Dolaşım Sistemi Hakkında, Dolaşım Sistemi Nedir, Dolaşım Sisteml
26/12/2009 · Kategori: Biyoloji_Odev
Londralı Doktor william Harvey’in, kan dolaşımıyla ilgili devrimci kuramını özetleyen ünlü kitabının ilk yayımı, 1628 yılına değin uzanır. Dolaşım sisteminin merkezinde, dört bölmeden (sol kulakçık-sol karıncık ve sağ kulakçık-sağ karıncık) oluşan yürek bulunur. Yürek, kanı vücuda iki yoldan pompalar: Birincisi, akciğerlere doğru olan “küçük dolaşım”, ikincisi ise vücudun geri kalan bölgelerine yayılan “büyük dolaşım”.
İnsanda Dolaşım Sistemi, Küçük dolaşımda, Vücuttaki kan, toplardamarlar aracılığıyla yüreğin sağ kulakçığına döner. Daha sonra sağ karıncıktan akciğer atardamarı aracılığıyla akciğerlere pompalanır. Burada, içindeki karbondioksiti boşaltıp, alyuvarlarına oksijen doldurarak temizlenir. Temizlenen kan, akciğer toplardamarı yoluyla, yüreğin sol kulakçığına gelir ve buradan da sol karıncığa geçerek atardamarlar aracılığıyla vücudun her yanına pompalanır.
Büyük dolaşım, sol karıncıktan çıkan büyük atardamar (aort) ile başlar. Aorttan, yüreğin kendisini kanla besleyen atardamarlar ayrılır. Bir başka kol ise, boyuna, başa ve kollara gider. Aort, göğüsten aşağıya doğru yönelerek, omurganın önünden karın bölgesine gelir. Buradan karaciğer, mide, dalak, böbrekler ve bağırsaklara yayılır. Göbek hizasında iki kola ayrılarak bacaklara iner.
Atardamarlar vücuda yayıldıkça çapları giderek küçülür ve en ince oldukları zaman arterol adını alırlar. Yayıldıkça küçülen ve incelen bu damar ağı, “kılcal” adı verilen çok küçük ve ince çeperli damarlarla son bulur. Dokulara besin ve oksijen aktarımı ile dokuların çıkardığı artık ve zararlı maddelerin toplanması bu kılcallar aracılığıyla olur.
Yazının devamı için tıklayınızDolaşım Sistemi Nedir, Dolaşım Sistemi Hakkında, Dolaşım Sisteml
26/12/2009 · Kategori: Biyoloji_Odev
Kılcallar, içlerindeki kirli kanı, venule adı verilen daha geniş damarlara geçirir, onlar da çapları daha geniş olan toplardamarlara boşaltırlar. Bacaklardan, omurga bölgesinden ve göğüsten gelen kan, alt ana toplardamarda; baş, boyun ve kollardan gelenler ise üst ana toplardamarda toplanır. Bu ikisi, yüreğin sağ kulakçığına girer ve böylece tamamlanan kan dolaşımı, ömür boyu tekrarlanır durur.
Atar ve toplardamarların çeperleri üç tabakadan oluşur: İntima denilen, içteki tabaka; ortada, media adı verilen esnek bir kas dokusu tabakası; adventia adı verilen, liflerle kaplı bir dış tabaka. Atardamarların içindeki media tabakası, toplardamarlarınkine göre çok daha kalındır, çünkü yüreğin kasılması (vuruşu) sonucunda kanın damarlara yaptığı basınca dayanabilmesi gerekir. Atar ve toplardamarlar arasındaki bir başka ayrım da, ikincilerin supaplara sahip olmasıdır; bu supaplar toplardamarın, görevini yerine getirebilmesi, yani kanı sadece yüreğe doğru akıtabilmesi için gereklidir. Kol ve bacaklardaki kasların kasılması, bu kaslar arasından geçen toplardamarlara baskı yapar ve böylece kanın ileriye doğru akmasına yardım eder. Buna da “kas pompası” denir
Bakterilerin Üremesi, Bakterilerin Üremesi ile ilgili konu anlat
21/11/2009 · Kategori: Biyoloji_Odev
1. Bölünerek Çoğalma: Bütün bakteri türlerinin esas üreme şekli bölünmedir. Bölünme eşeysiz üreme biçimidir. Su, besin maddesi ve sıcaklığın uygun olduğu ilamlarda çok hızlı bölünürler. Bu bölünme her 20 dakikada bir gerçekleşir. Böylece geometrik olarak artmaya başlarlar. Ancak bu artış sürekli değildir. Çünkü zamanla ortam sıcaklığı artar, asitler ve CO2 birikir, besin maddeleri tükenir. Bunlar bakteriler için öldürücü doza ulaşınca geometrik artış bozulur. Belli değerden sonra artış yerine azalma görülür. Böylece bakteri populasyonları da dengelenmiş olur. Bakterilerde hücre bölünmesi Mitoz’a benzer. Ancak çekirdek zarı ve belli bir kromozom sayısı olmadığı için tam bir mitoz değildir.
2. Sporlanma: Bazı bakteri türleri yaşadıkları ortam şartları bozulunca “endospor” oluşturarak kötü şartları geçirirler. Endosporlar, kalıtım materyalin, çok az bir sitoplazmayla beraber, sert bir çeperle çevrilmiş halidir. Ortam şartları normale dönünce çeper çatlar. Endospor gelişerek normal bakteriyi meydana getirir.

Bakterilerde Endospor Oluşumu
Endosporlarda metabolik faaliyetler minimum seviyededir. Bu şekilde uzun yıllar yaşayabilirler. Olumsuz şartlar olan yüksek ısıdan, kuraklıktan, donmadan ve besinsizlikten etkilenmezler. 60 yıl canlı kalan bakteri sporları tespit edilmiştir. Normal bakteri hücrelerinin tamamı 100°C’de ölürken endosporlar ancak 120°C’de 15-20 dakika kalırsa ölürler. Soğuk ortamlara da aynı oranda dayanıklıdırlar. Bazı türlerde bir bakteriden birden çok endospor meydana gelebilir.
3. Eşeyli Üreme (Konjugasyon): Bakteriler bölünerek çok hızlı üremelerine, olumsuz şartları da endospor oluşturarak geçirmelerine rağmen, düzensiz de olsa eşeyli üremeyi gerçekleştirirler. Çünkü bu sayede kalıtsal çeşitliliklerini arttırarak değişen ortamlara uyum yapma imkanı bulurlar. Bu çeşitliliğe ise Kalıtsal varyasyon denir.

Bakterilerde Konjugasyonla Üreme
Konjugasyon (kavuşma) esnasında DNA yapısı farklı iki bakteri yanyana gelerek aralarında geçici bir zardan köprü oluştururlar. Bu köprü aracılığı ile DNA parçalarını değiştirirler. Sonra ayrılarak bölünmelerine devam ederler. Dikkat edilirse, çok hücreli canlılarda görülen eşeyli üremeden çok farklı bir eşeyli üreme oluşmaktadır. Bunlarda gamet oluşumu ve döllenme yoktur. Bakteriler diğer canlılara göre daha kolay mutasyona uğrarlar. Mutasyonlar genellikle zararlı ve öldürücü olmakla beraber, bakterilerde bazen olumlu sonuçlar veren faydalı mutasyonlar oluşabilmektedir. Bugün bakteriler değişik besin (kültür) ortamlarında yetiştirilerek incelenmektedir. En iyi geliştikleri kültür ortamı et suyudur.
Bakterilerin Solunumları, Bakterilerin Solunumları konu anlatımı
21/11/2009 · Kategori: Biyoloji_Odev
1. Anaerob Bakteriler: Bakteriler organik besinleri alayarak enerjilerini elde ederken genellikle oksijen kullanmazlar. Bunlar havasız yerlerde de yaşayarak çoğalırlar (Konservelerde olduğu gibi). Bunlardan bazıları oksijenin olduğu ortamlarda hiç gelişemezler. Örnek: Clostridium tetani (Tetanoz bakterisi).
2. Aerob Bakteriler: Bazı bakteri grupları (Escherichia coli, Zatürre ve Yoğurt Bakterisi gibi) ancak oksijenli ortamda yaşayabilirler. Bunlarda mitokondri olmadığı için, solunum, hücre zarının iç kısmındaki kıvrımlarda (mezozom) gerçekleştirilir. Örnek, azot bakterileri.
3. Geçici Aerob veya Geçici Anaerob Olanlar: Asıl solunumları oksijensiz olduğu halde, oksijenli ortamlarda kısa süre için aerob olanlara “Geçici aerob” denir. Normal solunum şekli aerob olanlar ise havasız kalınca fermantasyona başvururlar. Bunlara da “Geçici anaerob” denir.
Bakterilerin Beslenmeleri, Bakterilerin Beslenmeleri ile ilgili
21/11/2009 · Kategori: Biyoloji_Odev
Bazı bakteriler ototrof olup, fotosentez veya kemosentez yaparlar. Çoğunluğu ise hetetrof olup, saprofit veya parazit yaşarlar.
1. Saprofit Bakteriler: Bakterilerin büyük çoğunluğunu oluşturur. Besinlerini bulundukları ortamlardan hazır sıvılar olarak alırlar. Nemli, ıslak ve çürükler üzerinde yaşarlar. En çok amino asit, glikoz ve vitamin gibi besinleri ortamdan alırlar. Bu tür bakteriler dış ortama salgıladıkları enzimlerle bitki ve hayvan ölülerini daha basit organik maddelere parçalayarak onların çürümesini sağlarlar. Böylece toprağın humusunu arttırırlar. Hem de kendilerine besin sağlarlar. Çürütme sonucu çeşitli kokular meydana gelir. Bu yüzden bu olaya “kokuşma” denir. Bazı saprofit bakteriler, sütün yoğurt ve peynir olarak mayalanmasını sağlar.
Saprofitler, dünyada madde devrinin tamamlanmasında önemli rol oynadıklarından hayat için mutlaka gereklidirler.
2. Parazit Bakteriler: Besinlerini cansız ortamdan değil de, üzerlerinde yaşadıkları canlılardan temin ederler. Çünkü sindirim enzimleri yoktur. Bunların bazıları konak canlıya fazla zarar vermeden yaşayabilirler. Sadece onun besinlerine ortak olurlar. Kalın bağırsağımızdaki Escherichia coli bunun en iyi örneğidir. Bazı parazit bakteriler ise konak canlının ölümüne bile sebep olabilen hastalıklara yol açarlar. Bunlara Patojen bakteriler denir. Patojenler ya toksinler çıkararak ya da konak canlının enzim ve besinlerini kullanarak zarar verirler. Toksinler ya dışarı atılır (Ekzotoksin), ya da bakterinin içinde kalır (Endotoksin). içeride kalan toksinler, bakteriler ölünce zararlı hale geçerler. Canlıların patojen bakterilere ve toksinlerine karşı oluşturduğu savunmaya “Bağışıklık” denir. Parazit bakterilerin üremeleri hızlıdır.
3. Fotosentetik Bakteriler: Sitoplazmalannda serbest klorofil taşırlar. Bazı türler aynen bitkiler gibi fotosentez yaparlar. Bazı türler ise fotosentezlerinde elektron kaynağı olarak H2O yerine H2S ve H2 kullanırlar.
I. CO2 + H2O —> Besin + O2 (Fotosentetik Bakteriler)
II. CO2 + H2S —> Besin + S (Kükürt Bakterileri)
III. CO2 + H2 —> Besin (Hidrojen Bakterileri)
4. Kemosentetik Bakteriler: Bu bakteriler de madde devrinde çok önemlidirler. Bazı inorganik maddeleri oksitleyerek onları zararsız hale getirirler. Oluşan maddeler ise bitkilerce mineral tuzları olarak kullanılır. Bu oksitleme reaksiyonları sonucu açığa kimyasal enerji çıkar. Bu enerjiylede CO2 indirgemesi yaparak besinlerini sentez ederler. Işık ve klorofil gerekli değildir. Oksijen kullanılır. Kemosentetik bakteriler en çok azotlu, kükürtlü, demirli maddeleri oksitlerler.
* NH3 + O2 —> HNO2 + H2O + Kalori (Nitrosomonas)
* HNO2 + O2 —> HNO3 + Kalori (Nitrabacter)
* H2S + O2 —> H2O + S + Kalori (Kükürt Bakterileri)
* FeCO3 + O2 + H2O —> Fe(OH)3 + CO2 + Kalori (Demir Bak)
* N2 + O2 —> NO2 + Kalori (Azot Bakterileri)
Kemosentez Sonucu:
I. Bazı zararlı maddeler ortadan kaldırılmış
II. Bitkilerin alabileceği tuzlar oluşturulmuş
III. Kimyasal enerji kazanılmış
IV. Organik besin sentezlenmiş olmaktadır.
« Önceki ::
