar yapıları gereği, yaşamlarını başka insanlarla birlikte grup içerisinde sürdürürler.
Toplumsal grupların oluşumunda etkili olan etmenler şunlardır;
1-Bireyin doğayla ilişkisinde başka bireylere ihtiyaç duyması
2-Bireyin öteki insanlarla bir arada olmaktan sağladığı doyum
Toplumsal grup, birbirleriyle yeterli sayılabilecek bir süre etkileşimde bulunan, ortak değerleri paylaşan, ortak amaçlarını gerçekleştirmek için belli kurallara göre karşılıklı ilişkide bulunan insanların oluşturduğu topluluktur.
Toplumsal gruplar, fizyolojik ve toplumsal ihtiyaçların karşılanması için kurulur.Örneğin; aile, dernek v.b. Her toplumsal grubun kendine özgü bir amacı vardır ve grubu oluşturan üyeler bu amacın bilincinde olarak davranırlar.Grup üyelerinin her birinin diğer üyelere göre bir statüsü ve buna bağlı rolleri vardır. Ortak bir çıkar ve düşünce çerçevesinde oluşmuş gruplar, amaçlarına ulaşınca dağılırlar. Toplumsal gruplar bu özellikleri ile diğer insan topluluklarından (toplumsal yığın ve toplumsal kategoriden) ayrılırlar.Bu da, toplumsal grubun oluşabilmesi için bireyler arasında fiziksel yakınlık ve ortak özelliklerin olmasının yeterli olmadığını göstermektedir.
Toplumsal Grupların Özellikleri:
1-Toplumsal grup, hem üyelerince hem de dışarıdaki kişilerce tanınabilir.
2-Her grubun kendine özgü bir toplumsal yapısı vardır. Her üyenin bir statüsü ve grupta toplumsal tabakalaşma vardır.
3-Gruptaki her üye kendi toplumsal rolünü yerine getirerek, grubun varlığını sürdürmesine katkıda bulunur.
4-Grubun sürekliliği için karşılıklı ilişki ve etkileşim önem taşır.
5-Her grup, üyelerini yönlendiren yazılı veya yazısız normlara sahiptir.
6-Grup üyeleri belirli ortak ilgi ve değerleri paylaşır.
7-Her grubun yöneldiği hedefler vardır ve bu hedefler grubun ortaya çıkış sebebini belirtir.
8-Her grubun bir sürekliliği vardır.
Toplumsal Grupların İşlevleri:
1-Birey katıldığı grubun davranış örnekleri ve olaylara bakış tarzını benimseyerek toplumsallaşmakta ve kişiliğini geliştirmektedir.
2-Toplumsal grup değer yargıları ve tutumların değişmesinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu etki karşılıklıdır. Bireydeki tutum değişimi grup normlarına uygun ise grubun işlevi pekiştirici, grup normu ile çelişiyorsa engelleyici olmaktadır.
3-Toplumsal grup bireyin yeme, barınma, sağlık, eğlenme gibi ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
4-Toplumsal grup birey için bir güvence oluşturmaktadır.
Toplumsal Gruplarda Toplumsal İlişkilerin Rolü:
Toplumsal gruplar toplum dediğimiz geniş ilişkiler düzeni içinde özel yerleri olan oluşumlardır. Ancak bu ilişkiler, üyeleri yönlendiren bir takım normlara sahip olduklarından kargaşa oluşturmazlar.
Toplumsal Gruplarda Statü ve Rol İlişkileri:
Her toplumsal grupta kurallar, statüler ve roller vardır.Yazılı veya yazısız olan kurallar bireylerin yetki ve sorumluluklarını belirler.
Statüler, üyelerin grup hiyerarşisindeki konumunu ve farklılıklarını belirtir.
Roller, üyelerin sahip oldukları statü gereği kendisinden beklenen davranış kalıplarıdır. Eğer birey beklenen role uygun davranmazsa gruptan ayrılmak zorunda kalabilir.
Toplumsal Grubun Yapısı
Bir insan topluluğunun toplumsal grup sayılabilmesi için gerekli yapısal özellikler şunlardır:
Birden fazla kişinin bir araya gelmesi
Bu kişilerin ortak amaçlara yönelmesi
Amaçları gerçekleştirmeye elverişli bir toplumsal yapı oluşturmaları
Benzer gruplardan ayrı ve benzer oldukları duygusunu taşımaları...
Toplumsal gruplar toplumun yapısına göre farklılık gösterirler.Örneğin tarım toplumları ile sanayi toplumları arasında bu açıdan büyük farklılıklar vardır.Bir toplumsal grubu, büyük ölçüde içinde bulunduğu toplumsal yapı biçimlendirir. Örneğin otokraside kurallar, değer yargıları ve normlar hükümdarın isteği doğrultusunda uygulanır. Demokraside ise yetkililerce uygulamaya konulan yasa, tüzük ve yönetmelikler toplumsal beklentilerle uygunluk halinde bulunduğundan, grup üyelerinin rollerini yerine getirmeleri daha kolay olmaktadır.
TOPLUMSAL GRUP ÇEŞİTLERİ
Toplumsal gruplar, özellikle çağdaş toplumlarda karmaşık ve çeşitlidir.Bu nedenle farklı yönlerden sınıflandırılabilir.
1-Grubun süresine göre;
Geçici toplumsal gruplar
· Belirli bir iş yapmak ya da bir etkinlikte bulunmak için kısa süreli olarak bir araya gelen bireylerden oluşur,
· İş yada etkinlik bitince dağılır.
Örneğin; kamp kuran izciler
Sürekli toplumsal gruplar; grubun süresinin, grup üyelerinin ömründen daha uzun olduğu gruplardır. Örneğin; Köy
2-Grup üyelerinin sayısına göre;
Küçük toplumsal gruplar,
· Üye sayıları sınırlıdır
· Üyeleri yüz yüze ilişki içindedir.
Örnek: Çekirdek aile
Büyük toplumsal gruplar,
· Üye sayıları çok fazladır
· Üyeler arasındaki ilişki sınırlı ve resmidir
· Yüz yüze ilişkiler ikinci plandadır.
Örnek: Kent
3-Bireyin gruba katılışına göre;
Bireyin isteği dışında katıldığı gruplar;
· 1-Birey kendi isteği ile değil doğal yoldan gruba katılmıştır.
Örneğin; yeni doğmuş bir bebeğin aileye katılması
· Birey bu şekilde katıldığı toplumsal grup üyeliğinden ayrılamaz (Hısımlık, Türk’lük gibi)
Bireyin isteği ile katıldığı gruplar;
· Birey kendi isteği ile katılmıştır. (kazanılmış üyelik de denir.)
Örnek, Bir derneğe üye olmak
· Birey bu şekilde oluşan üyelikten ayrılabilir.
Örneğin; köy toplumsal grup üyeliğinden kent toplumsal grup üyeliğine geçilebilir.
4-Grubun kuruluş biçimine göre;
Resmi olan toplumsal gruplar:
· Yetkili organlarca oluşturulmuş, yasa, tüzük ve yönetmeliklere göre yönetilen, yetki ve sorumluluğu belli gruplardır.
Örneğin okul müdürlüğünde çalışanlar
Resmi olmayan toplumsal gruplar;
· Genellikle küçük toplumsal gruplardır.
· Farklı nedenlerle oluşurlar.
Örneğin arkadaş grupları.
5-Toplumsal ilişki tipine göre;(Amerikalı Sosyolog Charles Horton Cooley’ye göre)
Birincil toplumsal gruplar;
· Aile arkadaşlık, komşuluk ve köy gibi gruplardır.
· Bu gruplarda bireyler birbirlerini yakından tanırlar.
· İlişkileri yüz yüze, duygusal temele dayanır ve resmiyetten uzaktır. Bu nedenle bu gruplara resmi olmayan gruplar da denebilir.
· Bireyler arası ilişkileri töre, din, gelenek ve görenekler yönlendirir.
· Bu gruplarda toplumsal kontrol güçlü ve etkilidir.
İkincil toplumsal gruplar;
· Üyeler birbirlerini yakından tanımazlar.
· Bireyler arası ilişkiler resmi ve mesafelidir.
İlişkilere çıkar duygusu egemendir.
Üyeler arası hak ve yükümlülükleri yasalar, tüzükler, yönetmelikler, genelgeler, sözleşmeler belirler.
Dernekler, sendikalar v.b.
BİRİNCİL VE İKİNCİL TOPLUMSAL GRUPLARIN KARŞILAŞTIRILMASI
BİRİNCİL TOPLUMSAL GRUPLAR:İKİNCİLTOPLUMSAL GRUPLAR:GRUP ETKİNLİKLERİ
Grup üyeleri geniş bir alanda birçok etkinlik içinde yer alır
Grup üyeleri dar bir alanda az sayıda, farklı, karmaşık etkinlikler içinde yer alır.
GRUP HİYERARŞİSİ Grupta hiyerarşi yoktur. Açık şekilde tanımlanmış bir hiyerarşi vardır
GRUBA KABUL EDİLMEGenellikle kişisel etkilenme yoluyla gerçekleşir.Seçici davranılır. Açık şekilde tanımlanmış görevleri gerçekleştirebilecek yetenekte olabilme koşulu aranır.
GRUP ÜYELERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN NİTELİĞİ
Birincil ilişkiler egemendir.
Üyeler birbirlerini tanır. (kişisel, gayrı resmi, yüz yüze, uzun süreli ilişkilerdir.)
İkincil ilişkiler egemendir.
Üyeler birbirlerini tanımaz.
(resmi, mesafeli, değişken süreli, genellikle kısa süreli ilişkilerdir.)
GRUP İÇİNDE HAK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİN BELİRLENİŞİ
Töre, din, gelenek, görenek yoluyla belirlenir.
Yasa, tüzük, yönetmelik, genelge, sözleşme yoluyla belirlenir.
ÖRNEK GRUPLAR
Aile, arkadaşlık, komşuluk, köy v.b.
Dernekler, resmi ve özel çeşitli kuruluşlar, sendikalar, siyasi partiler v.b.
6-Toplumsal dayanışmanın türüne göre: (Alman Sosyolog Ferdinand Tönnies’e göre):
Cemaat: Irk, etnik köken ve kültür bakımından farklılaşmamış kişilerden oluşan “biz” duygusunun hakim olduğu insan topluluğudur. Bu topluluk klan gibi küçük, köy gibi daha büyük bir toplumsal grup olabilir.Cemaatin özellikleri:
· Ortak yaşamı paylaşacak olan bireylerin topluluğa yoğun duygusal bağlarla bağlanmış olması
· Topluluğun üyelerini sıkı bir denetim ve gözetim altında bulundurmasıdır. Aşiretler, akraba grupları
Not: Kimi sosyologlar bu görüşe karşı çıkarak cemaati, belirli bir bölgeye yerleşmiş ve ortak amaçların gerçekleşmesinde ortak araçları kullanmak yoluyla karşılıklı ilişkilerde bulunan bir toplumsal grup olarak tanımlarlar.Onlara göre cemaat bir toplum değil toplumun sadece örgütlenmiş bir dilimidir.
Cemiyet; toplumsal, ekonomik, kültürel, mesleki yönden yeterince farklılaşmış topluluktur. Çıkarla ilgili, akılcı ilişkilerin, yazılı kuralların egemen olduğu bireylerin “ben” duygusuyla davrandıkları, toplumsal değişmeye açık bir örgütlenme biçimidir.Örneğin; kentler, ticaret işletmeleri gibi
TOPLUMSAL TABAKALAŞMA
Toplumsal tabaka: Toplumsal özellikleri (makam, servet, güç, yaşam biçimi) bakımından birbirlerine yakın olan (birbirine benzeyen) insanların oluşturduğu bütünlüğe denir.
Toplumsal Tabakalaşma: Toplumu oluşturan bireylerin yaşama biçimleri, eğitim düzeyi ve gelirlerine göre hiyerarşik (aşamalı) olarak üst üste gelen sınıflar halinde sıralanması (farklılaşması)dır.
Gelişmiş ülkelerde en yaygın tabakalaşma biçimi toplumsal sınıf ayrılıklarıdır.
Sosyolojide, nüfusun toplumsal anlamda birbirini izleyen tabakalar halinde farklılaşması olgusu piramitle gösterilir. Buna toplumsal tabakalaşma piramidi denir.
Toplumsal sınıflar, toplumsal tabakalaşmanın başka bir biçimidir. Kast düzeni gibi kapalı olmayıp açık gruplardır. Alt toplumsal sınıftan olan kişi üst toplumsal sınıfa geçebilir.
Toplumsal sınıf, gelir düzeyi, yaşam biçimi, eğitim, saygınlık gibi özellikler bakımından birbirine benzeyen ve bunun bilincinde olan insanların oluşturduğu bir kategoridir. Tabaka içerisinde bir çok sınıf vardır. Toplumsal sınıfları birbirinden ayıran temel kriterler şunlardır; gelir farkı, yaşam biçimindeki farklar, sınıf bilinci
Sınıf bilinci, bireyin kendi sınıfından olanlara benzer olduğunu, başka sınıftan olanlardan farklı olduğunu kavramasıdır. Ekonomik tabakalaşmada toplumsal sınıflar, dini ve kültürel tabakalaşmada ise kast sistemi görülür.
Tarihi gelişim süreci içerisinde karşılaşılan tabaka biçimleri:
1-Kapalı toplumsal tabakalaşma:
Toplumsal tabaka ve sınıflar arası geçişin yasalar, gelenekler ve dini kurallarla yasaklandığı sistemdir. Bu toplumlar kapalı toplumlardır. Birey hangi sınıf ve tabakada doğmuşsa yaşamını o tabaka ve sınıfta sürdürmek zorundadır.Örneğin; Hindistan’da görülen kast sistemive 19. yüzyıla kadar görülen kölelik sistemi gibi.
Kast düzeninin en katı örneğinin görüldüğü Hindistan’da dört büyük kast vardır:
1-Din adamları (Brahmanlar)
2-Askerler (Kshatriyalar)
3-Toprak sahibi ve tüccarlar (Vaisyalar)
4-Zanaatçı ve işçiler (Surdalar)
Bu dört kastın dışında, hiçbir değeri ve hakları olmayan insanlar bulunmaktaydı. Bunlara parya (ayak takımı) denmekteydi.
Antik Yunan’da görülen kölelik düzeni de kapalı toplumsal tabakalaşmaya örnek gösterilebilir. Kölelik düzeni de kast düzeni gibi tabakadan tabakaya geçişin olmadığı bir tabakalaşmayı ifade eder.Bu sistemde büyük toprak sahipleri, atölyesi olanlar, tüccarlar üst tabakayı; kölelerde alt tabakayı oluşturmaktaydı. Orta tabakayı da kendi emekleri ile geçinen zanaatçı ve köylüler oluşturmaktaydı.
2-Yarı Kapalı Tabakalaşma:
Toplumsal tabaka ve sınıflar arası geçişin kısmen yasaklandığı sistemdir. Bu sistemde tabakalar arası geçişi yasalar değil gelenekler kısıtlar. Örneğin; Orta Çağ Avrupası’nda görülen feodal yapıdaki zümreler gösterilebilir.
Yarı kapalı tabakalaşmada hiçbir birey kendi kişisel başarısı ve yeteneğiyle yükselemez. Statü yükselmesi ancak bunu hukuken yapmaya yetkili olan otorite tarafından sağlanabilir. Orta Çağda Batı Avrupa’da yarı tabakalaşma düzeninde (ekonomik ölçütlere göre) görülen başlıca tabakalar şunlardır:
1-Kral ve soylular
2-Din adamları (rahipler)
3-Köylüler (marabalar)
4-Mesleki birlikler (loncalar)
Örneğin; lonca üyesi olmayan bir kimse o meslekte çalışamazdı. Lonca dışı bir kişinin kent içinde ticaret yapması imkansızdı.
13.Y.Y. Osmanlı Devleti’nde görülen Ahilik de yarı kapalı tabakalaşmaya örnek gösterilebilir. Örneğin; bir zanaat dalında çalışmak isteyen o zanaatın Ahi birliğine katılmak zorundaydı.
3-Açık Sınıf Tabakalaşması:
Toplumsal tabaka ve sınıflar arası geçişin serbest olduğu sistemdir. Açık sınıf tabakalaşmasının en belirgin örneği sanayileşmiş demokratik toplumlarda görülür. Bu toplumlarda ayrıcalıklı bazı kişilerin değil, tüm halkın yönetimine katılması sağlanır. Sistem bireye çok sayıda özgürlük; yasalar önünde eşitlik ve eğitimde fırsat eşitliği tanır.
Bireyler istek, çaba ve yetenekleri oranında sınıf ve tabaka değiştirebilirler.
Açık sınıf tabakalaşmasında alt, orta ve üst olmak üzere üç tabaka vardır. Bir toplumsal tabakanın üyeleri, aynı tabakadan olduklarının bilincine vardıklarında ve kendilerini diğer tabakalardan ayırt ettiklerinde toplumsal sınıf sayılır. İşçi sınıfı, işveren sınıfı v.b.
Toplumsal Hareketlilik ve Türleri
Bireylerin ya da grupların, toplumsal yapı içinde fiziksel mekan ya da toplumsal konumları (tabaka, sınıf ve statü) açısından yer değiştirmelerine toplumsal hareketlilik denir. İki türlü toplumsal hareketlilik vardır:
1-Dikey Hareketlilik:
Bireyin saygınlık sırlaması (hiyerarşik düzen) bakımından bir toplumsal tabakadan diğerine yükselmesi ya da düşmesidir. Dikey hareketlilikte tabaka değiştirme olayı, çıkış ya da iniş şeklinde olabilir.Örneğin: Bir lise müdürünün genel müdürlüğe yükselmesi, bir tüccarın iflas ederek işportacılığa başlaması birer dikey hareketliliktir.
2-Yatay Hareketlilik:
Bireylerin ekonomik şartlarında ve yaşam biçimlerinde fazla bir değişiklik olmaksızın fiziksel mekan veya meslek değiştirmelerine denir. En çok meslek değiştirmeler ve iç-dış göçler şeklinde görülür. Örneğin; Bir manavın bakkallık yapmaya başlaması, köyden kente göç etmek gibi.
Lise 2 Psikoloji Dersi Konu Anlatımları ve Ders notları DÜŞÜNME-
1/7/2009 · Kategori: Psikoloji Konu Anlatimi
DÜŞÜNME-PROBLEM-ÇÖZME DİL
DÜŞÜNME NEDİR
DÜŞÜNME:Olaylar ve nesneler arasında bağ kurmaktır.Ancak düşünürken nesne ve olayların kendilerinden değil,zihinde kalan izlerinden,simgelerinden yaralanılır.Psikolojide düşünme denilince,bireyin zihinsel etkinlikleri ile dış uyaranlar arasında kurduğu bağlantı anlaşılır.Bu edim, imgeler,sözcük ve kavramlar gibi simgeler aracılığıyla gerçekleştirilir.Düşünme malzemesi sembollerdir.
SEMBOL(simge) NEDİR:Bir imge veya düşünce ürünü olarak dış gerçekleri yansıtan zihinsel görüntülerdir.Semboller bir anlamı,varlığı veya kavramı belirtir.Algıladığımız,öğrendiğimiz,kavramlaştırdı ğımız oluşların zihinde yerleşen sembollerine İMGE (imaj,hayal)denir.
İMGE NEDİR:Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan görüntüsüdür.Örneğin zihnimizde evdeki eşyalarımızı hayal edebiliriz,özlediğimiz birini hayal edebiliriz.
KAVRAM NEDİR:Nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini kapsayan ve onları bir sözcük altında toplayan genel tasarımdır.Kavramlar doğada bulunmadıklarından ve soyut olduklarından, duyu organları yoluyla öğrenilemez.Kavramlar ancak düşünme ile kavranabilir.
SOYUTLAMA NEDİR:Bir özelliği ya da öğeyi bağlı olduğu bütünden,düşünce yada sözle ayırmadır.Örnek;benzer biçimde kırmızı olan bayrak,kan,nar,elma,gül gibi nesnelerden,kırmızı olma özelliğini soyutlayarak “kırmızı” kavramına varabiliriz.Öncelikle somut kavramlar (ev,anne,baba,araba v.b.)öğrenilir. Sonra soyut kavramlar (iyi,kötü,güzel,çirkin,rakamlar v.b.)öğrenilir.
İçsel Konuşma:Kişi, yalnız nesne ve olayları değil bir takım etkinliklerde bulunmayı da düşünebilir.Örneğin gazeteyi okurken aslında sesli olarak söyleyebileceğimiz sözcükleri düşünürüz.J.Watson “düşünme,sessiz konuşmadır” der.
Sözel Düşünme:İnsanlar nesne,durum ve kavramları sözcüklerle adlandırdıklarından düşünmelerin çoğu da sözel düşünme biçimindedir.
Kavramsal Düşünme:Düşünme hem somut durum ve olayları hem de soyut ya da genel olan şeyleri kapsar.Kavramlardan yararlanılarak meydana gelen düşünmelere kavramsal düşünme denir.
PROBLEM ÇÖZME AŞAMALARI NELERDİR
Birey,bir amaca yönelik davranışları engellendiğinde ya da bir güçlükle karşılaştığında,bu problem üzerinde düşüncelerini yoğunlaştırarak engelleri aşacak çözüm yolları arar.
Genel olarak Problem çözmenin dört aşaması vardır:
1-HAZIRLIK SÜRECİ : Problem bütün olarak ele alınır,problemin tanınmasına çalışılır.
2-KULUÇKA SÜRECİ :Problem bir kenara itilmiş gibidir ve aralıklarla düşünülür.
3-KAVRAMA SÜRECİ :Problemle ilgili gizli kalmış hususlar aydınlığa kavuşmuş ve çözüm sağlayacak düşünce belirivermiştir.
4-DEĞERLENDİRME SÜRECİ :Çözüme ulaşılmış ise değerlendirme yapılır,uygunluğu düşünülür.
Mantık yürütme ve tümevarım da bir problem çözme yöntemidir.
Yaratıcı düşünme ile eleştirici düşünme genellikle birbirine benzer,ancak eleştirici düşünme akla,gerçeklere ve araştırmaya dayanır.Yaratıcı düşünme ise atılımcıdır.
Yaratıcı kişilerin özellikleri:
Yaratıcı kişilerin en önemli özellikleri zeka ve güdülenmedir.Birey ne kadar zeki ise problem çözmedeki başarısı da o kadar fazla olur.Problem çözmek için ikinci önemli etken güdülenmedir.Güdülenme olmadan yaratıcılık olmaz.
Yaratıcı düşünmeyi engelleyen etkenler:
1-Duygusal etkenler;Bazı durumlarda insanlar duygularına aykırı gelen,hoşlanmayacakları durumlarla karşılaşmak istemez.Bu tutum yaratıcılığı engeller.
2-Kültürel etkenler;Toplum değerlerine aykırı gelen gerçeklerin ortaya konması oldukça zordur.
3-Geçmiş deneyimlerin etkisi;Önceki deneyimlerimiz nesnelerin belli bir işlevi olduğunu öğretmiştir.Bunun aksini ortaya koymak zordur.
4-Algısal etkenler;Duyu organlarımızın yanılması da yaratıcı düşünmemizi engelleyebilir.
DİL NEDİR
Dil düşüncelerin sözcük halinde anlatılmasıdır.Yazı dili,konuşma dili,işaret dili olarak sınıflandıracağımız dilin amacı her durumda iletişim sağlamaktır.
Dilin öğrenilmesi:Psikolinguistlere göre dil değişik aşamalardan geçilerek öğrenilir.Bu aşamalar:
1-Refleks aşaması,bebeğin bazı sesler çıkardığı dönem
2-Cıvıldama aşaması,altı aya yaklaştığında bebeğin cıvıldaması
3-Sesleri anlamlandırma,çocukların nesne ve olaylarla sözcükler arasında bağ kurmaya başlaması
4-Dil kazanma,kısa cümlelerden hareketle gelişen yaşla birlikte konuşma ve yazmanın öğrenilmesi.
BİLİNCİN DEĞİŞİK BİÇİMLERİ HANGİLERİDİR
UYKU VE RÜYALAR
Bilinç;Kişinin kendisi ve çevresi hakkında bilgi sahibi olması,iç ve dış uyaranların açık ve net olarak farkına varmasıdır.
Normal bilinç durumları; bilinç durumunda görülen normal değişikliklerin başında uyku gelir.Bilinçli uyanıklıktan derin uykuya dek uzanan yelpaze içinde çeşitli bilinç basamakları vardır:
1-Aşırı uyanıklık; heyecan gibi aşırı uyanıklık durumunda dikkat dağınıktır,bilinçte bir zayıflık söz konusudur ve davranışlar çevreyle tam anlamıyla uyum göstermez.
2-Dikkatli uyanıklık;Duygular normal tempodadır.
3-Rahat uyanıklık; gergin olmayan,rahat ve sakin bir bilinçliliktir.
4-Uykuya geçiş; uyuklama durumudur.
5-hafif uyku;bilinç ortadan kalkmıştır.
6-Derin uyku; iç ve dış ortama yönelik bilinç ortadan kalkmıştır.Kişi rüya görüp görmediğini hatırlayamaz.
Farklı bilinç durumları;Değişik ruhsal bozukluklar ve organik beyin hastalıklarında normalde yaşanmayan bilinç durumlarıyla karşılaşılabilir.
-Bilinç bulanıklığında hastanın kendisine ve çevresine ilgisi,zamana ve ortama uyumu bozulmuştur.
-Alacakaranlık durumunda,hastaya rüyada olduğu izlenimi veren işitme ve görme sanrılarının bulunduğu bir bilinç bulanıklığıdır.
-Koma öncesinde,bilinç kaybı başlamıştır.Hasta güçlükle uyandırılabilir ve kısa süre uyanık tutulabilir.
-Yarı komada hastanın çevresiyle olan bilinçli ilişkisi kaybolmuştur.İrade dışı hareketler ve normalde görülmeyen refleksler ortaya çıkar.
-Komada ise artık ağrılı uyaranlara hiçbir yanıt yoktur.Normal refleksler ortadan kalkmış anormal refleksler yerleşmiştir.
UYKU NEDİR TANIMI:
Dış uyaranlara karşı bilincin uyuştuğu,tepki gücünün ve etkinliğin büyük ölçüde azaldığı,dinlenme durumudur.İnsanın hiç uyumadan yaşaması imkansızdır.Günlük uyku süresini 1-2 saat kısaltmak ya da uzatmak uyanıklığın niteliğini bozar.Baş ağrısı,yorgunluk,gerginlik,dikkat toplaşımında güçlük gibi yakınmalar ortaya çıkar.Normal olarak insanlarda günlük uyku gereksinimi 6-9 saat arasındadır.
REM UYKUSU TANIMI :
1953’te E.Aserinsky ve N.Kleitman uyku tiplerinin hızlı göz hareketleri ile bağlantılı olduğunu açıkladılar.Buna göre;
1-Hızlı göz hareketleri-REM
2-Yavaş dalga uykusu –NREM (rem dışı uyku)
REM uykusu uyanıklık durumuna çok yakındır.Yavaş dalga uykusunda(NREM) ise;beyin dalgalarının çok yavaşladığı saptanmaktadır.Derin ve dinlendirici olan bu uykuda dört evre görülür:
1-Uyuklama evresi
2-Hafif uyku evresi
3-Derinleşen uyku evresi
4-Derin uyku evresi
Yavaş dalga uykusunda kaslar gevşer,solunum, sinir sisteminin işlevleri yavaşlar,kas basıncı ve solunum hızla düşer.
REM uykusunun başlıca özellikleri ise ;fizyolojik etkinliğin, beyne giden kan ve oksijenin, ayrıca vücut hareketleri ve kaslardaki küçük kasılmaların, artmış olmasıdır.
Yavaş dalga uykusunun (NREM) sırasıyla dört evrelerinin ardından (1.2.3.4.)- REM uykusu-daha sonra yeniden birinci evre gelir.Bu düzen uyku boyunca devam eder.Ortalama doksan dakikada bir ortaya çıkan REM uykusu 5-30 dak. Sürer.
Rüyalar genellikle REM uykusunda görülür.REM uykusunda motor nöronlar uyarılır,frenlenir.Bunun sonucu gövde hareket edemez,kol ve bacaklar hafif oynatılabilir.Bu nedenle insan rüyasında kopup kaçamaz.Gözle hızla oynamaya başlar solunum hızlanır ve düzensizleşir,kalp hızlanır.
Gecenin ilk REM uykusu 90 dak.lık bir yavaş dalga (NREM) uykusundan sonra gelir ve birkaç dakika sürer.Son REM uykusu 20-30 dak sürer.Bundan sonra uyanılır.Hatırlanan rüyalar genellikle bu son evrede görülen rüyalardır.
RÜYALARIN VE UYKUNUN İŞLEVLERİ NELERDİR:
Uyurken görülen hayaller ve olaylar dizisine rüya denir.Rüya görmeyen insan yoktur. Yavaş dalga uykusu(NREM) en derin ve sakin uykudur.Bu uyku döneminde uykuda gezme,gece korkuları görülebilir.Bu uykudan uyandırılan insan bir süre aklını başına toplayamaz.Sonra REM uykusu gelir ve rüyalar bu dönemde görülür.REM uykusunda hayatta kalmak için gündüz kazanılan deneyimler belleğe depolanırken,gündüz yapılan gövde ve göz hareketleri de tekrarlanma eğilimi gösterir.Beyin REM uykusunda hareket merkezlerini frenleyerek kas gevşemesi yapar ve böylece uyanmayı engeller.Bazı rüyalar kişide ruhsal boşalım ve rahatlama sağlar.
UYKU'NUN İŞLEVİ:
Uzun süreli uykusuzluk sinir sisteminde anormal etkinliklere ve zihinsel işlevlerde azalma ve yavaşlamaya yol açar.Bu durum uykunun özellikle sinir sisteminin sağlığının korunmasında önemli rolü olduğunu düşündürür.
UYKU BOZUKLUKLARI HANGİLERİDİR:
Uykuda ortaya çıkan bozuklukların bazıları,beynin uyku ve uyanıklığı denetleyen bölümündeki bozukluktan kaynaklanır.Bunlar;uykuculuk,uyurgeerlik,aşırı ölçüde uyuma ile uykusuzluktur.
Bunların dışında; Uykuda konuşma,gece işemeleri,uykuda diş gıcırdatma ve horlama gibi bozukluklar;REM uykusu sırasında onikiparmak bağırsağı ülseri belirtilerinin,NREM uykusunda sara benzeri çırpınmaların görüldüğü saptanmıştır.
Uykusuzluk:Uykusuzluğun nedenleri arasında uyuma koşullarının bozukluğu,dolaşım ya da beyin hastalıkları,bunaltı ya da ruhsal çöküntü gibi ruhsal sorunlar ve ağrı gibi fiziksel bozukluklar sayılabilir.
BİREYSEL FARKLILIKLAR
ZEKÂ KONUSU
ZEKÂ:Bireyin gerek sorunları çözerken gerek çevreye uyum sağlarken var olan tüm yetenek ve becerilerini kullanması ile ortaya çıkan düzeydir.Örneğin bir öğrenci bir matematik problemini çok kısa sürede çözerken bir başkası çok uzun sürede çözebilir.Bir başkası ise hiç çözemeyebilir.
Zeka ve Kişilik Psikolojide Bireysel farklılıkların temelinde yer alır.Aynı uyarıcıya farklı kişilerin farklı tepkiler göstermesi bireysel farklılıklardan kaynaklanır.Örneğin öğretmenin azarladığı bir öğrenci utanıp ağlarken bir başkası aldırmayıp gülebilir.İşte aynı uyarıcılara gösterilen farklı tepkilerin temelinde yetenek,mizaç,karakter farklılıkları;daha genel bir ifadeyle zeka ve kişilik farklılıkları yatar.
ZEKANIN SINIFLANDIRILMASI:
Günlük yaşamda zeka,genelde tek bir yetenek veya becerinin sivrilmesi biçiminde anlaşılır.Bu hatalı bir düşüncedir.Çünkü zeka algılama ,öğrenme,düşünme gibi pek çok yetenek ve becerinin birlikte kullanımı ile kendini gösterir.
Zeka genel hatlarıyla Thorndike tarafından üç ana farklılık çerçevesinde sınıflandırılmıştır;
1-SOYUT ZEKA NEDİR :Sembol kullanarak düşünme yeteneğidir.Çocuklukta pek kendini göstermeyen bu zeka,12 yaş ve sonrasında ağırlıklı olarak kendini gösterir.Soyut zeka gerçekte var olmayan ancak var olanlar arasındaki ilişkilerden zihnin soyutlama ve genelleme gücüyle elde ettiği sembollerle uğraşır.
Örneğin;pi sayısı,türev,limit,sayılar tabiatta somut olarak yoktur.Matematik kavramlarını kullanmak,matematiksel ilişkileri kurmak soyut zeka işidir.Romancı,şair,besteci soyut zekasını kullanır.
2-MEKANİK(SOMUT)ZEKA NEDİR :Araç-gereç ve makineleri yapıp kullanmada kendini gösterir.Çocukluk yıllarında kendini göstermeye başlayan bu zeka,bozulan bir oyuncağı tamir ederken,yap-boz türü oyuncaklarla uğraşırken yoğun biçimde kullanılır.
Bu zekanın daha çok mühendislerde,tamircilerde,uzman işçilerde bulunması gerekir.
3-SOSYAL ZEKA NEDİR :Toplumsal çevreye uyum sağlamada,insanlarla iyi ilişkiler kurmada kendini gösterir.Sosyal zekasını iyi kullanan bir insan çevresinde sevilir,sayılır,lider özellikleri ile sivrilip insanları etkiler.
Politikacılık,avukatlık,öğretmenlik,pazarlamacılık gibi toplumla sıkı ilişkiler içinde olması gereken mesleklerde sosyal zeka ön plana çıkar.
ZEKAYI AÇIKLAYAN KURAMLAR NELERDİR:
A-YAPISAL KURAMLAR:Zekanın nasıl bir yapıya sahip olduğunu açıklamaya çalışan kuramlara yapısal kuramlar denir.
1-TEK ETMEN KURAMI:Bu kurama göre zekanın yapısı bir tek genel yetenekten oluşmuştur.
Bu genel yetenek:Terman’a göre,soyut düşünme yeteneği;Davis’e göre,problemleri çözme yeteneği;Stern’e göre ise,düşünme yeteneğinden yararlanarak yeni durumlara uyum sağlama yeteneğidir.
2-ÇİFT ETMEN KURAMI:Spearman tarafından savunulan bu görüşe göre zihinsel güç,bir genel yetenek ile çok sayıda özel yeteneğin kullanılmasından oluşur.Spearmana göre genel yetenek soyut düşünebilme yeteneğidir.Soyut zeka düşünceler arasında bağlantı kurarak genellemeler yapar.Özel yetenekler ise spor,müzik,resim,imgeleme,betimleme gibi alanlarda kendini gösterir.
3-ÇOK ETMEN KURAMI TANIMI :Zekayı,pek çok etmenin biçimlendirdiğini savunan psikologların görüşüdür.Zekayı bir çok özel yeteneğin oluşturduğunu kabul ederler. Örneğin;Thorndike zekayı soyut,mekanik ve sosyal zeka olarak üç etmenle açıklamıştı. Thurstone’da ,zekayı çok sayıda yeteneğin karışımı olarak nitelendirir.
Thurstone’a göre zekayı biçimlendiren özel yetenekler şunlardır:
a)Sözel Anlayış;Sözcükleri tanıma,sözel benzerlikleri bulma,okuduğunu anlama.
b)Sözel Akıcılık;Konuşurken ve yazarken uygun sözcük ve anlatmaları çabuk bulabilme.
c)Sayısal Etmen;Basit matematik işlemleri çabuk ve doğru yapabilme .
d)Mekan (uzay) ilişkilerini kavrayabilme;Nesnelerin uzaydaki durum ve değişimlerini kavrama.
e)Bellek;Geçmişte öğrenilen konularla,yeni durumlar arasında ilişki kurabilme,çağrışımlı düşünme.
f)Algısal Hız;Görsel olarak nesne ve olayların ayrıntılarını görebilme benzerlik ve farklılıklarını kavrama.
B-BİLGİ İŞLEMLEME KURAMI TANIMI :Bu kuram zihinsel gelişimi ve bu gelişim aşamalarında çocuğun neleri yapabileceğini açıklayan kuramdır.Jean Piaget’in geliştirdiği bu kuram,çocuğun zihinsel gelişimini dört aşamada inceler.
Piaget’a göre zihin dört evreden geçerek olgunluk düzeyine erişir.
1-Duyusal-devimsel evre:çocuğun doğuştan gelen fiziksel refleksleri tanıyıp geliştirdiği dönemdir.
2-İşlem öncesi evre:Yaklaşık 6-7 yaşına kadar süren bu evrede nesnelerle bunlara bağlı değişmeleri bütün olarak algılar.Bu dönemde nesneler sözcüklerle temsil edilmeye başlanır.Yani çocuk “masa” sözcüğünün masayı temsil ettiğini bilir.
3-İşlem evresi:7-12 yaşlarına kadar süren bu evrede nesnelerle değişmeleri ayırt eder.Eşitlik,madde,hacim,alan,zaman,sayı kavramları kavranabilir.
4-Soyut (formel) işlemler evresi:12 yaştan sonrası evredir.Birey artık soyut düşünebilir,sosyal ilişkileri kavrayabilir.Düşünme yeteneği düzenlilik kazanır.
Her iki kuram da zekayı farklı biçimde açıklar.Buna karşılık zeka kuramlarının tümünde ortak bir husus vardır.Bu da; zekanın gelişmiş bir beceriden çok,geliştirilebilecek bir kapasite (potansiyel) olduğudur.Ayrıca bu kuramlar zekanın biyolojik temelleri olduğu hususunda da birleşirler.
Bu durumda zeka; bireyin doğuştan sahip olduğu,kalıtımla kuşaktan kuşağa geçen ve merkez sinir sisteminin işlevlerini kapsayan deneyim,öğrenme ve çevreden kaynaklanan etkenlerle biçimlenen bir bileşimdir.
Zekanın sadece insana has olduğu kabul edilse de;yapılan bazı araştırmalar hayvanlarda da zekice davranışlara rastlandığını göstermiştir.Ancak hayvan davranışlarının çoğu içgüdüsel olduğundan zekadan ayrılır. Zeka öğrenme ve uyum gibi yeteneklerle yakından ilişkilidir.Örneğin kuşun yuva yapması içgüdüseldir.Eğer zeka-düşünme bu davranışta etkili olmuş olsaydı,değişen şartlara göre yuvanın da değişmesi gelişmesi gerekirdi.Bu nedenle hayvanların zekice davranışlarında zekanın etkin olduğu söylenemez.
ZEKANIN OLUŞUMUNDA KALITIM VE ÇEVRE ETKİLERİ NELERDİR :
Zekayı belirleyen iki temel etken vardır.Bunlar kalıtım ve çevredir.Zekayı etkilemede kalıtımın ve çevrenin payları nedir? Sorusuna cevap aramak için çeşitli araştırmalar yapan psikologlar,zekanın gelişebilme sınırlarının kalıtımla belirlendiğini tespit etmişlerdir. Kalıtımla getirilen bu potansiyel iyi çevre koşullarında geliştirilebilir.Ancak uygun çevre koşulları zekanın sınırlarını değiştiremez.Ancak iyi çevre koşulları kalıtımla getirilen potansiyelin en verimli bir şekilde geliştirilmesini sağlayabilir.Yani çok iyi çevre koşulları geri zekalı bir bireyi normal veya üstün zekalı duruma getiremez.Kalıtımla getirilmiş olunan potansiyeli kullanma açısından iyi bir çevreye ihtiyaç vardır.
Yine araştırmalar göstermiştir ki;kalıtımla getirilen potansiyel eğer iyi bir çevre ortamında(eğitim,sağlık ve sosyal yönden) geliştirilmez ise zeka seviyesi açısından tek başına yeterli olmamaktadır.
O halde öncelikle kalıtımın zeka potansiyeli açısından etkisi daha fazla olmakla beraber,tek başına zekayı belirlememektedir.Potansiyel ne olursa olsun çevre şartlarının o potansiyele uygun olması gerekmektedir.Bu da zekanın ciddi ölçüde kalıtım ile ve bunu tamamlayan çevre şartları ile oluştuğunu ve geliştiğini gösterir.
Kalıtım,zekanın ve duyu organlarının düzeyini belirlemede belki daha önemlidir;çevre ise inançların,alışkanlıkların,tutumların yani kişilik özelliklerinin belirlenmesinde daha etkili görülmektedir.
Zekada yaşa bağlı olarak da bazı değişmeler görülür.Bireyin zekası genellikle 18-20 yaşlarına kadar artar.30 yaşlarından sonra bazı alanlarda düşüş belirir.Ancak genellikle normal dışı bir durum olmadıkça bireyin zeka ile ilgili gelişme hızında İleri yaşlarda önceki durumun korunduğu görülür.Pek çok düşünür,sanatçı ve bilim adamının yaşlılık döneminde verimli olmaları zeka düzeylerini koruduklarını göstermektedir.
ZEKANIN ÖLÇÜLMESİ NASIL OLUR:
Zeka testlerle ölçülür.
TEST:Bireylerin başarı,kişilik ve yeteneklerini değerlendirmek ve karşılaştırmak için kullanılan bir yöntemdir.
Zeka testlerinin doğmasına,çocuklar arasında zihinsel başarı yönünden büyük farklar olduğunun anlaşılması yol açmıştır.
İlk bireysel zeka testi,1905 yılında Fransız psikologlardan Alfred Binet ile Teodor Simon tarafından, Binet-Simon zeka ölçeği adı altında yayımlanmıştır.Bu test 2-14 yaşları arasındaki çocuklara uygulanan sözel yeteneklerin ölçülmesine ağırlık veren bir testtir.
Yaygın olarak kullanılan zeka testlerinden biri de Wechsler Yetişkinler Zeka Ölçeğidir.
Daha sonra çocuklar için zeka ölçeği de eklenmiştir.Wechsler testlerinde sorular yaşlara göre değil,giderek zorlaşan sözel ve performans testler olarak iki grupta hazırlanmıştır.Sözel grupta;genel bilgi,sayı dizileri,sözcük dağarcığı,aritmetik,anlama ve yargılama ile benzerlik testleri yer alır.
Performans testleri grubunda ise;resim tamamlama,resim düzenleme,küplerle desen,parça birleştirme,şifre ile ilgili testler bulunur.
Bu testler sonunda, 3 zeka bölümü elde edilir:
1)Sözel zeka bölümü
2)Performans zeka bölümü
3)Tüm zeka bölümü, belirlenir.
Bu zeka testlerinden başka, daha bir çok bireysel ve grup testleri geliştirilmiştir.
Zeka testlerinin türleri:
1-Uygulanış biçimine göre;
a)Bireysel testler:Bireylere tek tek uygulanan testlerdir.
b)Grup testleri:Birden fazla bireye aynı anda uygulanan testlerdir.
2-Cevaplandırma biçimine göre;
a)Sözlü testler:Sözlü olarak cevaplandırılan testlerdir.
b)Yazılı testler:Yazılı olarak cevaplandırılan testlerdir.
c)Performans testleri:Bir eylem yapılarak cevaplandırılan testlerdir.
Zeka testlerinin değerlendirilmesi(IQ TESTİ):
İYİ BİR TESTİN ÖZELLİKLERİ:
1-Güvenirlik:Aynı testin ve ya eşdeğerinin aynı kişi ya da grup üzerine yeniden uygulandığında,yaklaşık aynı değeri vermesidir.
2-Geçerlilik:Testin neyi ölçmek için hazırlanmışsa onu ölmesi gerekir.Örneğin kişilik testi olarak hazırlanmış bir test zekayı ölçmek amacıyla kullanılamaz.
3-Normları olmalıdır:İyi bir test standart bir gruba ya da gruplara dayanan normlara sahip olmalıdır.Normlar çok sayıda kişiden elde edilmiş bir ortalamadır.Normlar bir kişinin puanının başka kişilerin puanları ile karşılaştırılmasını sağlar.
4-Standardizasyon:Testler mesleki yeterliliği olan uzman kişilerce uygulanmalı,uygulamada belirli bir düzen,yönerge,zaman sınırlaması gibi koşullar değişmeden aynı biçimde uygulanmalıdır.Ayrıca testin kültürel standardizasyonu yapılmalıdır.Yani bir test ne kadar geçerli ve güvenilir olursa olsun hazırlandıkları kültürün etkilerini taşır.Bu nedenle farklı bir kültürde uygulanacağı zaman,o kültürün unsurlarına uyarlanmalıdır.
ZEKA BÖLÜMÜ:
Zeka bölümü,bir kişinin aynı yaşta olan diğer kişilerle karşılaştırılmasını sağlayarak,kişinin norm grubu içindeki yerini belirtir.
Zeka Bölümü;
Z.B.(lQ)=Z.Y./T.Y.x100 formülüyle hesaplanır.
Teste bir önceki yaş düzeyine ait soruların sorulması ile başlanır.
Deneğin bütün test sorularını doğru olarak cevaplandırdığı yaş düzeyine “temel yaş”,
hiçbirini cevaplandıramadığı yaş düzeyine de “çatı yaşı” denir.
Zeka bölümünü bilmenin yararları:
1-Normal eğitimden yararlanamayacak durumda olanlara,zeka kapasitelerine uygun bir eğitim uygulanır.
2-Meslek seçiminde zeka düzeyine uygun mesleğe yönelmeleri sağlanır.
3-Mesleğe seçilirken de gerekli zeka düzeyine sahip olanların seçilmesi ve verimliliğin artmasını sağlar.
Zeka Bölümlerinin Dağılımı şu şekildedir:
0- 70 Zeka özürlü 70- 90 Sınır(düşük zeka) 90-110 Normal110-120 Normal üstü120-130 Üstün zeka130-+ Deha (çok üstün zeka)
ZEKA YÖNÜNDEN ÖZEL GRUPLAR:
1-Zeka Geriliği
2-Üstün Zekalılık
1-Zeka Geriliği:
Zeka Bölümleri düşük olan bireylere geri zekalı denilmektedir.Zeka geriliğinin nedenleri;kalıtım ve (beyin zedelenmesi,doğum öncesi annenin geçirdiği hastalıklar gibi) diğer hastalıklardır.
Zeka özürlüler üçe ayrılır:
a)İdiot: (Z.B. 0-24) Sürekli bakıma muhtaç olan zeka özürlülerdir.Bunlar ortalama olarak 2 yaşındaki bir çocuğun zeka düzeyini geçemezler.Sürekli bakıma muhtaçtırlar.
b)Embesil: (Z.B.025-49) Eğitilebilir zeka özürlülerdir.Öğretilirse basit işler yapabilirler.Tarlada çalışmak,bulaşık yıkamak v.b. Sorumluluk duygusundan yoksundurlar.
c)Moron: (Z.B. 50-69) Öğretilebilir zeka özürlülerdir.Erişkinlerinin zeka düzeyi 9-10 yaşındaki bir çocuğunki gibidir.Tüm zeka özürlü olanların yaklaşık %85 i morondur.Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bazı ilköğretim okullarında bu tip zeka özürlüler için özel sınıflar açılmıştır.
2-Üstün Zekalılık:
Zeka bölümü yüksek olan bireylere üstün zekalı denilmektedir.Her alanda her zaman üstün başarı gösterirler.Üstün zekalılar özel eğitimle seviyelerine uygun yetiştirilemedikleri takdirde,zekalarını olumsuz alanlarda kullanma ihtimalleri vardır. Bu da toplumsal açıdan önemli bir risk oluşturur.Bu nedenle üstün zekalı kişilerin zamanında tespit edilerek,seviyelerine uygun bir şekilde yararlı alanlara yönlendirilmesi gerekir.
Özel yetenekler:
Yetenek bireyin zihinsel ve bedensel alanlarda iş başarabilme gücüdür.İnsanlar arasında yetenek bakımından farklılıklar vardır.Psikolojide özel yeteneklerin tespiti mesleğe yöneltme ve mesleğe seçme açısından önem taşır.
Yaratıcı düşünme:
Yaratıcı düşünme yeni düşünceler,buluşlar,araçlar ve yapıtlar oluşturmaya yöneltilmiş düşünmedir.Kendini daha çok bilim, teknik ve güzel sanatlarda gösterir.
Zeka, yaratıcı düşünmenin ortaya çıkarılmasını sağlayan bir araçtır.
Eğitimde yaratıcılık geliştirilebileceği gibi, engellenebilir de .
Yaratıcı bir bireyin ortaya koyduğu eserler alışılmışın dışında olacağından, çoğu kez alışılmışa yöneltilerek yaratıcılığı köreltilmiş olabilir.
Bu nedenle çocuk yaşta bireyin yaratıcılığı tespit edilirse ve bu yönde imkan tanınırsa yaratıcılık daha çabuk geliştirilebilir.
« Önceki ::
