YERALTI SULARI, TÜRKİYENİN YERALTI SULARI, YERALTI SULARI, YERAL
24/12/2009 · Kategori: Cografya Konu Anlatimi
YERALTI SULARI, TÜRKİYE�NİN YERALTI SULARI, KAYNAKLARI, KAPLICALARI,
MADEN SULARI (COĞRAFYA KONU ANLATIM)
Yeraltı Suları:
Yeryüzünden
sızan sular, yeraltında geçirimsiz bir tabakanın içerisindeki kayaların boşluk
ve çatlaklarında tutulur. Bu suya yer altı suyu denir. Ülkemiz yer altı
bakımından oldukça zengindir. Ör: Marmara�da Adapazarı, Yenişehir, Balıkesir
ovaları, Doğu Anadolu�da; Muş, Erzurum, Malatya ovaları. Yer altı suyu bilhassa
yarı kurak sahalarımızda tarımsal açıdan çok önemlidir. Ör: Konya-Karapınar,
Polatlı-Sivrihisar. Bazı kentlerimizin içme suyunun bir bölümü yer altı suyundan
sağlanır. Ör: Bursa, İzmir, Eskişehir, Kütahya, Konya gibi.
Kaynaklar:
Yer altı
suyunun (çatlaklardan) veya tabaka arasından yüzeye çıkmasıyla kaynaklar oluşur.
BELLİ BAŞLI
KAYNAKLARIMIZ
1. Karstik
kaynaklar:
Kireç
taşlarının çatlaklarından ve yer altı kanallarından çıkan kaynaklardır. Karstik
kaynakların suları gür olup, bazı akarsuları besler. (Manavgat, Köprü çayı).
Bazı kentlerimizin içme ve sulama suyunun bir bölümünü karşılar. Ör: Pınarbaşı
ve Kemalpaşa�dan çıkan kaynaklar, İzmir�in suyunu karşılar.
2. Artezyen
kaynaklar:
Yer
altındaki suların insanlar tarafından sondajla çıkarılmasına denir. Bu tür
kaynaklar, Eskişehir, Malatya, Erzurum, İnegöl, Bursa, B. Menderes, Gediz
ovalarının kenarlarında Ceylanpınar ve Muş ovalarının çevresinde görülür.
3, Fay
kaynakları:
Fay hatları
boyunca çıkan kaynaklarıdır. Bunlar genel olarak Ege ve G. Marmara Bölümünde K.
Anadolu fay kuşağı boyunca görülür.
Not:
Kaynak sularının kalitesini suyun geldiği kayanın kimyasal özelliği belirler.
Silis miktarının fazla olduğu sular tatlıdır. Örnek:İzmir Uludağ, Niksar, Tokat
suları örnek verilebilir. Kireçli arazilerden çıkan kaynak suları kireçli,
Jipsli sahalarınki ise acı olup içme suyu olarak kullanılamaz.
TÜRKİYE�NİN
KAPLICALARI VE MADEN SULARI
Kaplıca:
Sıcak su kaynaklarına kaplıca denir. Kaplıcalar genel olarak kırıklar boyunca
yer alır. Bu sular bünyesinde mineral içerirler. Bu yüzden eskiden beri;
romatizma, bazı deri ve iç hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
1- Güney Marmara
Kaplıcaları:
Bursa,
Balıkesir, Gönen çevresinde çok sayıda kaplıca bulunur. Burada Çekirge,
Kaynarca, Yeni, Kükürtlü, Kara Mustafa ve Eski kaplıcalar vardır. Sakarya
ilimizde Kuzuluk, Ilıca köy, Kil Hamamı kaplıcaları vardır.
Gönen şehrinin bir bölümü kaplıca suları ile ısıtılmaktadır. Ayrıca, Yalova,
Oylat, Burhaniye, Susurluk, Balya, Havran�da kaplıcalar bulunur.
2- Batı ve Güney
Batı Anadolu Kaplıcaları
Denizli,
Manisa,Aydın ve Muğla illerinde çok sayıda kaplıca bulunur.
Denizli�de
Karahayıt ve Pamukkale kaplıcaları, Yenice ve Sarayköy kaplıcaları vardır.
İzmir�de;
Bolçova ve Şifne, Bergama�da Güzellik kaplıcaları.
Manisa�da;
Alaşehir, Eskişehir, Kurşunlu, Salihli, Çamur hamamı vardır.
Muğla;
Köyceğiz gölü yakınında, Sultaniye kaplıcası.
Aydın;
Germencik, Çamur ve Ortakçı
3- İç Batı
Anadolu ve Maden Suları
Afyon;
Afyon maden suyu, Gazlıgöl, Gerek, Kaya, Heybeli, Ömerli, Soğuş, Sandıklı.
Kütahya;
Yoncalı, Ilıca, Murat Dağı, Emet, Dereli, Gediz ve Aksaz, Hamam Boğazı ,
Simav�da Eynal kaplıcası.
Bilecik;
Çatlı ve Selçuk içmeleri.
Eskişehir;
Bolu ve Düzce�de de önemli kaplıcalar vardır.
4- İç Anadolu:
Ankara�da;
Ayaş, Haymana, Kızılcahamam. Ilgın�da; Ilgın. Polatlı�da; Çiftehan.
Aksaray�da,
Ziga. Bor�da; Kemerhisar.
Kayseri�de;
Tekgöz, Bayramhacı, kaplıcaları, Boğazköprü, Saz,
Niğde�de;
Sakarya maden suyu, kazaklı kaplıcası.
Kırşehir�de,
Karakurt, Terme, Bulamaclı.
Yozgat;
Sorgun, Sarıkaya
Tokat;
Sulusaray
Çorum;
Figani ve Mecitözü
Amasya;
Hamamözü, Kahramanlar içmesi
Samsun�da;
Havza ve Ladik kaplıcaları
5- Güney Anadolu
Kaplıcaları
Hatay:
Reyhanlı.
Malatya:
İspendere ve Balaban.
K. Maraş:
Elbistan
6. Diğer
kaplıcalar:
Erzurum:
Ilıca, Dumlu
ve Pasinler
Ağrı:
Diyadin
Trabzon:
Bengisu,
Şebinkarahisar.
NOT:
Maden suyu ve şifalı su kaynakları bünyelerinde çözünmüş halde çeşitli mineral
madde, klor, sülfat ve bir karbonhidrat taşır.
YERALTI SULARI, YERALTI KAYNAKLARI, KARSTİK SULAR, KARSTİK SULARIN
OLUŞTURDUĞU AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ, KAPLICALAR (COĞRAFYA KONU
ANLATIM)
A. YER ALTI
SULARI VE YER ALTI KAYNAKLARI
Yağışlarla
yeryüzüne düşen suların bir kısmı yüzeyden akarken, bir kısmı da yer altına
sızarak orada akış oluştururlar. Bunlara yer altı suyu, yer altı sularının
kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yerlere de kaynak adı verilir.
1. Yer altı
Suları
Türkiye, yer
altı suları bakımından oldukça zengin sayılır. Jeolojik yapı ve yerşekilleri yer
altı sularının özelliklerini belirler. Kumlu ve çakıllı yapılarda bol miktarda
yer altı suyu bulunur. Ülkemizde, özellikle kıyı bölgelerimizdeki ovalar ve
deltalar, oldukça zengin yer altı suyuna sahiptir. Ayrıca, karstik alanlarımızda
da yer altı suyu oldukça fazladır.
2. Kaynaklar
Artezyen
Kaynaklar: Özellikle kıvrımlı yapılarda iki geçirimsiz tabaka arasında bulunan
geçirimli tabakalarda basınçlı yer altı suları birikir. Bu suların bulunduğu
alanlar sondajla açılırsa, bu sular basınçlı bir şekilde fışkırır. Böyle
kaynaklara artezyen kaynak adı verilir.
Karstik Kaynaklar:
Kireçtaşlarının çatlaklarından sızan suların, yer altı mecralarında toplanması
ve bunların vadi tabanı ile yamaçlarında bol debili akması sonucunda oluşurlar.
Karstik
kaynaklar, kalkerli arazide oluştuğu için, suları bol miktarda kireç içerir.
Ülkemizde
başta Akdeniz Bölgesi olmak üzere karstik arazilerin bulunduğu alanlarda bol su
çıkaran karstik kaynaklar bulunur.
Fay kaynakları:
Fay hatlarındaki çatlaklardan yeryüzüne çıkan sıcak suların oluşturduğu
kaynaklardır. Ülkemizde fay kaynakları en çok, Ege Bölgesi ve Güney Marmara
Bölümü�ndeki grabenler boyunca görülür. Ayrıca Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde
de bu tür kaynaklar oluşmuştur.
Yamaç kaynakları:
Dağ ve vadi yamaçlarında, geçirimsiz bir tabakanın yüzeyi kestiği yerlerde
oluşurlar.
B. TERMAL
KAYNAKLAR VE KAPLICALAR
Yerin
derinliklerine sızan sular, yerin iç ısısının etkisiyle ısınarak yeryüzüne
çıkarlar. Bu şekilde oluşan sıcak su kaynaklarına termal kaynak ve kaplıca adı
verilir. Eğer bu kaynakların suyu çok sıcak ise ve basınçlı olarak yeryüzüne
çıkıyorlarsa, bunlara gayzer, suları az sıcak ise, bunlara da ılıca denir.
Sıcak su
kaynakları aynı zamanda bileşimlerinde çözünmüş halde kimyasal madde
bulundururlar. İçlerinde mineral bulunan bu sular maden suyu olarak
adlandırılmıştır.
C. YER ALTI
SULARININ OLUŞTURDUĞU AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ
Kayatuzu,
jips (alçıtaşı), kalker (kireçtaşı) gibi suda kolay eriyebilen kayaçların
bulunduğu arazilere karstik araziler adı verilir. Bu arazilerde suların
etkisiyle birtakım şekiller oluşur. Bu şekillere karstik şekiller denir.
1. Aşındırma
(Çözünme) Şekilleri
Lapyalar:
Karstik arazilerde, yağışlar sonucunda yeryüzüne düşen sular, kireçtaşlarını
aşındırarak oyuklar ve yarıklar oluşturur. Bunlara lapya denir.
Lapyalar en
küçük karstik çözünme şekilleridir. Toroslar�da, Bolkar Dağları ile Aladağlar�ın
yamaçlarında bu tür şekiller yaygın olarak görülür.
Dolinler:
Lapyalar zamanla genişleyip birleşerek dolinleri oluştururlar. Derinlikleri
birkaç metredir. Çapları ise birkaç yüz metreyi bulabilir. Göller Yöresi�nde,
Geyik ve Bolkar Dağları ile Aladağlar üzerinde, İç Anadolu�nun güneyindeki Obruk
Plâtosu�nda sayısız örnekleri vardır.
Uvala ve Polyeler:
Karstik sahalarda dolinler zamanla genişleyerek uvala denilen şekilleri
oluştururlar. Uvalalar da genişleyip birleşirlerse polye adı verilen şekilleri
meydana getirirler. Ülkemizdeki bazı ovalar polye ovası özelliğindedir. Bunların
en önemlileri Muğla, Elmalı, Kestel, Çeltikçi, Suğla, Bozova, Kızılova,
Bademağacı, Kızılkaya, Seki ve Gembos polyeleridir.
Obruklar:
yer altındaki mağara ve galeri tavanlarının çökmesiyle oluşmuş derin karst
kuyularıdır. Obrukların bazılarının tabanlarında sular birikmiştir ve obruk
gölleri meydana gelmiştir.
Ülkemizin
özellikle Konya Bölümü�nde obruklar yaygın olarak görülür. Bu bölümde Kızılören,
Timraş, Kuruobruk ve Çalıdeniz obrukları en çok bilinenlerdir. Ayrıca Akdeniz
Bölgesi�nde Akseki�nin doğusunda çok derin obruklar bulunur. Silifke�nin
doğusundaki Cennet - Cehennem obrukları turistik açıdan önemlidir.
Mağaralar:
Karstik alanlarda yer altı sularının eritmesi sonucu oluşan doğal yer altı
boşluklarına mağara denir. Bu mağaralar birer turizm alanıdırlar. En tanınmış
olanları Damlataş (Alanya), Karain (Antalya), İnsuyu (Burdur), Dim (Alanya),
Zindan (Isparta), Dilek kuyu (Mersin) ve Narlı kuyu (Mersin) mağaralarıdır.
Tüneller ve Doğal
Köprüler:
Karstik alanlarda yeryüzündeki sular yer altına sızarlar ve tabakaların bu
sularla çözünmesi sonucu tüneller oluşur.
Özellikle,
Akdeniz Bölgesi�nde bu tüneller sıkça görülür. Buralardaki bazı akarsular,
akışlarının bir kısmını yer altındaki bu tünellerle gerçekleştirirler. Yer
altında oluşan bu tüneller yer yer çökerek doğal köprüler
oluştururlar. Örneğin, Silifke�nin kuzeydoğusunda Göksu nehri üzerindeki
Yerköprü bu şekilde oluşmuştur. Uzunluğu 500 m kadardır.
2. Biriktirme
Şekilleri
Travertenler:
Karstik alanlardan kaynaklanan suların içerisinde eriyik halde bulunan kireç,
buharlaşma ve sudaki karbondioksitin ayrışması sonucu çökelir ve travertenler
meydana gelir.
Ülkemizde
traverten oluşumu en yaygın olarak, Antalya Ovası�ndadır. Bursa�da, Denizli
civarında, Pamukkale�de ve Silifke�de de travertenler oluşmuştur.
Sarkıt, Dikit ve
Sütunlar:
Mağara tavanından sarkan kalsiyum karbonat çökelti taşlarına sarkıt, mağara
tabanından yükselen kalsiyum karbonat çökelti taşlarına ise dikit adı verilir.
Sarkıt ve
dikitler birleşirse sütun adı verilen şekiller oluşur. Akdeniz Bölgesi�ndeki
karstik mağaralarda sarkıt, dikit ve sütunlar fazlaca oluşmuşlardır.
KAYNAKLARI, KAPLICALARI, MADEN SULARI, KARSTİK SULARIN OLUŞTURDU
24/12/2009 · Kategori: Cografya Konu Anlatimi
YERALTI SULARI, YERALTI KAYNAKLARI, KARSTİK SULAR, KARSTİK SULARIN
OLUŞTURDUĞU AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ, KAPLICALAR (COĞRAFYA KONU
ANLATIM)
A. YER ALTI
SULARI VE YER ALTI KAYNAKLARI
Yağışlarla
yeryüzüne düşen suların bir kısmı yüzeyden akarken, bir kısmı da yer altına
sızarak orada akış oluştururlar. Bunlara yer altı suyu, yer altı sularının
kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yerlere de kaynak adı verilir.
1. Yer altı
Suları
Türkiye, yer
altı suları bakımından oldukça zengin sayılır. Jeolojik yapı ve yerşekilleri yer
altı sularının özelliklerini belirler. Kumlu ve çakıllı yapılarda bol miktarda
yer altı suyu bulunur. Ülkemizde, özellikle kıyı bölgelerimizdeki ovalar ve
deltalar, oldukça zengin yer altı suyuna sahiptir. Ayrıca, karstik alanlarımızda
da yer altı suyu oldukça fazladır.
2. Kaynaklar
Artezyen
Kaynaklar: Özellikle kıvrımlı yapılarda iki geçirimsiz tabaka arasında bulunan
geçirimli tabakalarda basınçlı yer altı suları birikir. Bu suların bulunduğu
alanlar sondajla açılırsa, bu sular basınçlı bir şekilde fışkırır. Böyle
kaynaklara artezyen kaynak adı verilir.
Karstik Kaynaklar:
Kireçtaşlarının çatlaklarından sızan suların, yer altı mecralarında toplanması
ve bunların vadi tabanı ile yamaçlarında bol debili akması sonucunda oluşurlar.
Karstik
kaynaklar, kalkerli arazide oluştuğu için, suları bol miktarda kireç içerir.
Ülkemizde
başta Akdeniz Bölgesi olmak üzere karstik arazilerin bulunduğu alanlarda bol su
çıkaran karstik kaynaklar bulunur.
Fay kaynakları:
Fay hatlarındaki çatlaklardan yeryüzüne çıkan sıcak suların oluşturduğu
kaynaklardır. Ülkemizde fay kaynakları en çok, Ege Bölgesi ve Güney Marmara
Bölümü�ndeki grabenler boyunca görülür. Ayrıca Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde
de bu tür kaynaklar oluşmuştur.
Yamaç kaynakları:
Dağ ve vadi yamaçlarında, geçirimsiz bir tabakanın yüzeyi kestiği yerlerde
oluşurlar.
B. TERMAL
KAYNAKLAR VE KAPLICALAR
Yerin
derinliklerine sızan sular, yerin iç ısısının etkisiyle ısınarak yeryüzüne
çıkarlar. Bu şekilde oluşan sıcak su kaynaklarına termal kaynak ve kaplıca adı
verilir. Eğer bu kaynakların suyu çok sıcak ise ve basınçlı olarak yeryüzüne
çıkıyorlarsa, bunlara gayzer, suları az sıcak ise, bunlara da ılıca denir.
Sıcak su
kaynakları aynı zamanda bileşimlerinde çözünmüş halde kimyasal madde
bulundururlar. İçlerinde mineral bulunan bu sular maden suyu olarak
adlandırılmıştır.
C. YER ALTI
SULARININ OLUŞTURDUĞU AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ
Kayatuzu,
jips (alçıtaşı), kalker (kireçtaşı) gibi suda kolay eriyebilen kayaçların
bulunduğu arazilere karstik araziler adı verilir. Bu arazilerde suların
etkisiyle birtakım şekiller oluşur. Bu şekillere karstik şekiller denir.
1. Aşındırma
(Çözünme) Şekilleri
Lapyalar:
Karstik arazilerde, yağışlar sonucunda yeryüzüne düşen sular, kireçtaşlarını
aşındırarak oyuklar ve yarıklar oluşturur. Bunlara lapya denir.
Lapyalar en
küçük karstik çözünme şekilleridir. Toroslar�da, Bolkar Dağları ile Aladağlar�ın
yamaçlarında bu tür şekiller yaygın olarak görülür.
Dolinler:
Lapyalar zamanla genişleyip birleşerek dolinleri oluştururlar. Derinlikleri
birkaç metredir. Çapları ise birkaç yüz metreyi bulabilir. Göller Yöresi�nde,
Geyik ve Bolkar Dağları ile Aladağlar üzerinde, İç Anadolu�nun güneyindeki Obruk
Plâtosu�nda sayısız örnekleri vardır.
Uvala ve Polyeler:
Karstik sahalarda dolinler zamanla genişleyerek uvala denilen şekilleri
oluştururlar. Uvalalar da genişleyip birleşirlerse polye adı verilen şekilleri
meydana getirirler. Ülkemizdeki bazı ovalar polye ovası özelliğindedir. Bunların
en önemlileri Muğla, Elmalı, Kestel, Çeltikçi, Suğla, Bozova, Kızılova,
Bademağacı, Kızılkaya, Seki ve Gembos polyeleridir.
Obruklar:
yer altındaki mağara ve galeri tavanlarının çökmesiyle oluşmuş derin karst
kuyularıdır. Obrukların bazılarının tabanlarında sular birikmiştir ve obruk
gölleri meydana gelmiştir.
Ülkemizin
özellikle Konya Bölümü�nde obruklar yaygın olarak görülür. Bu bölümde Kızılören,
Timraş, Kuruobruk ve Çalıdeniz obrukları en çok bilinenlerdir. Ayrıca Akdeniz
Bölgesi�nde Akseki�nin doğusunda çok derin obruklar bulunur. Silifke�nin
doğusundaki Cennet - Cehennem obrukları turistik açıdan önemlidir.
Mağaralar:
Karstik alanlarda yer altı sularının eritmesi sonucu oluşan doğal yer altı
boşluklarına mağara denir. Bu mağaralar birer turizm alanıdırlar. En tanınmış
olanları Damlataş (Alanya), Karain (Antalya), İnsuyu (Burdur), Dim (Alanya),
Zindan (Isparta), Dilek kuyu (Mersin) ve Narlı kuyu (Mersin) mağaralarıdır.
Tüneller ve Doğal
Köprüler:
Karstik alanlarda yeryüzündeki sular yer altına sızarlar ve tabakaların bu
sularla çözünmesi sonucu tüneller oluşur.
Özellikle,
Akdeniz Bölgesi�nde bu tüneller sıkça görülür. Buralardaki bazı akarsular,
akışlarının bir kısmını yer altındaki bu tünellerle gerçekleştirirler. Yer
altında oluşan bu tüneller yer yer çökerek doğal köprüler
oluştururlar. Örneğin, Silifke�nin kuzeydoğusunda Göksu nehri üzerindeki
Yerköprü bu şekilde oluşmuştur. Uzunluğu 500 m kadardır.
2. Biriktirme
Şekilleri
Travertenler:
Karstik alanlardan kaynaklanan suların içerisinde eriyik halde bulunan kireç,
buharlaşma ve sudaki karbondioksitin ayrışması sonucu çökelir ve travertenler
meydana gelir.
Ülkemizde
traverten oluşumu en yaygın olarak, Antalya Ovası�ndadır. Bursa�da, Denizli
civarında, Pamukkale�de ve Silifke�de de travertenler oluşmuştur.
Sarkıt, Dikit ve
Sütunlar:
Mağara tavanından sarkan kalsiyum karbonat çökelti taşlarına sarkıt, mağara
tabanından yükselen kalsiyum karbonat çökelti taşlarına ise dikit adı verilir.
Sarkıt ve
dikitler birleşirse sütun adı verilen şekiller oluşur. Akdeniz Bölgesi�ndeki
karstik mağaralarda sarkıt, dikit ve sütunlar fazlaca oluşmuşlardır.
YERALTI SULARI, TÜRKİYE�NİN YERALTI SULARI, KAYNAKLARI, KAPLICALARI,
MADEN SULARI (COĞRAFYA KONU ANLATIM)
Yeraltı Suları:
Yeryüzünden
sızan sular, yeraltında geçirimsiz bir tabakanın içerisindeki kayaların boşluk
ve çatlaklarında tutulur. Bu suya yer altı suyu denir. Ülkemiz yer altı
bakımından oldukça zengindir. Ör: Marmara�da Adapazarı, Yenişehir, Balıkesir
ovaları, Doğu Anadolu�da; Muş, Erzurum, Malatya ovaları. Yer altı suyu bilhassa
yarı kurak sahalarımızda tarımsal açıdan çok önemlidir. Ör: Konya-Karapınar,
Polatlı-Sivrihisar. Bazı kentlerimizin içme suyunun bir bölümü yer altı suyundan
sağlanır. Ör: Bursa, İzmir, Eskişehir, Kütahya, Konya gibi.
Kaynaklar:
Yer altı
suyunun (çatlaklardan) veya tabaka arasından yüzeye çıkmasıyla kaynaklar oluşur.
BELLİ BAŞLI
KAYNAKLARIMIZ
1. Karstik
kaynaklar:
Kireç
taşlarının çatlaklarından ve yer altı kanallarından çıkan kaynaklardır. Karstik
kaynakların suları gür olup, bazı akarsuları besler. (Manavgat, Köprü çayı).
Bazı kentlerimizin içme ve sulama suyunun bir bölümünü karşılar. Ör: Pınarbaşı
ve Kemalpaşa�dan çıkan kaynaklar, İzmir�in suyunu karşılar.
2. Artezyen
kaynaklar:
Yer
altındaki suların insanlar tarafından sondajla çıkarılmasına denir. Bu tür
kaynaklar, Eskişehir, Malatya, Erzurum, İnegöl, Bursa, B. Menderes, Gediz
ovalarının kenarlarında Ceylanpınar ve Muş ovalarının çevresinde görülür.
3, Fay
kaynakları:
Fay hatları
boyunca çıkan kaynaklarıdır. Bunlar genel olarak Ege ve G. Marmara Bölümünde K.
Anadolu fay kuşağı boyunca görülür.
Not:
Kaynak sularının kalitesini suyun geldiği kayanın kimyasal özelliği belirler.
Silis miktarının fazla olduğu sular tatlıdır. Örnek:İzmir Uludağ, Niksar, Tokat
suları örnek verilebilir. Kireçli arazilerden çıkan kaynak suları kireçli,
Jipsli sahalarınki ise acı olup içme suyu olarak kullanılamaz.
TÜRKİYE�NİN
KAPLICALARI VE MADEN SULARI
Kaplıca:
Sıcak su kaynaklarına kaplıca denir. Kaplıcalar genel olarak kırıklar boyunca
yer alır. Bu sular bünyesinde mineral içerirler. Bu yüzden eskiden beri;
romatizma, bazı deri ve iç hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
1- Güney Marmara
Kaplıcaları:
Bursa,
Balıkesir, Gönen çevresinde çok sayıda kaplıca bulunur. Burada Çekirge,
Kaynarca, Yeni, Kükürtlü, Kara Mustafa ve Eski kaplıcalar vardır. Sakarya
ilimizde Kuzuluk, Ilıca köy, Kil Hamamı kaplıcaları vardır.
Gönen şehrinin bir bölümü kaplıca suları ile ısıtılmaktadır. Ayrıca, Yalova,
Oylat, Burhaniye, Susurluk, Balya, Havran�da kaplıcalar bulunur.
2- Batı ve Güney
Batı Anadolu Kaplıcaları
Denizli,
Manisa,Aydın ve Muğla illerinde çok sayıda kaplıca bulunur.
Denizli�de
Karahayıt ve Pamukkale kaplıcaları, Yenice ve Sarayköy kaplıcaları vardır.
İzmir�de;
Bolçova ve Şifne, Bergama�da Güzellik kaplıcaları.
Manisa�da;
Alaşehir, Eskişehir, Kurşunlu, Salihli, Çamur hamamı vardır.
Muğla;
Köyceğiz gölü yakınında, Sultaniye kaplıcası.
Aydın;
Germencik, Çamur ve Ortakçı
3- İç Batı
Anadolu ve Maden Suları
Afyon;
Afyon maden suyu, Gazlıgöl, Gerek, Kaya, Heybeli, Ömerli, Soğuş, Sandıklı.
Kütahya;
Yoncalı, Ilıca, Murat Dağı, Emet, Dereli, Gediz ve Aksaz, Hamam Boğazı ,
Simav�da Eynal kaplıcası.
Bilecik;
Çatlı ve Selçuk içmeleri.
Eskişehir;
Bolu ve Düzce�de de önemli kaplıcalar vardır.
4- İç Anadolu:
Ankara�da;
Ayaş, Haymana, Kızılcahamam. Ilgın�da; Ilgın. Polatlı�da; Çiftehan.
Aksaray�da,
Ziga. Bor�da; Kemerhisar.
Kayseri�de;
Tekgöz, Bayramhacı, kaplıcaları, Boğazköprü, Saz,
Niğde�de;
Sakarya maden suyu, kazaklı kaplıcası.
Kırşehir�de,
Karakurt, Terme, Bulamaclı.
Yozgat;
Sorgun, Sarıkaya
Tokat;
Sulusaray
Çorum;
Figani ve Mecitözü
Amasya;
Hamamözü, Kahramanlar içmesi
Samsun�da;
Havza ve Ladik kaplıcaları
5- Güney Anadolu
Kaplıcaları
Hatay:
Reyhanlı.
Malatya:
İspendere ve Balaban.
K. Maraş:
Elbistan
6. Diğer
kaplıcalar:
Erzurum:
Ilıca, Dumlu
ve Pasinler
Ağrı:
Diyadin
Trabzon:
Bengisu,
Şebinkarahisar.
NOT:
Maden suyu ve şifalı su kaynakları bünyelerinde çözünmüş halde çeşitli mineral
madde, klor, sülfat ve bir karbonhidrat taşır.
YERKABUĞUNU OLUŞTURAN TAŞLAR nelerdir, TAŞ ÇEŞİTLERİ nelerdir, T
24/12/2009 · Kategori: Cografya Konu Anlatimi
YERKABUĞUNU OLUŞTURAN TAŞLAR, TAŞ ÇEŞİTLERİ, TAŞLARIN ÖZELLİKLERİ
(COĞRAFYA KONU ANLATIM)
1. Püskürük (Katılaşım)
Taşlar
İç püskürük
taşlar:
Mağma, her zaman yeryüzüne kadar çıkamaz. Bazen yerkabuğunun belirli yerlerine
sokularak katılaşır. Soğuma yavaş olduğundan iri kristalli olurlar. Bu taşlara
örnek olarak granit ve siyanit verilebilir.
Dış püskürük
taşlar:
Mağmanın yeryüzünde soğuyup katılaşması sonucunda oluşur. Soğuma hızlı
olduğundan kristalleşme ya hiç olmaz, ya da çok az olur. Bu taşlara örnek olarak
andezit ve bazalt verilebilir.
2. Tortul (Sediment)
Taşlar
Kimyasal tortul
taşlar:
Sularda erimiş halde bulunan maddelerin kimyasal yollarla çökelmesi sonucunda
oluşurlar. Kireçtaşı (kalker), traverten, kayatuzu, jips (alçı taşı) ve dolomit
kimyasal tortul taşlardandır.
Organik tortul
taşlar:
Canlı kalıntılarının üst üste birikerek katılaşması sonucu oluşurlar. Turba,
linyit, taşkömürü, antrasit ve mercan kalkerleri organik tortul taşlardandır.
Mekanik (klastik
veya kırıntılı) tortul taşlar:
Akarsular, rüzgârlar ve buzullar gibi dış kuvvetlerin aşındırdığı materyalleri
taşıması ve çukur alanlarda biriktirmesi sonucu oluşurlar. Kiltaşı, kumtaşı (Gre), buzultaşı
(moren) ve konglomera kırıntılı tortul taşlardandır.
3. Başkalaşım
(Metamorfik) Taşlar
Püskürük ve
tortul taşların, aşırı sıcaklık ve basınç altında kalarak değişime uğramasıyla
oluşurlar. Bu tür taşlar, eski özelliklerini kaybederek yeni özellikler
kazanırlar. Mermer, killi şist, kristalli şist, gnays ve kuvars başkalaşım
taşlarının en yaygın olanıdır.
YERKÜRENİN (YERYUVARLAĞININ) YAPISI, YERKÜRENİN KATMANLARI VE
ÖZELLİKLERİ, GEOSFER (COĞRAFYA KONU ANLATIM)
Yeryuvarlağı,
iç içe kürelerden meydana gelmiştir. Bunlara geosfer adı verilir. Geosferlerin
yoğunlukları ve bileşimleri birbirinden farklıdır.
A. YERKABUĞU
Litosfer ya
da taşküre olarak da adlandırılır. Yerküre�nin en hafif ve en ince tabakasıdır.
Yeryüzünden itibaren ortalama 33 km derinliğe kadar uzanır. Yerkabuğu,
bileşimleri ve yoğunlukları birbirinden farklı iki tabakadan oluşur.
1. Granitik Kabuk
(Sial)
Bileşiminde
silisyum ve alüminyum olduğundan bu ismi almıştır. Yoğunluğu 2,7 � 2,8 gr/cm3
tür. Katı halde bulunur. Kalınlığı okyanus tabanlarında az iken, kıta
tabanlarında fazladır.
2. Bazaltik Kabuk
(Sima)
Bileşiminde
silisyum ve magnezyum olduğundan bu ismi almıştır. Yoğunluğu 3 gr/cm3
dolayındadır. Sial�in tersine okyanus tabanlarında kalınlaşır, kıta tabanlarında
incelir.
B. MANTO
Yer
çekirdeğinin örtüsü durumunda olduğundan bu ad verilmiştir. Astenosfer adı da
verilir. Yerküre�nin yaklaşık 33 km ile 2900 km derinlikleri arasında yer alır.
Yoğunluğu yerkabuğuna oranla daha fazladır. (5 � 6 gr/cm3) Mantonun üst
kısmındaki maddeler plastik özelliği gösterir. Sıvı haldeki manto malzemesine
mağma denir. Mağma adı verilen akışkan manto volkan, deprem gibi olayların
oluşmasına neden olan bir tabakadır. Mantonun sıcaklığı 1200 °C yi bulmaktadır.
Manto, yeryuvarlağı hacminin % 80'ini kaplamaktadır.
C. ÇEKİRDEK
En kalın ve
ağır olan katmandır. Barisfer adı da verilir. Mantonun altında başlar ve
Dünya�nın merkezine kadar uzanır. Kalınlığı 3478 km dir. Yoğunluğu 10 gr/cm3
olan ve sıvı halde bulunan üst kısmına dış çekirdek denir. Bunun altında,
yoğunluğu 13gr/cm3 olan ve katı halde bulunan iç çekirdek vardır. Dünya�nın
merkezinde sıcaklık 4500 � 5000 °C yi bulmaktadır.
YERLEŞME, YERLEŞME ÇEŞİTLERİ, YERLEŞME NEDENLERİ
24/12/2009 · Kategori: Cografya Konu Anlatimi
YERLEŞME, YERLEŞME ÇEŞİTLERİ, YERLEŞME NEDENLERİ (COĞRAFYA KONU
ANLATIM)
İnsanların,
çok farklı türdeki konutlarda, yaşamlarını toplu ya da dağınık şekilde
sürdürmelerine yerleşme denir.
YERLEŞMEYİ
ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1. İklim
Yerleşmeyi
etkileyen en önemli faktördür. Dünya�da Orta kuşak karalarında iklim koşulları
uygun olduğundan, nüfus fazla iken çöllerde, kutup bölgelerinde bataklıklarda ve
yüksek dağlık alanlarda, iklim şartları uygun olmadığından, nüfus çok azdır.
Yine, Ekvatoral bölgede 0 - 1000 m yükseltiler arasında, aşırı nemli ve
bunaltıcı bir iklim etkili olduğundan, Amazon ile Kongo havzalarında da nüfus
azdır.
2. Yeryüzü
şekilleri
Dağlık, çok
engebeli ve yüksek sahalar, yerleşmelerin kurulmasını ve gelişmesini önemli
ölçüde engellemektedir. Buna karşılık düz ovalık alanlarda tarım, ulaşım, sanayi
faaliyetleri daha çok geliştiğinden nüfus fazladır. Doğu Anadolu ve Karadeniz
bölgelerinde nüfus yoğunluğunun az, Marmara ve Ege bölgelerinde fazla olması
buna örnektir.
3. Toprak
Verimsiz
toprakların bulunduğu yerler, nüfusça tenha iken (Tuz Gölü çevresi), verimli
toprakların bulunduğu yerler nüfusça zengindir. (Çukurova ve Ege ovaları gibi)
4. Ekonomik
Kaynaklar
Ekonomik
kaynakların fazla olduğu, sanayi, ticaret faaliyetlerinin yoğun olduğu, maden ve
enerji kaynaklarının çok bulunduğu yerlerde nüfus yoğunluğu artmaktadır.
Ülkemizde Marmara Bölgesi ile Zonguldak, Karabük, Ereğli, Batman gibi
merkezlerin nüfusça yoğun olmaları ekonomik kaynakların çok olmasındandır.
Ekonomik kaynakların yetersiz olduğu bölgelerde, halk geçimini temin etmek için
göç etmekte ve nüfusları azalmaktadır.
YERLEŞME
ÇEŞİTLERİ
A. KIRSAL
YERLEŞME
Türkiye�de,
nüfusu 10.000'in altında olan yerleşmelere denmektedir. Kır yerleşmeleri, tarım
ve hayvancılık faaliyetlerinin birlikte yapıldığı ya da ön plana çıktığı
yerleşmelerdir. Kırsal yerleşmelerin bazılarında yerleşik hayat tarzı (köy
gibi), bazılarında konar - göçerlik veya yaylacılık gibi yarı yerleşik tarz
görülür.
Kırsal
kesimde yerleşmeler toplu ve dağınık olmak üzere
ikiye ayrılır.
Toplu Yerleşme:
Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşme biçimidir. Suyun az olduğu yerlerde ve
arazinin düz olduğu ovalık alanlarda insanlar toplu olarak yerleşmişlerdir.
Türkiye�de İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde su kaynakları az
olduğu için toplu yerleşmeler fazladır.
Dağınık Yerleşme:
Suyun (yağışların) bol olduğu yerlerde, arızalı ve eğimli bölgelerde, evlerin
birbirinden uzak olduğu bahçeler içerisinde insanlar dağınık olarak
yerleşmişlerdir. Türkiye�de Karadeniz Bölgesi, dağınık yerleşmenin en yaygın
olarak görüldüğü yerdir. Dağınık yerleşmede su fazlalığı ve yerşekillerinin
engebeliliği etkilidir.
Kırsal yerleşme
çeşitleri
a.
Köy altı
yerleşmeleri:
Çiftlik, mezra, kom, divan, oba, yayla gibi yerleşmelere denir. Bunlar köylerden
küçüktür. Daha çok, hayvancılık amaçlı veya yazları serinlemek amacıyla
kurulmuştur. Doğu Anadolu, G. Doğu Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde
yaygındır.
b.
Köyler
c.
Bucak ve
nahiyeler
TAŞ, AHŞAP VE
KERPİÇ EVLER
Kırsal
meskenlerin yapımında kullanılan malzemeler doğal çevre ile yakından
ilişkilidir.
Çevrede taş
malzemeler yaygınsa konutlarda taş kullanılır. Ormanlık yörelerde meskenlerde
daha çok ahşap kullanılır. Taş ve ahşap malzemenin bulunmadığı yarı kurak
bölgelerde, meskenlerde kerpiç malzeme kullanılır.
�
Taş meskenler:
Köylerimizde çok rastlanan mesken tiplerinden biri olup, daha çok Akdeniz, Ege
ve Doğu Anadolu bölgelerinde rastlanır.
�
Ahşap meskenler:
Ahşap köy meskenlerinin en yoğun olduğu yerler ormanlık yörelerimizdir. Daha
çok, Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Güney Marmara�da yaygındır.
� Kerpiç
meskenler: Ülkemizde İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde
yaygın olarak görülür.
B. KENTSEL
YERLEŞME (ŞEHİRLER)
Türkiye�de,
nüfusu 10.000 den fazla olan yerleşmelere kentsel yerleşme denmektedir. 1935'e
kadar nüfusun % 80'i köylerde otururken, kent nüfusu % 20'sini oluşturuyordu. 1997 yılında yapılan sayım
sonuçlarına göre, ise nüfusun % 65'i kentlerde % 35'i kırsal kesimde
toplanmıştır.
Türkiye�de
özellikle sanayinin gelişmesine paralel olarak göç olayı artmış ve yeni kentler
ortaya çıkmış ya da kentlerde aşırı büyümeler meydana gelmiştir.
Türkiye�de
kentleşme hızı sanayileşme hızından daha yüksektir. Bu durum gecekondulaşma gibi
bir çok problemi beraberinde getirmiştir. 1997 yılı nüfus sayımı sonuçlarına
göre, kentleşme oranının en yüksek olduğu bölge Marmara�dır. Bu durum, bölgenin
çok göç aldığını ve sanayileşmede ileri gittiğini gösterir. Marmara�yı, Ege, İç
Anadolu, Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleri takip eder. Kentleşme
oranı en az Karadeniz Bölgesi�nde görülür.
Küresel ısınmanın nedenleri nelerdir, küresel ısınmanın insanın
2/12/2009 · Kategori: Cografya Konu Anlatimi
Isınmanın nedeni %90 insan.Birleşmiş Milletler iklim konferansı
bugün, iklim değişikliği konusundaki dördüncü değerlendirme raporunu
açıkladı.Raporda, dünya ısısının 2100 yılına dek 1,8 ile 4 derece
arasında yükseleceği kaydedildi. Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın
başkanı Achim Steiner'in, uzun zamandır beklenen raporunda, küresel
ısınmanın, yüzde doksandan da yüksek bir olasılıkla, insan faaliyetleri
yüzünden meydana geldiği sonucuna varıldı.küresel ısınmanın nedenleri
Steiner, bu bulguların, artık, son 50 yılda artan sıcaklıklara neyin
yol açtığı konusundaki tartışmalara bir nokta koyması gerektiğini
söyledi.
2001 yılında hazırlanan son BM raporunda insan sorumluluğu yüzde 70'ler civarında saptanmıştı.
Beş dakika karanlık' eylemi
Raporun
açıklanması öncesinde küresel ısınmayla mücadele kampanyası yürüten
Fransız grupların öncülüğünde dünya çapında beş dakikalık bir
elektrikleri kapama eylemi yapıldı. küresel ısınma küresel ısınma nedir
küresel ısınmanın sebepleri küresel ısınmanın nedenleri küresel
ısınmanın etkileri
Eyfel Kulesi
Eyfel Kulesi beş dakika karanlıktaydı
TSİ ile 20.55-21.00 arasındaki eylemde, 20 bin ampülle aydınlatılan Eyfel Kulesi karanlığa gömüldü.
Fransa'da
ülke çapında yapılan eylem ardından elektrik şirketi, bu süre içinde
800 megawatt'lık bir düşüş kaydettiğini bunun da normal tüketimin yüzde
1'i olduğunu belirtti.
Eyleme bazı Avrupa başkentleri de sembolik destek verdi.
Roma'da en önemli iki tarihi anıt olan Kolezyum ve Capitol'ü, Madrid'de Puerta de Alcala kemerini aydınlatan ışıkları kapatıldı.
Atina'da, pek çok devlet binasının ışıkları söndürüldü.
Fakat,
eyleme karşı çıkan bazı uzmanlar, beş dakika içinde açılıp kapanacak
elektriklerin, sürekli yananlardan daha fazla enerji tüketeceğini ve
santrallere aşırı yük getirerek sorunlar yaratabileceğini söylüyorlar.
Raporda ne var?
Çağımızın
en büyük tehditlerinden biri olarak görülen iklim değişiminde "bilimin"
vardığı noktayı özetleyen BM raporu, hükümetlerin politikalarını
belirlerken temel alabileceği bir belge oluşturmayı amaçlıyor.
Paris'te yapılan toplantılarda en çok tartışılan konulardan biri, denizlerin düzeyinde ne kadar yükselme beklendiğiydi.
BM
İklim Değişikliği Paneli'nin 2001'deki son raporunda denizlerin
düzeyinin bu yüzyılın sonuna dek 140 santim yükseleceği tahmin
edilmişti. Son derece kaygı verici bir rakamdı bu.
Yeni
rapordaysa "Denizler 18 ile 59 santim arasında yükselecek" deniyor.
Antarktika ve Grönland'daki buzulların erimesiyle oluşacak yükselmenin
de gözardı edilmemesi gerektiği vurgulanıyor.
Grönland, her 40
saatte bir, 40 kilometreküp buz kaybediyor. Bu, gelişmiş bir ülkedeki
3-4 milyon nüfuslu bir kentin, örneğin Los Angeles'ın bir yıllık su
kullanımına eşit.
Doğal Nedenler :
Güneşin Etkisi:
ESA
bilim adamlarından Paal Brekke; iklim bilimcilerinin uzun süredir Güneş
beneklerinin 11 yıllık döngüsel hareketini ve Güneş'in yüzyıllık
süreçler içinde parlaklık değişimini incelediklerini belirtmiştir.
Bunun sonucunda Güneş'in manyetik alanı ve protonlar ile elektronlar
biçiminde ortaya çıkan güneş rüzgarının, Güneş sisteminde kozmik
ışımalara karşı bir kalkan görevinde olduğu açıklanmaktadır. Güneş'in
değişken aktivitesiyle zayıflayabilen bu kalkan, kozmik ışımaları
geçirmektedir. Kozmik ışımaların fazla olması bulutlanmayı arttırmakta,
Güneş'ten gelen radyasyon oranını değiştirerek küresel sıcaklık
artışına neden olmaktadır.
Güneş'ten gelen ultraviyole ışınım
aynı zamanda kimyasal reaksiyonların oluştuğu (ve dolayısıyla
atmosferin tamamını etkileyen) ozon tabakası üzerinde değişikliğe yol
açacaktır.
Dünya'nın Presizyon Hareketi:
1930 yılında Sırp
bilim adamı Milutin MİLANKOVİÇ Dünya'nın Güneş çevresindeki
yörüngesinin her doksanbeş bin yılda biraz daha basıklaştığını
göstermiştir. Bunun dışında her kırkbir bin yılda Dünya'nın ekseninde
doğrusal bir kayma ve her yirmi üç bin yılda dairesel bir sapma
bulunduğunu belirtmiştir. Günümüz bilim adamlarının bir çoğu Dünya'nın
bu hareketlerinden dolayı zaman zaman soğuk dönemler yaşadığını ve bu
soğuk dönemler içindeyse yüz bin yıllık periyotlarda on bin yıl süreyle
sıcak dönemler geçirdiğini bildirmektedir. Bu da Dünya'nın doğal
ısınmasının bir nedenini oluşturmaktadır.
El Nino'nun Etkisi:
"Güney
salınımı sıcak olayı" olararak tanımlanabilecek El Niño hareketi,
1990-1998 yıllarında tropikal doğu Pasifik Okyanusu'nda deniz yüzeyi
sıcaklıklarının normalden 2-5º daha yüksek olmasına neden olmuştur.
Özellikle 1997 ve 1998 yıllarındaki rekor düzeyde yüzey sıcaklıklarının
oluşmasında, 1997-1998 kuvvetli El Niño olaylarının etkisinin önemli
olduğu kabul edilmektedir. 1998'deki çok kuvvetli El Niño bu yılın
küresel rekor ısınmasına katkıda bulunan ana etmen olarak
değerlendirilebilir.
Yapay nedenler :
Fosil Yakıtlar:
Kömür,
petrol ve doğalgaz dünyanın bugünkü enerji ihtiyacının yaklaşık %75'lik
bölümünü sağlamaktadır. Yapılarında karbon ve hidrojen elementlerini
bulunduran bu fosil yakıtlar, uzun süreçler içerisinde oluşmakta fakat
çok çabuk tüketilmektedir. Dünyanın belirli bölgelerinde toplanmış bu
yakıtların günümüz teknolojisiyle ¾'ünün yarısının çıkarılması
imkansız; diğer yarısının ise çıkarılması teknik olarak çok pahalıdır.
Bu da fosil yakıtları yenilenemeyen ve sınırlı yakıtlar sınıfına
sokmaktadır.
Sera gazları:
Sera Gazları Oluşumu:
küresel ısınma küresel ısınma nedir küresel ısınmanın sebepleri küresel
ısınmanın nedenleri küresel ısınmanın etkileri
Güneş'ten gelen
ışınların bir bölümü ozon tabakası ve atmosferdeki gazlar tarafından
soğurulur. Bir kısmı litosferden, bir kısmı ise bulutlardan geriye
yansır. Yeryüzüne ulaşan ışınlar geriye dönerken atmosferdeki su buharı
ve diğer gazlar tarafından tutularak Dünya'yı ısıtmakta olduğundan
yüzey ve troposfer, olması gerekenden daha sıcak olur. Bu olay, Güneş
ışınlarıyla ısınan ama içindeki ısıyı dışarıya bırakmayan seraları
andırır; bu nedenle de doğal sera etkisi olarak adlandırılır
sera etkisinin Önemi:
Sera
etkisi doğal olarak oluşmakta ve iklim üzerinde önemli rol
oynamaktadır. Endüstri devrimi ile birlikte, özellikle 2. Dünya
Savaşı'ndan sonra, insan aktivitesi sera gazlarının miktarını her geçen
yıl arttırarak yüksek oranlara ulaştırmıştır.
Bu etkinin
yokluğunda Dünya'nın ortalama sıcaklığının -18ºC olacağı
belirtilmektedir. Ancak yaşamsal etkisi olan sera gazlarının miktarının
normalin üzerine çıkması ve bu artışın sürmesi de Dünya'nın iklimsel
dengelerinin bozulmasına neden olmaktadır.
Bu doğal etkiyi
arttıran karbondioksit, metan, su buharı, azotoksit ve
kloroflorokarbonlar sera gazları olarak adlandırılmaktadır. Ozon
tabakasının incelmesi de başka bir etkendir.
Sera Gazları :
Karbondioksit (CO2): küresel ısınma küresel ısınma nedir küresel
ısınmanın sebepleri küresel ısınmanın nedenleri küresel ısınmanın
etkileri
Dünya'nın ısınmasında önemli bir rolü olan CO2, Güneş
ışınlarının yeryüzüne ulaşması sırasında bu ışınlara karşı geçirgendir.
Böylece yeryüzüne çarpıp yansıdıklarında onları soğurur.
CO2'in
atmosferdeki kosantrasyonu 18. ve 19. yüzyıllarda 280-290 ppm arasında
iken fosil yakıtların kullanılması sonucunda günümüzde yaklaşık 350
ppm'e kadar çıkmıştır. Yapılan ölçümlere göre atmosferdeki CO2 miktarı
1958'den itibaren %9 artmış ve günümüzdeki artış miktarı yıllık 1 ppm
olarak hesaplanmıştır.
Dünyada enerji kullanımı sürekli
arttığından, kullanılmakta olan teknoloji kısa dönemde değişse bile,
karbondioksit artışının durdurulması olası görülmemektedir.
Sera
Gazları: Metan (CH4): küresel ısınma küresel ısınma nedir küresel
ısınmanın sebepleri küresel ısınmanın nedenleri küresel ısınmanın
etkileri
Oranı binlerce yıldan beri değişmemiş olan metan gazı, son
birkaç yüzyılda iki katına çıkmış ve 1950'den beri de her yıl %1
artmıştır. Yapılan son ölçümlerde ise metan seviyesinin 1,7 ppm'e
vardığı görülmüştür. Bu değişiklik CO2 seviyesindeki artışa göre az
olsa da, metanın CO2'den 21 kat daha kalıcı olması nedeniyle en az CO2
kadar dünyamızı etkilemektedir.
Amerika ve birçok batı ülkesinde
çöplüklerin büyük yer kaplaması sorun yaratmaktadır. Organik çöplerden
pek çoğu ayrışarak büyük miktarda metan salgılamakta, bu gaz da
özellikle iyi havalandırması olmayan ve kontrol altında tutulmayan eski
çöplüklerde patlamalara ve içten yanmalara neden olmaktadır. Daha da
önemlisi atmosfere salınan metan oranı artmakta ve bunun sonucu olarak
da sera etkisi tehlikeli boyutlara varmaktadır.
Sera Gazları: Azotoksit ve Su Buharı:
Azot
ve oksijen 250ºC sıcaklıkta kimyasal reaksiyona giren azotoksitleri
meydana getirir. Azotoksit, tarımsal ve endüstriyel etkinlikler ve katı
atıklar ile fosil yakıtların yanması sırasında oluşur. Arabaların
egzosundan da çıkmakta olan bu gaz, çevre kirlenmesine neden olmaktadır.
Sera
etkisine yol açan gazlardan en önemlilerinden biri de su buharıdır.
Fakat troposferdeki yoğunluğunda etkili olan insan kaynakları değil
iklim sistemidir. Küresel ısınmayla artan su buharı iklim değişimlerine
yol açacaktır.
Sera Gazları: Kloroflorokarbonlar (CFCs):
CFC'ler
klorin, flüorin, karbon ve çoğunlukla da hidrojenin karışımından
oluşur. Bu gazların çoğunluğu 1950'lerin ürünü olup günümüzde
buzdolaplarında, klimalarda, spreylerde, yangın söndürücülerde ve
plastik üretiminde kullanılmaktadır. Bilimadamları bu gazların ozonu
yok ederek önemli iklim ve hava değişikliklerine neden olduklarını
kanıtlamışlardır. Bu gazlar; DDT, Dioksin, Cıva, Kurşun, Vinilklorid,
PCB'ler, Kükürtdioksit, Sodyumnitrat ve Polimerler'dir.
Sera Gazları: Kloroflorokarbonlar (CFCs):
1-
DDT: 1940-1950 yılları arasında dünya çapında tarım alanlarındaki
böcekleri zehirlemek için kullanılmıştır. Kimyasal adı
'diklorodifeniltrikloroetan'dır. Klorin içeren bu gazın insan dahil
diğer canlılar için de öldürücü olduğu fark edildikten sonra üretimden
kaldırılmıştır.
2- Dioksin: 100'ün üstünde çeşidi vardır.
Bitkilerin ve böceklerin tahribatı için kullanılır. Çoğu çeşidi çok
tehlikelidir; kansere ve daha birçok hastalığa neden olmaktadır.
3-
Cıva: Cıvanın en önemli özelliği diğer elementler gibi çözünmemesidir.
1950-1960 yılları arasında etkisini önemli ölçüde göstermiş, Japonya'da
birkaç yüz balıkçının ölümüne neden olmuştur. Bir ara kozmetik
ürünlerinde kullanılmışsa da daha sonra son derece zehirli olduğu
anlaşılıp vazgeçilmiştir.
4- Kurşun: Günümüzde kalemlerin içinde
grafit olarak kullanılmaktadır. Vücudun içine girdiği takdirde çok
zehirleyicidir; sinir sistemini çökertip beyne hasar verir.
5- Vinilklorid: PVC yani 'polyvinyl chloride' elde etmek için kullanılan bir gaz karışımıdır. Solunduğunda toksik etkilidir.
6-
PCB'ler: PCB, İngilizce bir terim olan 'polychlorinated biphenyls' ten
gelmektedir. Bu endüstriyel kimyasal toksik ilk olarak 1929'da
kullanılmaya başlanmış ve 100'ün üstünde çeşidi olduğu tespit
edilmiştir. Bunlar büyük santrallerdeki elektrik transformatörlerinin
yalıtımında, birçok elektrikli ev aletlerinde aynı zamanda boya ve
yapıştırıcıların esneklik kazanmasında kullanılmaktadır. Bunun yanında
kansere yol açtığı bilinmektedir.
7- Sodyumnitrat: Füme edilmiş
balık, et ve diğer bazı yiyecekleri korumak için kullanılan bir çeşit
tuzdur. Vücuda girdiğinde kansere yol açtığı bilinmektedir.
8-
Kükürtdioksit (SO2): Bu gaz sülfürün, yağın, çeşitli doğal gazların ve
kömürle petrol gibi fosil yakıtların yanması sonucu açığa çıkar.
Kükürtdioksit ve azotoksidin birbiriyle reaksiyonu sonucunda asit
yağmurlarını oluşturan sülfürürik asit (H2SO4) oluşur.
9-
Polimerler: Doğal ve sentetik çeşitleri bulunmaktadır. Doğal olanları
protein ve nişasta içerirler. Sentetik olanlarıysa plastik ürünlerinde
ve el yapımı kumaşlarda bulunup naylon, teflon, polyester, spandeks,
stirofoam gibi adlar alırlar.
Sera Gazları: Ozon:
Ozon
tabakasının incelmesi "Küresel Isınma"yı dolaylı yoldan arttırmaktadır.
USNAS'ın 1979'da yayınladığı raporda, ozon tabakasında %5 - %10
arasında bir azalma olduğu gözlemlendiği öne sürülmüştür.
Oysa
bundan bir yıl önce Kasım 1978'de uzaya fırlatılan Nimbus-7 uydusundan
alınan verilere göre toplam atmosferik ozon seviyesi 1979-1991 yılları
arasında orta enlemlerde %3-%5, yukarı enlemlerde %6 ila %8 arasında
azalmıştır (Gleason 1993). 1992 yılında Antartika'daki Ozon seviyesi
ise 1979'daki seviyenin %50'sine inmiştir. 1950 ve 60'lı yıllardaki
ozon kalınlığı da 1990'lı yıllardan sonra 1/3'üne kadar inmiştir. "The
National Research Council"ın 1982 Mart raporuna göre CFC salınımı bu
şekilde devam ederse 21. yy'nin sonunda stratosferdeki ozon miktarı %5
ile %10 arasında bir değerde azalacaktır.
Sera Gazlarının Bilinen ve Olası Etkileri:
Dünyanın
sıcaklığı sanayi devriminden bu yana 0,45ºC artmıştır. Bunun esas
nedeni fosil yakıtların yanması sonucu açığa çıkan CO2 ve diğer sera
gazlarıdır. Artan nüfus ve büyüyen ekonominin enerji gereksinimleri de
fazlalaşmaktadır. Bu gereksinimin karşılanması ise fosil yakıt
tüketiminin artmasına ve atmosferdeki CO2 miktarının büyük ölçüde
çoğalmasına neden olmaktadır. Sıcaklık artışının olası etkileri
teoriler biçiminde incelenmektedir.
Şehirlerin Isı Adası Etkisi:
Güneşli
ve sıcak günlerde, yoğun nüfuslu ve yüksek binaların sıklıkla görüldüğü
kentsel bölgelerin çevrelerine göre daha sıcak olmaları, şehirlerin ısı
adası etkisini oluşturur. Bu asfaltlanmış alanlar,bitki topluluklarının
köreltilmiş olduğu bölgeler ve siyah yüzeyler "ısı adası etkisi"nin
başlıca nedenleridir.
Kentleşmiş alanlarda hava dolaşımının
yapılaşmanın artışıyla engellenmesi ve doğal iklim ortamının bozulması
yerel bir ısınmaya yol açar. Bu tür yerel ısınmalar da küresel ısınmayı
arttırıcı etkidedir.
Şehir planlamasında ve bina yapımında güneş ile yapı arasındaki ilişkinin iyi ayarlanması ısı adası etkisini engelleyecektir.
Örnek Şehirler detroit (USA), Los Angeles (USA) ,Hong Kong (ÇİN)...
Smog:
Havaya
salınan fazla miktardaki gazlar, atmosferdeki havayı yoğunlaştırır, gaz
tabakasını kalınlaştırır. Bu yüzden gelen güneş ışınları daha fazla
emilir, daha az yansıtılır ve yapay bir sera etkisi oluşur. Gazlar,
özellikle büyük şehirlerde, Hava Yoğunluğu (Smog) oluşturarak etkili
olmaktadır.
Smog oluşumunun bulunduğu yerleşim yerlerinde yaşayan insanlarda
- Akciğer ağrıları
- Hırıltı
- Öksürük
- Baş ağrısı
- Akciğer iltihapları görülür.
Sera Gazlarının Bilinen ve Olası Etkileri:
Kuraklık
ve seller: Sera etkisi çeşitli iklim değişikliklerine yol açacaktır.
Önlem alınmadığı takdirde bazı doğa olaylarının olumsuz etkileri çok
büyük boyutlara ulaşacaktır.
Güç üretiminde azalma: Elektrik güç
santrallerinin tamamı suya ihtiyaç duymaktadır. Sıcak geçen yıllarda
elektrik istemi artacak fakat su miktarının azalmasından dolayı
elektrik üretimi düşecektir. Bu da devlet ve halklara ekonomik
sıkıntılar yaşatacak, çeşitli sorunlara neden olacaktır.
Nehir
ulaşımında problemler: Sıcaklık artışına bağlı olarak nehir sularının
alçalması, suyolu ticaretine engel oluşturup ulaşım giderlerini
arttırmaktadır.
« Önceki ::
