27/1/2010 · Kategori: Teknoloji-Internet

    ağ bağlantıları -} ağ bağlantıları görüntüle -} yerel ağbağlantısına sağ tıkla özellikler de -} en aşagıda internet iletişim kuralı tcp/ip die bişi war ona tıkla özellikler war aşagıda dns war aşagıdaki dns yi kullanı işaretle 4.2.2.1 4.2.2.2 yap tamamdır saygılar sevgiler ;)

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


    26/1/2010 · Kategori: tiyatro-sikecleri

    Oynayanlar:

     

    Çiçekçi kız, Birinci çocuk, İkinci çocuk, Hizmetçi, Katip, Menekşe, Lale, Gül, Müşteri, Çiçek korosu

    (Bu roller, uygun görülen kız ve erkek çocuklara verilir.)

     

    Sahne: Çeşitli çiçekleri satan bir dükkan içi�Raflarda, vitrinde saksı saksı çiçekler görünmektedir. Ortada ve ön planda çiçek kılığına girmiş çocuklar öbek öbek yer almışlardır.

     

    Dükkanın sahibi çiçekçi kız, elindeki süzgeçli, küçük bahçe kovasıyla canlı çiçeklere su verirken perde açılır.)

    ÇİÇEKLİ KIZ � (Şarkı söyler)

    Bir gün sizi sulamasam,

    Hemen bana küsersiniz.

    Tatlı, baygın kokunuzu,

    Ne de çabuk kesersiniz.

    Gül yüzünüz hiç solmasın,

    Kalbinize dert olmasın.

    Çiçek açın durmadan siz,

    Neşenize son olmasın.

    Şu güzel çiçeklerin, havaya, suya bizim gibi muhtaç olduklarını nasıl unutuyorum, bilmem ki. Biri gelip de çiçeklerimin boyunlarını büküp görse yüreğime iner�/span>

    (Bir canlı çiçeği yaklaşır.) Ah benim bahar kokulu karanfilim! Katmer katmer nasıl da açmışsın �Baygın kokun insana ılık yaz akşamlarını hatırlatıyor�/span>

    (Başka bir çiçeğe geçer.) Ne o, bana dargın mısın yoksa? Suyunu biraz geciktirdim, diye yüzüme bakmıyorsun�Ah benim nazlı kızım; mis kokulu sarı fulyam�Gel, barışalım �(Sever, okşar, koklar) Oooh! İçim açıldı. Ne iyi çiçeksin sen �/span>

    (Bir başka saksıya doğru eğilir.) Bak hele. Boyun büküp naz etmeyi sen de fulyadan mı öğrendin? Yazık sana �Bir gün suyunu unuttum diye somurtuyorsun�Neşesizlik sana hiç yakışmıyor kızım �(Okşar) Gül bakayım, gül, gül �Hah şöyle�Seninle de barıştık�/span>

    (Başka bir çiçeğe daha geçer) Aferin sana! Çiçek olunca senin gibi olmalı. Bir gün suyunu unuttum diye somurtmak, boyun bükmek ne oluyormuş sanki? Sen zaten bir hafta su görmesen bile aldırmazsın, bilirim�Tam unutkanlara göre çiçeksin. Bir fincan su bir hafta yeter sana�Sabrın sonu selamettir derler. Sana şimdi bol bol su vereyim de hak geçmesin�(Sular) al, bu da benden sana.

    (Bu sırada dükkan kapısının çıngırağı çalınır. İçeriye hizmetçi kılıklı, kambur biri girer. Çiçekçi kız kovayı bir kenara bırakır, gelen müşteriyi karşılar.)

    ÇEÇEKÇİ KIZ � Buyurunuz efendim�Bir şey mi arzu ettiniz?

    HİZMETÇİ � Benim arzumun lafı mı olur a kızım�Bizim efendi beni gönderdi. Tabii kendisini tanırsınız�/span>

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Hayır, tanımıyorum efendim. Kimden bahsediyorsunuz?

    HİZMETÇİ � Canım, bizim efendiyi tanımayan yok ki. Abdurrahman efendi dediler mi nah! Diye parmakla gösterirler�/span>

    (Elindeki parayı sallayarak) Bu parayı sana o gönderdi.

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Çiçek mi istiyor?

    Hizmetçi � Hee�Çiçek istiyor emme, en güzellerinden bir paket�Şey�Paket mi poket mi işte bir şey yapsın, dedi�/span>

    (Çiçekçi kız buketi hazırlarken, hizmetçi söze devam eder.)

    Bizim efendi pek kurnazdır doğrusu�(Gülerek) Bu çiçekleri ne yapacak biliyon mu?

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Nerden bileceğim�/span>

    HİZMETÇİ � Öyle ya, nerden bileceksin�Bizim efendinin haşarı bir çocuğu var. Bir dediğini iki etmiyor ama, o da inadına tembel mi tembel, yaramaz mı yaramaz�Karnelerinde zayıftan başka notu yok�Bu gidişle sınıfta kalacak, diyorlar�Bizim efendi bir çare düşünmüş. Bu çiçekleri çocuğun öğretmenine götürecek. Allem edecek, kalem edecek, o haylazın sınıfı geçmesi için öğretmenine dil dökecek�/span>

    ÇİÇEKÇİ KIZ � (Demetlediği çiçekleri tekrar yerine koyar) Yaaa, maşallah�Sizin efendinin buluşuna diyecek yok duğrusu�/span>

    HİZMETÇİ � (Anlamaz) Dedim ya çok kurnazdır. İnsana külahı ters giydirir�/span>

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Fakat doğruluktan, görevine bağlılıktan bir şey düşünmeyen öğretmeni hiçbir zaman kandıramaz�Öğretmenler çıkar peşinde koşmazlar. Doğruluktan şaşmazlar. Ellerine teslim edilen vatan yavrularının hepsini bir anne, bir baba sevgisiyle severler. Çalışanlarla çalışmayanları ayırırken bir yargıç kadar ince eleyip sık dokurlar�Doğru bildikleri görüşten, vicdanlarının emrinden hiçbir zaman ayrılmazlar�/span>

    Sizin efendi, öyle sakat çarelere başvuracağı yerde çocuğunu çalıştırmanın çarelerini düşünseydi daha iyi ederdi�/span>

    HİZMETÇİ � Kızım, o bizim neyimize gerek�Hele sen şu çiçekleri ver de ben de gideyim�/span>

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Benim çiçeklerim çok duyguludur. Öyle her yere gitmezler. Hele böyle tembel çocuğunu kurtarmak için kurnazlık düşünen bir adamın eline düşmek istemezler�ma bir kere kendilerine sorayım istersen�/span>

    (Hizmetçi şaşkın şaşkın bir kıza, bir çiçeklere bakar)

    ÇİÇEKÇİ KIZ � (Çiçeklerin ortasına geçer ve sorar) Benim sevgili, nazlı çiçeklerim, konuştuklarımızı duydunuz�Abdurrahman efendiye gitmek ister misiniz?

    ÇİÇEKLER � (Hep bir ağızdan)

    Dostumuzla düşmanı,

    Biz görmeden tanırız.

    Fenalığa bir alet,

    Olmaktan utanırız.

    HİZMETÇİ � (Ellerini havaya kaldırıp kaçar.) Uy aman! Ben yanlış gelmişim�/span>

    (Çiçekçi kız, kaçan hizmetçinin arkasından güler. Sonra döner, raftan bir çiçek budama makası alır. Saksıdaki çiçeklerle meşgulken gene kapıdan bir müşteri girer. Kolunda evrak çantası, burnunda kelebek bir gözlük taşıyan müşteri hafif sarhoş taklidi ile konuşur.)

    KATİP �Kolay gelsin çiçekçi abla�/span>

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Buyurunuz efendim�Bir şey mi arzu ettiniz?

    KATİP �Bu da sorulur mu? Bu dükkana gelenin elbet bir isteği olacak. Ya bir saksı çiçek ya bir buket yahut da çelenk�(Kendi kendine) Yahu burası amma güzel kokuyor ha� (Çantasından bir kartvizit çıkarır. Çiçekleri kıza verir.) Önce kendimi tanıtayım: Ben, içki sevenler Derneği�in katibiyim. Bu cemiyet, daha yeni kuruldu. Bugün, bütün üyelerin katılmasıyla bir açılış töreni yapılacak. Ondan sonra içki, saz�Vur patlasın, çal oynasın�İçkisevenler Derneği nam salacak, nam�Salonu süsleme işini ben aldım üzerime. Üyelerimizin gönlü, gözü açılsın diye, birkaç sepet çiçek yaptıracağım�Haydi kızım, şöyle en tazelerinden bize bir şeyler hazırla da alıp gideyim�/span>

    (Katip sandalyeye çöker. Çiçekçi kız bu müşteriden de memnun değildir.)

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Efendim, zannedersem burada vaktinizi boşuna kaybedeceksiniz�/span>

    KATİP � (Anlamaz) Kızım benim acelem yok. Ne zaman hazırlarsan o vakit alır giderim. Oraya, buraya koşmaktan daha gazeteye göz atamadım. (Çıkarır, açar) Sen çiçekleri hazırlarken ben de şurada hem okur, hem de biraz dinlenirim�/span>

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Efendim, maksadımı iyi anlatamadım. Çiçeklerim içki sevenleri sevmezler de�/span>

    KATİP �O da ne demek? Çiçeklerin keyfine göre hareket edecek değiliz ya. Parasıyla değil mi? İstersem, dükkandaki bütün çiçekleri bir kamyona doldurur, götürürüm�

    ÇİÇEKKÇİ KIZ �İş sizin bildiğiniz gibi değil efendim. Benim çiçeklerim içki sevenleri değil, Yeşilay kurumunun salonlarını süslemekten zevk alır. Benim çiçeklerim, her felakete kucak açan, kanat geren Kızılay kurumuna layıktırlar�Benim çiçeklerim Çocuk Esirgeme Kurumu�un baktığı yavruların masum başlarını süslerler. Benim çiçeklerim törenlerde alay alay geçen Mehmetçiklerin başına Türk Hava Kurumu uçaklarından demet demet serpilmek isterler�Benim çiçeklerim�/span>

    KATİP � (Sinirlenir, bağırır.) Senin çiçeklerin, senin çiçeklerin�Bıktım senin çiçeklerinden�Sanki çiçekler nereye gideceklerini bilirlermiş gibi bana masal söylüyorsun�/span>

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Masal değil, gerçek�İstersen kendileri size söylesinler�(Çiçeklere) Benim nazlı, güzel çiçeklerim. Konuştuklarımızı duydunuz. İçkisevenler Derneği�e gitmek ister misiniz?

    ÇİÇEKLER � (Hep bir ağızdan)

    Boş yere yorulmasın,

    Biz oraya gitmeyiz.

    Saksımızda çürür de,

    Burayı terk etmeyiz!

    (Katibin burnundan gözlük, koltuğundan çanta düşer. Onları acele toplar, çiçeklere korku ile bakarak kaçar.)

    KATİP � Üstüme iyilik, sağlık�Üstüme iyilik, sağlık�/span>

    (Dernek katibinin palas pandıras kaçışına çiçekçi kız güler. Başını sallar. Gene makasla budama işlerine devam eder. Bu sefer dükkana soluk soluğa bir müşteri daha gelir. Koşarak geldiği için düzgün konuşamaz.)

    MÜŞTERİ �Ça� çabuk�ba�bana bir buket çiçek�Ama çok çabuk (Mendilini çıkarır, terini siler.) Haydi çabuk, ne duruyorsun?

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Efendim, şurada bir dakika dinlenin, yorulmuşsunuz�/span>

    MÜŞTERİ � Yorulmak da laf mı? Yüz metre şampiyonu gibi koşa koşa geldim.

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Çiçek almak için bu kadar aceleye ne gerek vardı?

    MÜŞTERİ � Uçak kalkıyor, uçak�Daha buradan otobüsle havaalanına gitmek, uçak kalkmadan yetişmek lazım�/span>

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Seyahate mi çıkıyorsunuz efendim?

    MÜŞTERİ � Hoppala. Sen gazete muhabiri misin, nesin? Seyahate ben değil, patronum çıkıyor� Gözüne girmek için bir buket çiçek götüreceğim. Seyahatten dönüşünde belki maaşıma zam yapar. Ne yapalım kızım, geçim dünyası�(Saatine bakar.) Eyvah, yirmi dakika kaldı, yetişemeyeceğim. Haydi çabuk ol. (Kalkar.) Yoksa ben şuradan birkaç demet toplar, giderim haa (Çiçeklere atılır. Çiçekçi kız önüne geçer.)

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Yağma yok�Çiçeklerimin bir yaprağına bile dokunamazsınız. Hem siz, patronunuzun gözüne girip ondan zam koparmak için çiçek götürmeyi düşüneceğinize işinizi, görevinizi düşünseniz patronunuzu daha çok memnun edersiniz sanırım.

    MÜŞTERİ �Ben buraya ders almaya değil, çiçek almaya geldim. Paramla değil mi?

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Para ile de olsa çiçeklerim birisini aldatmak, ötekini elde etmek, berikinin gözünü boyamak, hayırsız ve yararsız toplantıları süslemek gibi şeyleri sevmezler�/span>

    MÜŞTERİ � Tuhaf şey�Senin, aklından zorun var galiba�/span>

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Hamdolsun, hiçbir zorum yok�Ben çiçeklerimin fikrini ve arzusunu almadan bir şey yapamam�İsterseniz bir kere de onlara sorayım. (Çiçeklere sorar.) Benim duygulu ve sevgili çiçeklerim. Konuştuklarımızı duydunuz. Siz ne dersiniz?

    ÇİÇEKLER � (Hep bir ağızdan)

    Hayır hayır gitmeyiz,

    Ne olursak olalım.

    Uçakta solmaktansa,

    Şu dükkanda solalım!

    MÜŞTERİ � (Elini kulağına koyar, dışarıyı dinler) İşte bir uçak sesi�(Pencereye koşup bakar.) Evet, uçak havalandı. Bizim zamlar yandı. (Sandalyeye yığılır, baygınlık geçirir. Çiçekçi kız raftan bir çiçek alır. Müşterinin burnuna değdirir. Müşteri ayılır. Şaşkın şaşkın söylenerek çıkar, gider.) Uçak havalandı, zamlar yandı� Uçak havalandı, zamlar yandı�

    ÇİÇEKÇİ KIZ � (Ön plana gelir. bir kenara dayanarak düşünür. Sonra çiçeklere döner.) gördünüz mü benim güzel çiçeklerim? Sabahtan beridir hiçbir şey satamadım. Gelen müşterilerle gitmek istemediniz. Artık kimse de gelmez oldu. Ben sizi su ile hava ile beslerim ama beni kim besleyecek? Evde annem, kardeşim de benim elime bakıyorlar.

     

    ÇİÇEKLERİN KOROSU

    İyi kalpli sahibimiz,

    Sen istersen biz gideriz.

    Ayırmayız iyi, fena,

    Talihimiz buymuş, deriz...

    Fenalardan çoktur, inan

    Bu dünyada iyi insan.

    Gönlün bir an rahat olmaz,

    Bu varlığa inanmazsan.

    İyilikler, doğruluklar,

    Fenalığı er geç kovar.

    Sabredelim biraz daha,

    Gün doğmadan neler doğar.

     

    (Koro bitince kapının çıngırağı çalınır. Çiçekçi kız sevinir. Üstünü, başını düzeltir. Kapıdan iki küçük çocuk başı görünür.)

     

    ÇİÇEKÇİ KIZ �uyurun çocuklar, gelin. Bir şey mi istediniz?

    BİRİNCİ ÇOCUK �(Kapıdan başını uzatarak) Ünlü Bahar Çiçekevi burası mı?

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Burası, burası... Buyurun...

    ÇOCUKLAR � (Etrafa bakınarak girerler.) Günaydın!

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Günaydın kardeşler. Bir emriniz mi var?

    ÇOCUKLAR � Emir filan yok bizde. Okuldan gönderdiler bizi.

    BİRİNCİ ÇOCUK �(Ötekini göstererek) Şey, öğretmenimiz gönderdi. Dedi ki...

    İKİNCİ ÇOCUK �(Arkadaşının sözünü keser.) Dedi ki çarşıya gidin... Cumhuriyet alanında ünlü, ünlü...

    BİRİNCİ ÇOCUK �Bahar Çiçekevi vardır. ona benden selam söyleyin...

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Sağ olun çocuklar.

    BİRİNCİ ÇOCUK �(Yutkunur, tekrarlar) Selam söyleyin.

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Sağ olun...

    İKİNCİ ÇOCUK �(Atılır) Selamdan sonra dedi ki: Bugün okulda müsamere yapacağız. Başarı gösteren çocuklara verilmek üzere oradan karanfil...

    BİRİNCİ ÇOCUK �Menekşe,

    İKİNCİ ÇOCUK �Sümbül,

    BİRİNCİ ÇOCUK �Gül,

    İKİNCİ ÇOCUK �Gelincik,

    BİRİNCİ ÇOCUK �Lale,

    İKİNCİ ÇOCUK �Çiçeklerin en güzellerinden bize bir buket hazırlasın. Alın, gelin dedi. (Arkadaşına) Değil mi?

    BİRİNCİ ÇOCUK �Evet, öyle dedi...

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Öğretmenimizin emri baş üstüne...

    Yalnız bir şey var...

    ÇOCUKLAR � (İkisi birden) Nasıl şey?

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Benim çiçeklerim birbirini çok severler. Hele şu dükkandan hiç ayrılmak istemezler. Buradan giden arkadaşlarının arkasından günlerce, haftalarca ağladıkları olur...

    BİRİNCİ ÇOCUK �Ama biz...

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Evet, siz okuldan geldiniz. Öğretmeniniz dedi ki gidin, Bahar Çiçekevi�den karanfil,

    BİRİNCİ ÇOCUK �Menekşe,

    İKİNCİ ÇOCUK �Sümbül,

    BİRİNCİ ÇOCUK �Gül,

    İKİNCİ ÇOCUK �Gelincik,

    BİRİNCİ ÇOCUK �Lale,

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Gibi çiçeklerden bir buket yaptırın alın, gelin ... değil mi?

    ÇOCUKLAR � (İkisi birden başlarını sallarlar) Evet...

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Evet ama cici kardeşler, demin dediğim gibi, benim çiçeklerim pek nazlı, duygulu şeylerdir. Sabahtan beri kaç müşteri geldi ise hiç biriyle gitmek istemediler. Ama sizin güzel hatırınız için bir de kendilerine sorayım. Bakalım, sizinle gitmek isterler mi?

    BİRİNCİ ÇOCUK �(Hayretle) Kendilerine mi soracaksınız?

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Evet kendilerine soracağım... (Menekşe kılığında giyinmiş olan çocuğun yanına gider.) Sen söyle mavi menekşe, okuldan gelen bu küçük müşterilerim için yapacağım bukete katılmak ister misin?

    (Müzik başlar. Tempoya uyarak Menekşe ortaya gelir.)

    MENEKŞE � Menekşeyi en çok seven.

    Çocuklardır, biliyorum.

    Bunun için ben onlarla,

    Koşup gitmek diliyorum.

    Beni seven, bilen çoktur,

    Benden güzel çiçek yoktur...

    (Şarkı bitince Menekşe yerine geçer.)

     

    BİRİNCİ ÇOCUK �(İkinciye) Biz yanlış geldik galiba. Burası çiçekçi dükkanı değil...

    İKİNCİ ÇOCUK �Ya ne burası?

    BİRİNCİ ÇOCUK �Canlı bebek mağazası olmasın?

    İKİNCİ ÇOCUK �Bilmem ki...

    ÇİÇEKÇİ KIZ � (Gelincik� doğru gider.) Haa. Sen burada mısın Gelincik? Sana git, derim ama kokun yoktur diye seni beğenirler mi bilmem?

    GELİNCİK � (Kalkar, ortaya gelir.)

    Al tenimin rengi parlar,

    Al gelinciği her görende.

    Yeryüzünün en şerefli,

    Bayrağının rengi bende...

    Allardan al güzel rengim!

    Hangi çiçek benim dengim!

    (Şarkı söyler yerine geçer.)

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Allah Allah... Hangi çiçeğe sorsam bu sefer hepsi gitmek istiyor. bu gidişle dükkanı boşaltacaklar...

    BİRİNCİ ÇOCUK �Çiçekçi abla, sen onları keyfine bırakırsan, bu kapalı yerde hiçbiri kalmak istemez. Hele okuldaki müsamereyi bir duysalar, oraya gitmek için can atarlar...

    ÇİÇEKÇİ KIZ � Durun bakalım, bir tanesine daha soralım. Bu dükkanımın en nazlı çiçeğidir. Bakalım o ne diyecek? (Gül kılığına girmiş çocuğa sorar) Benim nazlı gülüm. Yoksa sende mi ötekiler gibi düşünüyorsun? Eğer sen de gitmek istiyorsan hiç olmazsa son bir defa güzel sesini duyayım; mis gibi kokunu ciğerlerime çekeyim...

     

    GÜL �(Ortaya çıkar)

    Çiçeklerin ecesiyim,

    Benden güzel çiçek nerde?

    Yediveren gül yüzünden,

    Bülbül girer türlü derde...

    Ne karanfil, ne de sümbül,

    Şarkı söyler bana bülbül...

    Kısa, hafif bir vals yaparak yerine geçer.)

     

    BİRİNCİ ÇOCUK �(Arkadaşını sahne önüne çeker.) Bana bak, ben korkmaya başladım.

    İKİNCİ ÇOCUK �Ben de...

    BİRİNCİ ÇOCUK �Biz bu konuşan çiçekleri okula götürürsek; bütün seyircilerin ödleri kopar.

    ÇİÇEKÇİ KIZ � (Çocuklara) Sevimli, küçük müşterilerim! Görüyorsunuz ki en değerli çiçeklerim bile artık burada kapalı yaşamaktan bıkmışlar. Başka yerler, başka insanlar görmek istiyorlar. Hakları da var. Ben bile aynı yerde oturmaktan, aynı şeyleri görmekten bıkıyorum. Şimdi söyleyin bana bakayım, okulunuz için hazırlanacak buket kime verilecek? Yoksa okulda...

    ÇOCUKLAR � (İkisi birden) Müsamere var!

    &Cc

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


    25/1/2010 · Kategori: Saglik

    Bir kadının bacak bacak üstüne atması zarif ve şık bir görüntü verebilir, ancak bunun ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu biliyor muydunuz?

    Merkezi Malezya'da bulunan ve Çin genelinde de faaliyet gösteren M.J. Sağlık Yönetimi Merkezi adlı kuruluşun raporunda, bacak bacak üstüne atmanın kan akışını engellediği, buna bağlı olarak kan pıhtılaşması, bel burkulması ve incinmesi, omurga disklerinin kayması ve skolyoz (omurgada anormal eğrilik) gibi ciddi rahatsızlıklara neden olduğu bildirildi.

    18 bin 61 kişiye uygulanan anket sonucunda yayımlanan raporda, modern toplumun standart alışkanlıklarının insan sağlığına etkileri araştırıldı.

    Yaşlıların uyandıktan sonra tansiyon aniden düştüğü ve muvazene kaybına neden olduğu için yataktan hemen kalkmamaları önerilen raporda, yaşlıların uyandıktan sonra en az üç dakika daha uzanarak beklemeleri ve yavaş bir şekilde yataktan doğrulmaları istendi.

    Araştırma sırasında tuvalette çok fazla kalmanın zararı da incelenirken, tuvalette kitap okumanın hemoroid ve kabızlığa davet niteliğinde olduğu ve bağırsaklarda tembelleşmeye sebep olduğu belirlendi.

    Çay ve kahvenin aşırı sıcak tüketimi, bilgisayar ekranına üç saatten fazla bakma, ofislerde devamlı oturarak çalışma ve az su tüketimi gibi modern toplumun alışkanlıklarının da değerlendirildiği rapor, bu "sağlıksız alışkanlıkların" ölüm nedenlerinde yüzde 50'lik bir orana sahip olduğunu belirtiyor.

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


    23/1/2010 · Kategori: Saglik

    Son zamanlarda abartılı bir yağ düşmanlığı durumu var.
     

    “Yağsız yemek”, hatta “sıfır yağlı” beslenmek doğru bir şey zannediliyor. Oysa bu, beslenme hatalarının en önemlilerinden biridir. Sağlığımız için son derece önemli olan yağları fazla miktarda kazanmamız zararlı olabilir ama onları eksik kazandığınız zaman da bazı problemler ortaya çıkabiliyor.

    Burada önemli olan, aşırısından kaçınmak ve zararlı yağlar yerine zararsız ya da faydalı olma ihtimali yüksek olan yağları kullanmaktır. Mesela doymuş yağları, yani tereyağı, tam yağlı süt, peynir, yoğurt, ayranı, yağlı sığır etini, kanatlı hayvanların derilerini azalttığınız zaman sağlığınız için önemli bir adım atmış olursunuz. Bitkisel yağları seçerken de zeytinyağı ağırlıklı bir seçim yapabilirsiniz.

    Omega-3 zengini balığı daha fazla yer, omega-3 yüklü ceviz, öğütülmüş keten tohumu, fındık, semizotu ve yumurtaya beslenme planınızda sık sık yer verirseniz de iyi bir iş yapmış olursunuz. Yani sorun sadece yağları azaltmakla bitmiyor, “iyi-kötü yağ” kavramını bilmek de önemli.

    İYİ KOLESTEROLÜ AZALTIR

    Önemli bir nokta da şu: Beslenmenizdeki yağ miktarını azaltmanız, genellikle daha fazla karbonhidrat yemeniz anlamına geliyor. Az yağlı yemek iddiasında olanlar farkına varmadan daha çok beyaz pirinç, unlu besin, şeker ve nişastalı besinler yemeğe başlıyor.

    Özellikle doymuş yağları azaltıp yerine karbonhidratları koyduğunuz zaman, ne kilonuz ne de toplam kolesterol düzeyiniz zannettiğiniz kadar azalıyor. Azalsa bile arzu edilen hedefe varılamıyor. Ayrıca yağları azaltıp karbonhidrat ağırlıklı bir beslenmeye geçmek önce trigliseridi yükseltiyor, bir süre sonra da iyi kolesterol HDL’yi düşürüyor.

    KİLO ALMAYI KOLAYLAŞTIRIR

    Ayrıca yağı azalttığınız için doymuyorsunuz. Bu durumda daha fazla yiyip kilo almaya başlıyorsunuz. Bir başka önemli nokta da fark edilmeden yoğunlaştırılan karbonhidrat kazanımı pankreasınıza insülin üretmesi için baskı yapmaya başlıyor. Bu baskı hem kilo almanızı kolaylaştırıyor hem de insülin direncine yol açarak bir süre sonra şeker hastalığına sebep olabiliyor.

    Amerika, obezite ile savaşa başlarken yağ tüketiminde ciddi sınırlamalar yaptı. Amerikan halkı 20 yıl öncesine oranla yüzde 5-10 daha az yağ tüketiyor. Ama obezite sorunu gerileyeceği yerde patlama yaptı. Çünkü azalan yağ tüketiminin yerini şekerli meşrubatlar, unu, yağı bol atıştırmalıklar aldı.

    NE YAPMALI?

    Benim tavsiyem, günlük enerji ihtiyacı-nızın en fazla 1/3’ini yağlardan kazanmanız, bu miktarı 1/5’in altına da düşürmemeniz.

    Eğer yağlar nedeniyle oluşabilecek bir sağlık zararından korunmak istiyorsanız, doymuş yağ yerine (tereyağı, iç yağ, kuyruk yağı, tam yağlı etler, süt ve süt ürünleri) doymamış yağları (bitkisel yağlar: ayçiçeği yağı gibi) ve özellikle de tekli doymamış yağları (zeytinyağı) kullanmanız.

    Bir kez daha hatırlatayım: Yağlardan tamamıyla uzak bir beslenme planı yapmaya kalkarsanız sağlığınızı iyileştirmez, tersine kötüleştirirsiniz. Özellikle bazı yağların (omega-3, tekli doymamış yağlar) bedeniniz için ilaç değerinde olduğunu, yağda eriyen vitaminleri (A, D, E, K) sadece yağlarla birlikte kazanabileceğinizi unutmayın.

    Kolay çözümler

    Amacınız, vücudunuza gereği kadar yağ kazandırmak ama ihtiyacınızdan fazla yağın daha çok kilo, daha hızlı sertleşen damarlar olduğunu unutmamak olmalıdır.

    Kötü yağların yerine iyi yağları geçirmeye odaklanmalısınız. Bunun için kurabiye, börek, poğaça pişirirken margarin yerine sağlıklı sıvı yağlar kullanabilirsiniz. Tam yağlı etler yerine yağsız etler tercih edebilirsiniz.

    Tereyağı ile yemek pişirmeyi seyrek başvurulan bir ağız tadı haline getirip zeytinyağı ağırlıklı bir beslenme planı yapabilirsiniz. Margarin kullanırken trans yağlardan arındırıl-mışları tercih edebilirsiniz.

    Mangalda et közlerken yağlı kısımlarını ayırabilir, zararlı yağların kullanılması ihtimali yüksek olan fast food’lardan uzak durabilirsiniz.

    Kısacası sağlıklı yağlarla beslenme konusunda alabileceğiniz kolay birçok önlem var.

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz


    23/1/2010 · Kategori: Saglik

    Dünyaca ünlü nörolog Peter Whitehouse "Alzheimer yok, iyi ya da kötü yaşlanma var" dedi, bilim dünyası karıştı. Türk uzmanlar "Her bunama alzheimer değil" diyor
     

    Yaşlılığın korkulu rüyası, günümüzün en çok araştırmaya konu olan hastalıklarından alzheimer, tıp dünyasında sorgulanır hale geldi. Kimi uzmanlara göre, bu hastalık aslında yaşlılıkla birlikte görülen hafıza kaybından başka bir şey değil ve ilaçlar da fayda etmiyor. Dünyaca ünlü nörolog ve yaşlılık bilimi uzmanı Peter Whitehouse da "Alzheimer hastalığının miti" isimli kitabıyla tartışmayı alevlendiren isim oldu. Ona göre alzheimer, yaşlılıkta görülen hafıza kaybından farklı değil. Sabah Gazetesi'nin haberine göre İsviçre'de iki nörolog Anne Claude Juillerat ve Martial Van der Linden de bu teze destek verenlerden... "Alzheimer yok, sadece iyi yaşlanma ve kötü yaşlanma var" tartışmasına Türk uzmanlar da şöyle katıldı.

    İlaçlar fayda etmiyor
    Doç. Dr. Serdar Dağ (Nörolog): Alzheimer 40-50 yaşlarındaki erken bunamadır. İlerki yaşlarda, beynin hücrelerinin fonksiyon kaybı anlamına gelir. Yaşlılık nedeniyle bazı insanlarda daha fazla beyin hücresi bozulabilir. Bazı insanların cildinin erken kırışması gibi. Ancak ölen beyin hücreleri yerine gelmiyor yani ilaçlar yararsız. Kesin teşhis koymak zor. MR'da çıkıyor ama bu yaşlılıktan mı, hastalıktan mı bilemiyoruz.

    Herkese etkisi farklı
    Prof. Dr. Nevzat Tarhan (Psikiyatrist): San Francisco'da bir matematik profesörü satrançta 8 hamle ötesini görebilirken bunun 5'e düştüğünü fark etmiş. Alzheimer'den şüphelenilmiş ama yapılan incelemede hiçbir belirtiye rastlanmamış. Ölümünden sonra yapılan otopside aslında ciddi alzheimer plağı olduğu saptanmış. Yani hastalarda beyne verdiği zarara göre hastalığın belirtileri ortaya çıkmıyor. Alzheimer bunamanın bir çeşididir, ancak her bunama da alzheimer değildir.

    Her hasta alzheimer değildir
    Doç. Dr. Cem Orhon (Beyin cerrahı): Beyinsel hasar gören bütün yaşlılara alzheimer teşhisi konuluyor. Üniversitelerden bile yanlış alzheimer teşhisi ile hastalar geliyor. Yaşlılık nedeniyle bazı hastaların beyninde hidrosefali yani beyin sulanması oluyor. Bu hastalara alzheimer teşhisi konulup ilaç veriliyor. Hiç işe yaramıyor, ikinci ya da üçüncü evrede yakalarsak beyin pili daha yararlı oluyor.

    ELEŞTİRİLER
     Kesin teşhis edilemiyor.
     Beyindeki bozulma, yaşlılığın doğal sonucu mu bilinmiyor.
     Alzheimer nedeniyle bozulan beyin her hastada başka bulgu veriyor.
     İlaçlar çok etkili olmuyor.

    İDDİALAR
     İyi yaşlanma kötü yaşlanma vardır. Kötü yaşlananlarda alzheimer olur.
     Bazılarının yüzünün erken kırışması gibi beyin yapısı daha erken bozulabilir.
     Alzheimer'daki bulgular yaşlılığa bağlı fonksiyon kayıplarıdır.
     İlaçlar yerine sosyallik ve beyin egzersizleri daha yararlıdır. Az yağlı yemek zararlı olabilir

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz

« Önceki Yazılar :|:

Sohbet

Ödev