9. sınıf Lise 1 Şiir ve Zihniyet Konusu Öss Soruları ve cevaplar

2009-09-12 14:49:00

1- ÖYS-1982

"Bizde roman Halit Ziya île başlar. Namık Kemal'in romanı, sadece denemede kaldı. Onunla hemen aynı yıllarda işe başlayan Mithat Efendi'nin halka okuma zevkini aşılamaktaki hizmeti inkar edilemez. Fakat sanat yapıtının ilk koşulu olan biçimden daima yoksundu. Birçok sorunlara dokunmasına, hay­atımızdaki aykırılıkları görmesine, hatta şöyle böyle sürükleyici olaylar bulma yeteneğine karşın yazdıklarına hiçbir hayat sıcaklığı ge­çirmedi. Bulduğu bazı yerli tipler, romancılık sanatına, ancak başkalarının elinde yeniden yoğrulduktan sonra mal oldu."

Parçada Ahmet Mithat'ın romancılığına ilişkin özelliklerden hangisine değinilmemiştir?

A) Okuyucunun genel bilgisini genişletmeyi amaçlaması

B) Geniş halk kitlelerine okumayı sevdirmesi

C) Romanlarının teknik yönden kusurlu olması

D) Kimi romanlarında "realizmin izlerinin bulunması

E) Kimi romanlarında yerli hayat sahneleme rastlanması

Cevap A

 

2- ÖYS -1983

Hasta çocuk, Nesrin ve Balıkçılar, günlük hayat izlenimlerinden esinlenerek oluşturulmuş manzum hikâyelerdir. Bu manzumelerde Fikret'in yaptığı şey, konuşma diline yakın bir şiir dilini bulmak olmuştur. Ayrıca aruzla yazılmış dizelerin, öteden beri süregelen bağımsızlığım bozmuş ve manzumeyi dizelerden oluşan bir bütün halinden, basbayağı  cümlelerden yapılmış bir yazı hâline getirmiştir.                                     -

Bu paragrafta Tevfik Fikret'in hangi özelliğinden söz edilmemiştir?

A) Nazmı nesre yaklaştırmasından

B) Şiirlerinde toplumsal konulara da değinmesinden  

C) Beyit bütünlüğünü kırmasından

D) Aruzu, Türkçeye ustalıkla uygulamasından

E) Şiirlerinde yaşanılan gerçekleri yansıtmasından

Cevap D

 

3- Halit Ziya Uşaklıgil Realizmin öncüsü olmuştur. Romanlarında aydın kişileri ve çevrelerim, hikâyelerinde ise halkın yaşayış ve adetlerin,  anlatmaya çalışmıştır. Eserlerinde, alışılmış olandan ayrı bir söz dizi­mi vardır. Batılı roman ve hikâye tekniğine uygun, ilk başarılı örnekler onundur. Romanlarında, ruh çözümlemelerine çok önem vermiştir.                   

Bu paragraftan Halit Ziya Uşaklıgil’le ilgili hangi özellik çıkarılamaz?

A) Edebiyatımızda realizmin öncülüğünü yapmıştır.

B) Romanlarında aydın çevreyi, hikâyelerinde halkı anlatmıştır.

C) Eserlerinin söz dizimi alışılmıştan farlıdır.

D) İlk başarılı roman ve hikâye türü Uşaklıgil’e aittir.

E) Hikâyelerinde ruh çözümlemelerine önem vermiştir.

Cevap: E

 

4- İster olay öyküsü olsun, isterse durum öyküsü; benim öyküm, okunduktan sonra belleklerden uçup gitmemeli. Konusuyla, özüyle, diliyle, biçimsel ustalıklarıyla okuru kuşatmalı. Kişi, öyküyü okuyup bitirdikten sonra değişmeli. Yıllar sonra o öykünün anımsanan, insanı etkileyen bir yanı bulunmalı. Sait Faik’in “Hişt Hişt” adlı öyküsü, lirizmi ve şiirselliğiyle, Sabahattin Ali’nin “Değirmen” adlı öyküsü iletisiyle böyle değil mi?

Böyle diyen bir kişiye göre, öykünün temel niteliği nedir?

A) Ünlü öykücülerin yazdıklarını düşündürmesi

B) Belirli bir olay ya da durumdan yola çıkması

C) Bilinen, somut gerçeklere dayanması

D) Okurları, unutamayacakları biçimde etkilemesi

E) Çelişkilere dayalı bir yapısının olması

2000 öss

5- Ödüllerin, her şeyden önce, genç yazarların tanınmasında, geniş kitlelere ulaşmasında çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Elli yıl öncesine kadar Türkiye’de edebiyat ödülü yoktu. Bugün ise çok sayıda, belki de gereğinden çok ödül var. Ödüllerin sayıca artması onlara verilen önemi azaltıyor. Ayrıca bu ödüllerin bir bölümü tek bir yazınsal türe özgü. Oysa bütün türleri kapsayan ve her yıl düzenli olarak verilen ödüller edebiyat dünyasında daha büyük önem taşıyor. Ödülün değerini bulmasını sağlayan en önemli öğe de seçici kurulunun aynı kalması. Böylece, yapılan değerlendirmeyle ilgili bir ölçüt, ortak bir beğeni oluşuyor.

Bu parçada ödüllerle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

A) Niçin önemli olduğuna

B) Kimilerinin belirli sınırlar içinde kaldığına

C) Sayısı çoğaldıkça önemini yitirdiğine

D) Yazarlara maddi destek sağlama işlevi olduğuna

E) Yerleşmiş olanların önem taşıdığına

 

2000 öss

 

6- Sanat, insanları birbirine yaklaştıran bir etkinliktir. Yunus'u sevmek için Türk, Hugo'yu sevmek için de Fransız olmak gerekmez. Onların konuştukları dil, aşktır, umuttur, güzelliktir. Bir şiirde, bir hikâyede bir romanda her şeyden önce bir insan yüreğinin atışları duyulmalıdır. Sanat bize, yaşama sanatına giden yo­lu gösterir. Önemli olan bu "yürek atışlarını" ru­humuzda hissedebilmemizdir.        

Bu paragrafta vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yunus Emre ve Victor Hugo ortak temaları işlemişlerdir.

B) Yunus Emre ve Victor Hugo dünyaca tanınan bü­yük sanatçılardır.

C) Şiir, roman ve hikâye aynı amaca yönelik sanat ürünleridir.

D) Sanat herkese seslenen ortak bir dildir.

E) Sanatın başlıca amacı heyecan uyandırmaktır.

(1984-1)

 

7- Bir şâirin görevi, her şeyden önce şiiri geliştirmek olmalıdır. Bunun için de yolunun değişik olmasına çalışmalıdır. Geçen zaman boyunca şiir, sanatçıların hep aynı yolu seçmeleri yüzünden hiç değişmemiş ya da pek az değişmiştir.

Bu    parçada    aşağıdakilerden     hangisi    vur­gulanmaktadır?

A) Tanınmak isteyen şâir çok ürün vermelidir.

B) Şâir, kendi yolunda yürümeli, özgün olmaya çalışmalıdır.

C) Aynı dönemde yaşamış şâirlerin şiirleri, hep bir­birine benzer.

D) Gerçek şâir, örneğini iyi seçen şairdir.

E) Birbirlerinin izinden giden şâirler, şiirde değişikliği gereksiz bulurlar.

(1987-1)

 

8-Bir Türk, Dede Korkut'u, Köroğlu'nu özümlememişse, o kültüre varamamışsa, Türk masallarını, Türk ro­manlarını hatta bir Aşk-ı Memnu romanını bilmiyorsa yalnız Batı'yı örnek alarak roman yazamaz. Önce kendi toprağının yarattığı kültürle özdeşleşmesi ge­rekir. Ayrıca dünyada klasik romanın vardığı son aşa­mayı da bilmek zorundadır.

Bu parçada asıl söylenmek istenen, aşa­ğıdakilerden hangisidir?

A) Romancının işi, başka kültürleri taklit değil, özgün, yerli eserler vermek olmalıdır.

B) iyi bir roman yazabilmenin ilk şartı, yerli edebiyatı bütün yönleriyle tanımaktır.

C) Romancılarımız önce eski, yerli eserleri örnek al­malı, sonra Batı'nın  tekniğine geçmelidir.

D) Romancının ana malzemesi, halk edebiyatından derleyeceği öğeler olmalıdır.

E) Romancılarımız, ürünlerini dünya romanının ge­lişim aşamalarına göre vermelidir.

(1988-11)

 

9- "Konuya da biçime de çok önem verirdi. Konu genellikle evrensel olmalıydı: Ölüm, ıstırap, aşk, yalnızlık gibi... Biçimde ise, ölçülü (vezin­li) ve uyaklı (kafiyeli) şiir yazmaya çalışırdı. Garipçiler, ölçülü ve uyaklı şiire karşı çıkınca o da arada sırada ölçüyü ve uyağı bıraktı. Ama gene, arada bir eski alışkanlıklarını bırakmak istemez, ölçülü ve uyaklı şiirler yazardı."

Burada sözü edilen şâir, sanatı açısından aşağıdaki özelliklerden hangisini taşımaz?

A) Yenilikleri bir ölçüde izleyen / Kendini yeni­leyebilen

B) Günlük yaşamla ilgisiz / Devrinin akımlarına uyabilen

C) Belirli konuların dışına çıkmayan / Zaman za­man geleneksel şiire bağlı

D) Karamsar bir düşünüşe bağlı / Yeniliklere tamamen kapalı olmayan

E) Toplumun sorunlarından kopuk / Şiirde ku­ral tanımayan

(1984-11)

10- Şimdiye kadar seksen kitabım yayınlandı Bunların hepsi bana sanki, yazacağım seksen birinci kitabın müsveddesiymiş gibi geliyor. Önceki her kitabım son­rakinin müsveddeleri... O istediğim o sevdiğim kitabı hâlâ yazamadım. Ama içimde hep o kitabı yazmak umudu var. Kim bilir belki de hiç yazamayacağım. Hep müsveddeler yazarak yaşamım geçecek belki.

Yazarın böyle konuşması aşağıdaki nedenlerden hangisine bağlanabilir?

A) Çok sayıda eser verdiğinden gerekli özeni gös­termemesine

B) İsteklerini gerçekleştiremediğinden üzüntü içinde olmasına

C) Tasarladığı ideal kitabı yazmayı hep geleceğe bı­rakmasına

D) Sanat gücünün giderek azalmaya başlamış ol­masına

E) Yazdıklarıyla yetinmeyip daha iyisini yaratmak is­temesine

            (1986-11)

374
0
0
Yorum Yaz