Simple Present Tense, İngilizce Geniş Zaman
24/10/2009 · Kategori: Ingilizce Zamanlar - English Tenses
İngilizcede Simple Present Tense (geniş zaman) cümleler, bir işin her zaman yapıldığını anlatırlar.
Simple Present Tense (geniş zaman) İngilizce'de en önemli Tense'dir. Diğer bütün "Zaman"lar Simple Present Tense cümleler esas alınarak kurulurlar.
Önce, Simple Present Tense cümlenin tanımını yapalım.
Bir iş her zaman yapılırmış gibi ifade ediliyorsa, o cümle geniş zamandır. "Ben giderim. Siz koşarsınız. Onlar uyurlar." gibi. Şimdi "Ben bir e-mail yazarım." cümlesini bu çatıya göre kuralım.
Simple Present Tense cümleleri kurmak için, başa özne sonra fiil ve daha sonra nesne getirilir.
Özne | Fiil | Nesne |
I | write | an email. |
Ben e-mail yazarım. | ||
You write an email.
Sen e-mail yazarsın.
He writes an email.
She writes an email.
O, e-mail yazar.
Ancak, “Our friend” (bizim arkadaşımız) müzikten hoşlanır, cümlesini kurmak istersek,
Our friend likes music.
Bizim arkadaşımız müzikten hoşlanır.
Dememiz gerekir. Buradaki “bizim” sıfatı sizi yanıltmasın. Çünkü, asıl kelime, yani işi yapan özne, “biz” değil, “bizim arkadaşımız”dır. Yani bir tek kişidir. Bu nedenle fiil “s” alır.
Eğer “bizim arkadaşlarımız” deseydik, yani öznemiz “Our friends” olsaydı, o zaman çoğul olacaktı ve kuralımıza göre fiil “s” almayacaktı. Cümlemiz,
Our friends like music.
Bizim arkadaşlarımız müzikten hoşlanır.
olacaktı. Bunun gibi,
Ahmet and Ayşe write an email.
Ahmet ve Ayşe e-mail yazarlar.
My father gives me money.
Babam bana para verir.
Our fathers give us money.
Bizim babalarımız bize para verirler. olur.
I go to school everyday.
Ben her gün okula giderim.
My sister lives in Kırıkkale.
Benim kız kardeşim Kırıkkale’de yaşar.
Children play in the garden.
Çocuklar bahçede oynarlar.
Hasan reads story books every night.
Hasan her gece hikaye kitapları okur.
My mother loves me.
Annem beni sever.
She puts her books into the bag.
O, kitaplarını çantanın içine koyar.
I put my money into my pocket.
Ben paramı cebime koyarım.
Ali drinks milk every morning.
Ali her sabah süt içer.
We love children.
Biz, çocukları severiz.
We go to the seaside every summer.
Biz her yaz deniz kenarına gideriz.
I speak to my friends everyday.
Ben hergün arkadaşlarımla konuşurum.
İngilizcede fiilleri, yalnız başına söylediğimiz zaman başlarına getirilen “to” eki (to go: gitmek, to write: yazmak), mek, mak anlamına gelir.
İsimlerin başına geldiği zaman ise, e, a, ye, ya anlamı verir. (Örneğin; to Ankara : Ankara’ya, to school: okula)
THE SIMPLE PRESENT TENSE, THE SIMPLE PRESENT TENSE Examples, Neg
24/10/2009 · Kategori: Ingilizce Zamanlar - English Tenses
* Present Simple Tense yani geniş zamanı tekrarlanan olaylardan bahsederken kullanmaktayız. Örneğin hergün 7de kalktığımızı, 8de evde çıktığımızı, her hafta sinemaya gittiğimizi geniş zaman ile anlatmaktayız.Geniş zamanda sıkça kullanılan zaman zarfları şunlardır:
- always: her zaman
- usually: genellikle
- often: sık sık
- sometimes: bazen
- never: hiç
- every day: her gün
- every morning: he sabah
- every year: her yıl
* Present simple tense" te fiillerin kullanımı cümlenin öznesine göre değişmektedir. Dört aynı cümleyi öznelerini değiştirerek inceleyelim:
- I get up at 7 o"clock every day.
(Her gün 7de kalkarım.)
- Buse gets up at 7 o"clock every day.
(Buse her gün 7de kalkar)
- Burak gets up at 7 o"clock every day.
(Burak her gün 7de kalkar.)
- Our dog, Boncuk gets up at 7 o"clock every day.
(Köpeğimiz Boncuk her gün 7de kalkar.)
- You get up at 7 o"clock every day.
(Sen her gün 7de kalkarsın.)
- Tuna and Can get up at 7 o"clock every day.
(Tuna ve Can her gün 7de kalkarlar.)
- My sister and me get up at 7 o"clock every day.
(Ablam ve ben her gün 7de kalkarız.
*Yedi öznede de fiilin nasıl değiştiğini cümlelerde görmekteyiz.Fiil olarak "get up" yani kalkmak,uyanmak anlamında olan fiili seçtik.
"I", yani özne olarak ben kullandığımızda fiilde bir değişiklik olmadı.
İkinci cümlede özne "Buse" dir.Buse yerine "she" de diyebiliriz. Bu cümlede fiile -s takısı gelmiş ve fiil değişmiştir.
| Üçüncü cümlede özne olarak "Burak" kullanılmıştır, Burak yerine "he" de diyebiliriz. Burada da fiil -s takısı almıştır. Bir sonraki cümlede özne "bizim köpeğimiz Boncuk", İngilizce"de hayvanlar ve cansız varlıklar için "it" dendiğini burada da hatırlarlatalım. Fiil burada da -s takısı almıştır. Diğer cümlede "you", sen öznesiyle birlikte kullanılan get up fiilinde bir değişiklik olmamıştır. "Tuna ve Can" iki kişidirler, "they" (onlar) de kullanabiliriz. Get up fiiline hiç bir ek gelmemiştir. "Ablam ve ben", burda da birden fazla kişiden yani "we" (biz)den bahsetmektedir. Burda da get up ta değişiklik olmamıştır. *Simple present tense" te: -I, You, We, They öznelerinde fiilde değişiklik olmaz. -He, She, It öznelerinde fiile -s takısı getirilir. Examples -I go to school with my friend. (Okula arkadaşım ile birlikte giderim.) -Susan does her homework in the evenings. (Susan ödevlerini akşamları yapar.) -My sister watches television every morning. (Kız kardeşim her sabah televizyon izler) -My brother plays football every weekend. (Kardeşim her hafta sonu futbol oynar.) -We go to the cinema every Saturday. (Her cumartesi sinemaya gideriz.) -My mother goes to shopping centre on Sundays. (Annem pazar günleri alışveriş merkezine gider.) -They go on holiday every summer. (Onlar her yaz tatile çıkarlar.) *Geniş zamanın olumsuzunda bilmemiz gereken iki tane takı vardır: don"t ve doesn"t *don"t: Don"t, düz cümlede -s takısı getirmediğimiz öznelerin kullanıldığı cümlelerde, olumsuzluk anlamı vermek için kullanılmaktadır. - I don"t get up at 7 o"clock every day.(Her gün 7de kalkmam.) - You don"t get up at 7 o"clock every day. (Sen her gün 7de kalkmazsın.) - Tuna and Can don"t get up at 7 o"clock every day.( Tuna ve Can her gün 7de kalkmazlar.) - My sister and me don"t get up at 7 o"clock every day. (Ablam ve ben her gün 7de kalkmayız). - I don"t go to school with my friend. (Okula arkadaşım ile gitmem.) - We don"t go to the cinema every Saturday. (Her cumartesi sinemaya gitmeyiz.) - They don"t go on holiday every summer. (Onlar her yaz tatile gitmezler.) *doesn"t:Düz cümlede kullandığımız bazı öznelerde fiile -s takısı getirmek zorundaydık. Bu öznelerin bulunduğu cümleyi olumsuz yapmak için doesn"t kullanıyoruz. Fakat doesn"t ile olumsuz yaptığımız bu cümlede fiile -s takısı kesinlikle getirmiyoruz. - Buse doesn"tget up at 7 o"clock every day. (Buse her gün 7de kalkmaz) - My sister doesn"t watch television every morning. (Kız kardeşim her sabah televizyon izlemez.) - My brother doesn"t play football every weekend. (Kardeşim her hafta sonu futbol oynamaz.) *Present tense te soru oluştururken de cümlede kullanılan özneye dikkat etmeliyiz. Burada sadece yes ve no diye cevap vereceğimiz soruları göreceğiz. *Soru sorarken de olumsuz yaparken kullandığımız do ve does takıları kullanmaktayız: - Do you get up at 7 oclock? (7de mi kalkarsın?) Yes, I do. (Evet, öyle.) - Do they go on holiday every summer? (Onlar her yaz tatile giderler mi?) No, they don"t. (Hayır, gitmezler.) - Do your father and your mother go shopping every week? (Annen ve baban her hafta alışverişe gider mi?) Yes, they do. (Evet, yaparlar.) - Does Canan do her homework evey day? (Canan ödevlerini her gün yapar mı?) No, she doesn"t. (Hayır yapmaz.) - Does your brother play football every Saturday? (Erkek kardeşin her cumartesi futbol oynar mı?) Yes, he does. (Evet, oynar.) İngilizce öğrenmeli miyim, ingilizce zor mudur, ingilizce dersleri zor geliyor, ingilizce ne kadar sürede öğrenilir nerden çıktı bu ingilizce, ingilizce öğrenipte napıcam, ingilizce hızlı öğrenilir mi, ingilizce kolay öğrenilir mi ingilizce kurslarına gitmeli miyim, kursun faydası olur mu, ingilizce kursları pahalı mıdır, ingilizce kursuna verdiğim para boşa gider mi Kursa gitmeden ingilizceyi kendim öğrenebilir miyim, hangi kursa gitmeliyim, özel ingilizce dersi almalı mıyım özel dersin faydası olur mu, ingilizce sınavlarına nasıl hazırlanmalıyım, yurt dışında ingilizce öğrenmek daha mı kolaydır Arkadaşlar ingilizce öğrenmek istiyorsanız kafanızı yukardaki sorulardan arındırın bu soruların cevabı basit, ingilizceyi öğrenmenizin kesinlikle size yararı olacaktır ve ingilizceyi yardım almadan öğrenemezsiniz. Bu yardımı okulunuzdaki ingilizce öğretmeninizden, dersanenizden, sitemiz ve diğer internet kaynaklarından alabilirsiniz. Kısa sürede ingilizce öğrenmek hayaldir, en az bir iki sene sıkı çalışmanız gerekir. |
İngilizce Kurs Notları 1- ingilizce Zamanlar The Simple Present
5/7/2009 · Kategori: Ingilizce Zamanlar - English Tenses
A) Simple: Do + V1
1.) Past (-di)
2.) Present (-ir)
3.) Future (-ecek)
B) Continuous: (-yor) Be + V1......ing
1.) Past (-yordu)
2.) Present (-yor)
3.) Future (-yor olacak)
C) Perfect: (-miş) Have + V3
1.) Past (-mişti)
2.) Present (-miş)
3.) Future (-miş olacak)
D) Perfect Continuous: (-mekte) Have Been + V1......ing
1.)Past (-mekteydi)
2.)Present (-mekte)
3.)Future (-mekte olacak)
To speak: Konuşmak
***Not: Bir fiilin mastarsız haline (to’suz) o fiilin birinci hali denir.
D) Perfect Continuous: (-mekte) Have Been + V1......ing
1.) The Present Perfect Continuous Tense: I have been speaking. (Konuşmaktayım)0,
2.) The Past Perfect Continuous Tense: I had been speaking. (Konuşmaktaydım)
3.) The Future Perfect Continuous Tense: I will have been speaking (Konuşmakta olacağım)
Not: İngilizcede, zaman ne olursa olsun bir cümlede yapılacak değişikliklerin hepsi
yardımcı fiil üzerinde yapılır.
Not: Formal yazışmalarda kesinlikle kısaltmalar yapılmaz.
Not: İngilizcede bir olayın basit olması demek, continuous olmaması demektir.
Not: Bir olayın perfect olması demek iki olaydan öncekini vurgulamak demektir. Tek başına bir perfect olaya nadiren rastlanır.
C) Perfect: (-miş) Have + V3
1.) The Present Perfect Tense: I have spoken. (Konuşmuşum)
2.) The Past Perfect Tense: I had spoken. (Konuşmuştum)
3.) The Future Perfect Tense: I will have spoken. (Konuşmuş olacağım)
B) Continuous: (-yor) Be + V1......ing
1.) The Present Continuous Tense: I am speaking. (Konuşuyorum)
2.) The Past Continuous Tense: I was speaking. (Konuşuyordum)
3.) The Future Continuous Tense: I will be speaking. (Konuşuyor olacağım)
V1 V2 V3
Be: am, is, are.......was, were...........been
Not: Her zamanda üç yapıyı bir arada gösterip üzerinde farklılığı görmek daha öğreticidir.
Continuous:Devamlı, devam eden.
Progressive:Kademe kademe gelişen.
Present:Şu an, hediye.
Not: Devamlı zamanları continuous ile ifade etmek daha uygundur. Con tinuous’ları anlatırken “Be” fiilleri ve bunların hallerinden bahsetmek verimliliği arttırır.
Not: Bir cümlenin zamanını öğrenebilmek için ilk önce yardımcı fiillere bakılır. Bu bize, bu cümlenin 4’lü gruptan hangisine gideceğimizi gösterir.
The student has been waiting for us.
My father will be repairing his car.
He had seen us.
We will have completed the study.
Not: Perfect’li cümleler tek başlarına bir yargı ile kullanılmaz. Daha iyi anlaşılsın diyebu cümleler verildi. Normalde bu cümleler ingilizcede yoktur veya eksiktir.
1.) The Simple Present Tense: (Geniş zaman) Ali speaks.(Ali konuşur)
2.) The Simple Past Tense: (Dili geçmiş zaman) Ali spoke.(Ali konuştu)
3.) The Future Tense: (Gelecek zaman) Ali will speak. (Ali konuşacak)
İngilizler dilde kısaltmayı çok severler. İngilizcede temel zamanları 4 gruba ayırarak inceledik. Simple dışındaki gruplarda yardımcı fiillerle zamanları çekiyor ve yardımcı fiillere bakarak cümlenin hangi zamanla kurulduğunu öğreniyoruz. Örneğin “have” varsa perfect, “be” varsa continuous’tur diyoruz. Bu yüzden İngilizler, simple dışındaki üç grupta kısaltma yapamamışlardır.
I do speak. (Konuşurum)
You do speak
He does speak
We do speak
You do speak
They do speak
Simple zamanlarda yardımcı fiil olmadan da hangi zaman olduğunu anlayabiliriz. Cümleye bakarak “have” yok, perfect değil; “be” yok continuous değil, o zaman simple’dır diye kolaylıkla söyleyebiliriz. Bu yüzden İngilizler Simple grupta kısaltma yapmışlardır.
Simple Gruptaki Kısaltmalardan Doğan Zorluklar
Bir fiilin isim hali ile birinci hali aynıdır. Simple Tense’lerde bu durum karışıklığa yol açmaktadır.
· To decrease: Azalmak (verb) To book: Rezerve yapmak (verb)
· The decrease: Azalış (noun) The book: Kitap (noun)
Bu zorluğu gidermek için simple cümlelerde üçüncü tekil şahıslarda temel fiile “s” takısı getirilir. Bu durum isimlerin tekil-çoğulu ile ters ilişkilidir. ”s” takısı kelimenin isim değil; fiil olduğunu gösterir.
This decrease: This tekildir. Decrease’de “s” takısı yok. O zaman bu isimdir diyoruz. (Bu azalış)
This decreases: This tekildir. Decrease’de “s” takısı vardır. O zaman bu fiildir diyoruz. (Bu azalma)
O halde şimdi simple zamanlara gidebiliriz.
1 .) The Simple Present Tense: (Geniş zaman): Ali speaks. (Ali konuşur)
Not: Simple present’te “do” kısaltılır. Eğer düz olumlu cümlede “do” varsa, bu vurgu için kullanılır.
I do believe. (Tabi ki inanıyorum)
2.) The Simple Past Tense (Dili geçmiş zaman)
I did speak. (konuştum)
Did, do’nun ikinci halidir. Simple past tenste yardımcı fiil kısaltılınca, kendisine uygulanan ikinci hale getirme temel fiile uygulanır. Yani temel fiil ikinci halde yazılır. Kısaltılmış şekliyle yazacak olursak;I spoke şeklinde olur.
Fiillerin ikinci halinin kullanıldığı tek yer Simple Past Tense’ dir. V2 kullanıldığından isim ile karıştırma problemi de kalmıyor.
Eğer bu tense’de did kullanılsa simple present tense’de olduğu gibi anlamı pekiştirmek içindir. Olumsuz, soru ve olumsuz soru cümlelerinde “did” yardımcı fiili kullanılır. Did’in cümlede olması durumunda temel fiil daima V1 halinde yazılır.
1.) The Future Tense: (Gelecek zaman)
İngilizcede Future, bir zaman olarak kabul edilmez. Çünkü gelecekte olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değildir. Bu sebeple “Will” ve “Shall” aslında yardımcı fiil değillerdir. Bunlar Modall’lar içinde düşünülür. Bu sebeple normalde;
I shall do speak. (Konuşacağım)
You will dospeak
Şeklinde yazılmalıdır. “Do” kısaltması yapıldığında, fiil de birinci halde olduğu için diğer Simple gruplarındaki gibi karışıklık olmuyor ve “Will” ve “Shall” sanki yardımcı fiilmiş gibi görev görüyor. Bu şekilde “–ecek, acak” anlamını temel fiile yükleyerek gelecek zaman anlamını katıyor.
Burada önemli bir nokta da şudur: Cümleyi olumsuz veya soru yaparken Simple grubunun yardımcı fiili olan “Do” yu çağırmaya gerek yoktur. Çünkü bu görevi yardımcı fiil rolü üstlenen “Will” ve “Shall” görür.
Modal matığı da bu şekildedir. Yani aslında modal’ların kullanımında da normalde “Do” yardımcı fiili vardır ve kısaltma yapıldığı için direkt olarak modal’dan sonra temel fiil birinci haldedir.
PRONOUNS
Pro:...nın yerine, ileriye. Noun: İsim (gramatikal olarak)
Bu yüzden “Pronoun” ifadesi ismin yerine geçen yani zamir demektir.Şimdilik özne olan ve nesne olan zamirleri göreceğiz.
Subject Pronouns Object Pronouns
I Me
You You
He Him
She Her
It + VERB + It
We Us
You You
They Them
Subject Pronouns’ lar mutlaka çekimli bir fiilden önce gelirler. Bu nedenle zaten bu zamirler özne; fiiller de yüklem oluyor.
Object Pronouns’lar da mutlaka çekilmiş fiillerden sonra gelirler.
Yukarıdaki tablodan da gördüğümüz gibi bazı özne ve nesne zamirleri birbirinin aynıdır. Bir cümlede böyle zamirlerin özne veya nesne olduklarını anlamak için bunların fiilden önce - sonra geldiğine bakmak gerekir.
Not: Özneler daima yalın haldedir. Kitap, okul, Ali gibi. Kitabi, okulda, Ali’ye gibi hal ekleri almış durumda kesinlikle özne olamazlar.
Verilen Bir Cümlenin Zamanını Bulma
Bir cümlede zamanını bulmak için önce asıl fiile sonra da yardımcı fiillere bakılır. Bunların özelliğine göre cümlenin hangi zamanla kurulduğuna karar verilir.
We had been conducting the experiment. (Deneyleri yapmaktaydık)
Be + V1.....ing olduğundan “Continuous”lu bir zamandır diyoruz. Have var, “Perfect” ; ve V2 formda olduğu için de “Past” olduğunu söylüyoruz. Böylece cümlemizin zamanı “Past Perfect Continuous”tur.
Conduct:Yapmak, yürütmek,Beraber ***ürmek
Ducere:Conduct’un latincesidir. Lider, ***ürmek gibi anlamı vardır. İngilizcesi “Duce”dir.
Duct:***ürmek. Con: beraber; Conduct: Beraber ***ürmek, yürütmek anlamına gelir.
Aşağıda yazacağımız cümlelerin zamanları da aynı mantıkla bulunur.
She will be waiting for us this time next week. (O gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak)
(Burada “for” bir edattır. Edatların kullanımı dilden dile farklılık arz eder. İngilizce’de bazı fiiller edatla kullanılır. Wait for: ...için beklemek gibi. Biz yukarıdaki cümleyi çevirirken “O, gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak” deriz. Ama bir İngiliz bu cümleyi düşünürken “O, gelecek hafta bu zamanda bizim için bekliyor olacak” der.)
My father was watching them. (Babam onları izliyordu.)
I have seen it before. (Onu daha önce görmüşüm.)
He often critizes us. (O sık sık eleştirir.)
Thay had been struggling for victory. (Onlar zafer için mücadele etmekteydiler.)
Struggle for: ...için mücadele etmek
We stadied English at university. (Biz üniversitede İnglizce çalıştık.)
At: ...de, ...da. (Süreklilik arzeder. Ev, hastane, üniversite gibi süreklilik gerektiren ifadelerle kullanılır.)
İn: ...de, ...da. (anlık bir süre gerektiren durumlarda kullanılır.)
Zamanların Kullanıldığı Yerler
Past Perfect Past Present Future
Past Perfect Continuous Past Continuous
Olay, bir noktada olup bitmişse,Simple
· Olay, bir devamlılık arz ederse Continuous
· Olay, bir olayın öncesi veya sonrası ile ilgili ise Perfect’tir.
Zaman çizelgesinden de gözlenebileceği gibi Simple Past ile Past Continuous çakışıyor. Bu yüzden ikisi aynı yerde kullanılabilir ve birbirinin yerini alabilirler.
Geçmişte iki olay çakışmıyorsa, biri diğerinden önce oluşmuşsa Perfect’ te gideriz. Past Perfect, past öncesi bir noktada; Past Perfect Continuous ise, past öncesi devamlılık gösteren bir olayda oluşmuş ve ikisi çakışıyor demektir.
Past Perfect, geçmişin öncesi olduğu için kompleks bir cümledeki iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.
Şimdi bu dört zamanın alternatif cümle kurma formlarını inceleyelim:
1.) Gerek Simple Past, gerekse de Past Continuous tek başına bir cümlede kullanılabilirler.
I saw them last night. (S. Past)
I was sleeping last night at ten o’clock. (Past Continuous)
2.) Cümlede iki cümlecik var - iki yüklem - ve çakışmışsa ikisi de Simple Past olabilir.
I saw him when he enteredthe room.
S. Past S. Past
3.) İki cümlecik var ve çakışmışsa biri S. Past, diğeri Past Continuous olabilir. Hangisi önce, hangisi sonra önemli değildir.
When you phoned, I was sleeping. (I was sleeping when you phoned.)
S. Past Past Continuous
4.) İki cümlecik var ve çakışıyorsa ikisi de Past Continuous olabilir.
I was reading the newspaper while my wife was watching TV.
Past Continuous Past Continuous
Özet olarak;
a) Bir cümlede iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.
b) Simple Past ve Past Continuous tek başlarına bir cümlede olabilirler, ikisi aynı yerde kullanılabilirler.
c) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Simple Past olabilir.
d) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise biri Simple Past, biri Past Continuous olabilir.
e) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Past Continuous olabilir.
Geçmişte iki olaydan biri önce, biri de sonra oluşmuşsa; yani olaylar çakışmıyorsa;
Önce cümle çözümlenecek. Bu iki olaydan önceye giden Past Perfect, sonra olan S. Past’tır.
The lesson had started when I arrived there.
Past Perfect S. Past
Burada geçmişte meydana gelen iki olay vardır. Bunlar, çakışmamakta ve biri diğerinden önce meydana gelmiştir. Önce olan Past Perfect ile sonra olan S. Past ile ifade edilmelidir. Bu durumdaki cümle kuruluşunda başka alternatifler de vardır. Önceki Past Perfect Continuous, sonraki Past Continuous veya diğer formlar da olabilir.
My mother had been serving the table when I arrivedhome.
(Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlamaktaydı.)
My mother was serving the table when I arrivedhome.
(Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlıyordu.)
Türkçe’de “Hazırlamaktaydı” ve “Hazırlıyordu” aynı anlamda kullanılmaktadır. İngilizce’de, bunlar tamamen ayrı anlamdadır. “Hazırlamaktaydı” ifadesinde,ben eve gittiğimde annemin yaptığı eylemi görmüyorum, çünkü eylem olmuş, bitmiştir. “Hazırlıyordu” ifadesinde ise, benim eve gitmemle annemin yaptığı eylem çakışmış; ben annemin yaptığı eylemi görüyorum. Bu iki ifadenin karışıklığa yol açması İngilizce’nin yapısından değil; Türkçe’nin yapısından kaynaklanmaktadır.
My children were sleeping when I arrived home. (Eve vardığımda çocuklarım uyuyorlardı)
My children had been sleeping when I arrived home. (................uyumaktaydılar.)
Thomson’un Grameri adlı Kitaptan bir örnek:
I saw the man on his knees when I openedthe door. I understood that he had been looking
at throw the key hole. (Kapıyı açtığımda, adamı dizlerinin üstünde gördüm. Anladım ki adam anahtar deliğinden bakmaktaydı.)
Past Perfect S. Past Past’ın Sonrası
xxxxXxxxx xxxxXxxxx xxxxXxxxx
Past Perfect Cont. Past Continuous
Türkçe’nin yapısından kaynaklanan “Hazırlamaktaydı” ve “Hazırlıyordu” ifadelerinin anlam karışıklığını gidermek için yukarıdaki örnek verilmiş çok güzel bir örnektir. Olayın son cümlesinde, Past Perfect Continuous yerine kesinlikle Past Continuous kullanılamaz. Çünkü kapı açılmıştır ve adam eylemini sürdüremeyecektir. Dolayısıyla kapıyı açanın da adamın bakma eylemini görmesi mümkün değildir. Eğer Past Perfect Continuous yerine Past Continuous kullanılsaydı ki bu kullanım yanlış olurdu; kapıyı açma ile adamın anahtar deliğinden bakması aynı anda olmuş olacaktı. Bu da cümleden de anlaşıldığı gibi mümkün değildir.
Yukarıdaki zaman çizelgesinde de gözlendiği gibi bir de Past’ın sonrası gerçekleşen olaylar vardır. Diyelim ki geçen hafta biri ile görüştük ve o, işinden istifa edeceğini söyledi. Bu iki olay nasıl aktarılacak?
Eğer biz onunla görüştüğümüzde istifa etmiş olsaydı ve bunu bize söyleseydi bu durumda biz cümlemizi S. Past ve Past Perfect ile kurardık. Yani cümlemiz;
He said that he had resigned. (O istifa ettiğini söyledi) olurdu.
Eğer biz onunla görüştüğümüzde yukarıda dediğimiz gibi istifa edeceğini söyleseydi bu durumda cümlemiz;
He saidthat he would resign. (O istifa edeceğini söyledi) olur.
Geçmişin sonrası durumunda, sonraki eylem bir devamlılık da arz edebilir. Eğer eylem sürekli bir eylem ise, continous ile verilmelidir. O zaman cümlemiz;
He said that he would be working as a manager at the bank. (O, bankada müdür olarak çalışacağını söyledi)
When:.....dığı zaman
While:....iken. (Bu bağlaç genellikle continuıus’lularla kullanılır.)
PARTİCPLES
Türkçe karşılığı “ortaç, sıfat fiil” demek olan Participles’lar İngilizcede biçimsel olarak üç bölüme ayrılırlar.
Present Participle Past Participle Perfect Participle
Sleeping Slept Having slept
Speaking Spoken Having spoken
Coming Come Having come
Present Tense’lerin Kullanıldığı Yerler
1.) The Simple Present Tense
2.) The Present Continuous Tense
3.) The Present Perfect Tense
4.) The Present Perfect Continuous Tense
Present Perfect Present Future
xxxxXxxxx XX
Present Perfect Cont.
Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’nin kullanıldığı yer aynıdır. Present Perfect Tense, geçmişte bir noktada olmuştur. Present Perfect Continuous Tense ise aynı yerde, fakat sürekli bir durumda olmuştur. Bu iki zamanın kullanımında önce ile ilişkisi düşünülmelidir. Ayrıca bu iki zamana özgü bazı zarf ve edatlar vardır. Aşağıda verilecek olan bu zarf ve edatlar görüldüğünde mutlaka Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’lere gidilmelidir.
Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense Gerektiren Zarf ve Edatlar:
For:...dır ....den beri
Since:...den beri
Just: Henüz, yeni, az önce, şimdi.(Çok kısa bir süre önce olan eylemleri anlatır.)
Yet:Daha, henüz.
Already:Halihazırda, .......mış bile
Recently:Son zamanlarda
Lately:Son zamanlarda
Over: Boyunca, .....de, ....da
Ever: Hayatında, hiç, şu ana kadar.
Never:Hayatında, hiç, Şu ana kadar. (Ever’ın olumsuz yapısıdır.)
İngilizce Zamanlar 1 - Present Continuous Tense - Şimdiki Zaman,
29/6/2009 · Kategori: Ingilizce Zamanlar - English Tenses
Şu anda yapılmakta olan eylemleri anlatmak için kullanılan zaman kalıbıdır.
Fiile ing eki getirilir yardımcı fiil olarak özneden sonra am, is, are kullanılır.
Genel cümle yapısı özne(subject) yardımcı fiil(to be fiili) esas fiil(verb)+ing diğer şeklindedir.
I am walking on street. (Ben caddede yürüyorum)
You are reading a book.(Sen bir kitap Okuyorsun)
He is talking with me.(O benimle konuşuyor.)
We are cooking meal.(Biz yemek yapıyoruz.)
They are bulding a new house. (Onlar yeni ev inşa ediyorlar. )
Şimdiki Zamanın Olumsuz şekli yardımcı fiilden sonra not getirilerek yapılır.
I am not walking on street. (Ben caddede yürümüyorum)
You are not reading a book.(Sen bir kitap okumuyorsun)
He is not talking with me.(O benimle konuşmuyor.)
We are not cooking meal.(Biz yemek yapmıyoruz.)
They are not bulding a new house. (Onlar yeni ev inşa etmiyorlar. )
Yardımcı fiil ve özne genelde kısaltılarak kaynaştırılır.
I'm, You're, It's, We're, They're
Şimdiki Zamanın Soru şekli yardımcı fiil cümlenin başına alınarak oluşturulur.
Am I walking on street ? (Ben caddede yürüyor muyum ?)
Are you reading a book ?(Sen bir kitap Okuyor musun)
Is he talking with me ? (O benimle konuşuyor mu ?)
Are we cooking meal.(Biz yemek yapıyor muyuz ?)
They are bulding a new house. (Onlar yeni ev inşa ediyorlar mı. )
Şimdiki Zamanın Olumsuz soru şekli özneden sonra NOT getirilerek oluşturulur.
Am I not walking on street ? (Ben caddede yürümüyor muyum ?
Are you not reading a book ? (Sen bir kitap Okumuyor musun)
Is he not talking with me ? (O benimle konuşmuyor mu ?)
Are we not cooking meal. (Biz yemek yapmıyor muyuz ?)
They are not bulding a new house. (Onlar yeni bir ev inşa etmiyorlar mı )
Olumsuz soru cümlerinde kaynaştırma yardımcı fiil ile NOT birleştirilerek yapılır.
Aren't I, Aren't you, Isn't he, Isn't she, Isn't it, Aren't we, Aren't they.
Present Continuous Tense - Şimdiki Zamanın Kullanım Yerleri
Now, at the moment, still, right now, just now, at present, at this time, at this moment, today gibi şu anı, şimdiyi ifade eden zaman ifadeleri şimdiki zaman kalıbında çok kullanılan ifadelerdir.
Bulunduğumuz sırada devam eden olan olaylar anlatılırken kullanılır.
He is writing an article now. (O şimdi bir makale yazıyor.)
Şu an yapılmakta olan hareketleri ifade etmenin yanı sıra, yakın gelecekte planlanmış eylemleri ifade etmek için de bu zamanı kullanabiliriz.
They are leaving this night from Ankara. (Bu gece Ankara'dan ayrılıyorlar.)
Present Continuous Tense şu sıralar yapılmakta ve devam etmekte olan eylemleri genel olarak ifade etmek için de kullanılır.
They are building new bridge nowadays.(Onlar bugünlerde yeni bir köprü inşa ediyorlar.)
Sürekli olarak rahatsız edici olan olaylar anlatılırken always ile kullanılır.
My brother is always sleeping so late. (Kardeşim her zaman geç uyuyor.)
Duyu fiilleri adı verilen fiiller ing eki almazlar ve geniş zamanda gibi kullanılırlar fakat şimdiki zaman anlamı verirler.
I want to read this book now. (Bu kitabı şimdi okumak istiyorum.)
İngilizce Ders 29 - The PRESENT PERFECT- Geçmişte bitmiş zaman,
29/6/2009 · Kategori: Ingilizce Zamanlar - English Tenses
CÜMLE YAPISI
Yardımcı fiil olarak HAVE ve HAS (üçüncü tekil şahıs için) kullanılır.
OLUMLU CÜMLE : ÖZNE + HAVE/HAS + FİİL (ÜÇÜNCÜ BİÇİMİ)
OLUMSUZ CÜMLE : ÖZNE + HAVEN’T / HASN’T + FİİL (ÜÇÜNCÜ BİÇİM)
I haven’t ever played table tenis. Ben şimdiye kadar masa tenisi oynamadım.
Geçmişte olan ve ne zaman olduğunu özellikle belirmediğimiz olaylar hakkında konuştuğumuz zaman present perfect yani geçmişte bitmiş zammanı kullanırız.
Geçmişte bitmiş zamanı geçmişte olan ve şimdiki zamanla bağlantılı olan olayları ifade ettiğimizde kullanırız. Geçmişte olan ve şimdiki zamanı etkileyen ve ilgilendiren, şimdiki durumda etkisini sürdüren olayları belirtmek için kullanırız. Türkçede tam karşılığı olmaması present perfect tens’i öğrenmeyi zorlaştıran bir etkendir. Bu zamanda ifade edilen olaylar geçmişte gibi görünmesine rağmen etkisini şu an sürdüren ve geçmişte yapılmasına rağmen şu anı ilgilendiren kavramlar için kullanılır. Olayların geçmişte olmasından çok şu anki durumu önemlidir.
I've washed my hands so that I can help you with the cooking.
(Ellerimi yıkadığım için sana yemek pişirmek için yardım edebilirim.)
Yakın geçmişte olan ve sonucu şimdiki zamanla bağlantısı olan durumlarda:
I've found the book I was looking for. So, I can study now
(Aradığım kitabı buldum. O yüzden şimdi çalışabilirim.)
Geçmişteki bir durum hakkında bu durumun ne kadar sürdüğü konusunda kesin bir zaman süresi vermesek bile the present perfect tense kullanırız.
We've recently started to walk to work instead of taking the bus.
(Biz son zamanlarda işe gitmek için otobüse binmek yerine yürümeye başladık)
Şimdiki Olaylar:
Herhangi bir zaman tanımı vermeksizin , Just kelimesiyle ifade edebiliriz.
I've just opened the door (Kapıyı şimdi(yeni) açtım.)
Belirsiz Olaylar: Geçmişte bilinmeyen bir zamanda olan olaylar
John has been three wifes (until this moment)
(John’un üç eşi vardı(Şimdiye kadar))
Geçmişte bitmiş zamanı sık sık kullandığımız durumlardan biri bir eylemin veya olayın şimdiye kadar çeşitli defalar tekrarlandığı hallerdir.
They have been to Istanbul more than four times
(Onlar dört defadan fazla İstanbul’da bulundular.)
Şimdiki zamanda sonucu olan belirsiz olaylar
I have failed the exams (thats why I have to study more now )
Sınavda başarılı olamadım(Şimdi neden daha fazla çalışmam gerektiği)
Şimdiye kadar süren alışılmış bir aktivite
I've been walking every day until my company for the last month
Geçen aydan beri hergün şirketime kadar yürürdüm.
Present perfect ile zaman ifadeleri (Times expressions):
Present perfect tense ile belirsiz zaman ifadeleri şimdika zaman anlamı verir: Since 1990, already (1990’dan beri, zaten)
Çoğu zaman ifadeler spesifik fiil formu ile ilgili değildir, her iki zaman formu ile de ifade edilebilir, konuşana bağlı bir durumdur.
I saw the movie recently (Geçenlerde bir film gördüm.)
I have seen the movie recently (Geçenlerde bir film gördüm.)
Diğerleri :
for, never, before, all my life, for a long time, today, all day, every day
Bunlar past simple veya present perfect kalıbıyla kullanılabilir.
PRESENT PERFECT ve PAST (Şimdiki Bitmiş zaman ve Geçmiş)
The present perfect bir şimdiki zaman formudur.Bize her zaman şimdi ile ilgili bir şey söyler
Jennifer has lost her wallet” (she doesn't have her wallet now)
Jenniffer cüzdanını kaybetti.(Şimdi cüzdanı yok.)
The past simple bize yalnızca geçmişi ifade eder.
“Jennifer lost her wallet”, in this case we don't know when she lost the wallet now, or time ago.
“Jennifer lost her wallet”,Jeniffer cüzdanını kaybetti. Bu durumda biz onun cüzdanının şimdi kayıp olup olmadığını bilmiyoruz.
Şimdiki bitmiş zaman şimdiki zamanla bir bağlantısı olmayan durumlarda kullanılmaz.
Columbus discovered America (not Columbus have discovered America)
Shakespeare was a great writter (not Shakespeare has been a great writter)
Present perfect tensi yeni bilgi verdiğimizde kullanırız. Fakat eğer bunun üzerinde konuşmaya devam edersek past simple kullanırız.
Present perfect tense’i biten bit zaman ile ilgili ifadelerde kullanmayınız. Örneğin yesterday/in 1996/ five minutes ago/when I was younger, vb.. Bu ifadelerin kulanıldığı cümlelerde past tense kullanılır.
The party was nice yesterday
I arrived at home five minutes ago
I read lots of books when I was younger
Did you listen the radio last night?
When ? veya What time ? gibi soru ifadelerinde past tense kullanılır.
When did you say that John arrived?
What time did you finish homework?
Geçmiş ile şimdiki zaman arasında bağlantı kuran bazı zaman zarflarının kullanımı durumunda genellikle present perfect kullanılır:
Don't disturb John . He's just gone to study the lesson.
Bunun gibi diğer zaman zarfları ise already, since (last weekend), so far, still, up to now, yet’tir.
Bitmiş bir zaman periyodunu ifade eden zaman zarfı ifadelerinde present perfect yerine Past simple kullanılması daha çok tercih edilir:
John had the traffic accident, at the age of
Buna benzer öteki zaman zarfı ifadeleri, (a month) ago, at (3 o'clock), last (week, month), on(Sunday), once (= at some time in the past), then, yesterday.
Sık sık before, for, and recently gibi zaman ifadelerini present perfect yanın da ve past simple formu ile birlikte de kullanırız .
Örneğin:
... present perfect ile
nothing like this has happened before.
A new cinemal has recently opened in Barcelona close to my area
... past simple ile
Why didn't you ask me before?
We had the house for five months
Şimdiki zamanı gösteren, such as today, this morning/week/month, gibi zaman zarflarını present perfect veya past simple formunda kullanabiliriz. Eğer birini bugün gördüysek fakat artık geçmişte kalan bir olaysa today ile, past simple formunu ; eğer şu anki zamanı kapsıyorsa today ile, present perfect formunu kullanabiliriz.
I didn't shave today (= the usual time has passed; suggests I will not shave today) ve
Bugün traş olmadım.(Alışılagelmiş zaman geçmişti. Akla gelen şey bugün traş olmayacağımdır)
I haven't shaved today. (= bugün daha bitmedi; sonra traş olabilirim veya olmayabilirim.)
Belli bir zamanda başlayan geçmişten bugüne devam eden olayları anlatırken present perfect ile since(-den beri ) ifadesi sıkça kullanılır:
Since 2002 I have worked in a international company in Barcelona
(Barselona’da uluslarası bir firmada 2002 yılından beri çalışıyorum.)
I haven't been able to play piano since I selt my piano
Hayatımızda şimdiye kadarki zaman dilimi içerisinde bulunduğumuz veya hiç bulunmadığımız ve yapmadığımız şeyler ve durumlar için ever ve never ifadelerini present perfect formu ile beraber kullanırız.:
It's one of the most great castles I have ever seen. (= in my whole life)
Şimdiye kadar görmediğim en görkemli kalelerden biridir.(tüm hayatım boyunca)
I've never had any problems with the washing machine (= at any time since I bought it)
Çamaşır makinemle ilgili hiçbir sorun yaşamadım.(Satın aldığımdan beri)
Past simple’i geçmiş period içerisinde tamamlanmış bazı durumları ifade ederken ever ve never ile kullanabiliriz:
When he was young, he never bothered too much about his appearance.
Bazı durumlarda present perfect ile past simple arasında seçim yapmak konuşmacının tutumuna bağlıdır.
Birine yakınlarda olan bir olayı, icadı, ürünü, keşfi veya yazılan yazıyı rapor ederken veya söylerken present perfect kullanırız. Eğer daha geçmiş bir zamandaki örneğin bir icadı anlatırken past simple kullanırız.
It is often said that Americo Vespuccio 'discovered' .America
Chinese craftsmen invented both paper and printing.
Present perfect continuous (Geçmişte sürekli zaman), kullanım, içerik ve zaman ifadesine göre bir dizi anlamı ifade edebilir.
Geçmişten şimdiye gelen bir durum :
I've been listening you one hour!
Bitmemiş bir aktivite
I 've been cooking all morning but I still haven't finished
Bir süreci vurgulamak için
I've been writting letters all morning
Bu sıralarda bitmiş bir aktivite
I've been talking with my teacher. That's why I seems nervous
Tekrarlanan bir aktivite
« Önceki ::
